Tüm çocukların içine kar yağıyor. Evsiz kalmış, katledilmiş çocukların. İstismara uğramış ve işkence görmüş çocukların içine bir mevsim değil dört mevsim kar yağıyor.
Komşunuzun, akrabanızın ve kendi çocuğunuzun içine kar yağıyor. Öyleyse en yakınınızdaki çocukları kucaklayın evvela. Onların ileride “bir çocuk öldürücüsü” olmaması için bir şeyler yapın. Tüm çocukları olmasa da bazılarını sevin canı gönülden…
Dünyanın en uzun surları Diyarbakır surlarıymış. Bazen kollarımın Diyarbakır surları gibi uzun ve sağlam olmasını istiyorum. Tüm çocuklara ulaşmak için. Güneş çıksa gölge olayım diye, yağmur çiselese kuytu olayım diye. Şu pespaye insanların önüne duvar olayım diye. Kıyamet kopana kadar kaç çocuk daha ölecek, kaç çocuk ölünce birileri kar hanesini işaretleyecek hissetmeyeyim, taş oğlu taş olayım diye!
Yama üzerine yama dikmekten bıkmışım. Örs gibi katılaşmış ruhuma çekiç yemekten bıkmışım. Emanetleri “benim” bilmekten bıkmışım. Kimsenin uğramadığı dükkânlarda nasihat biçmekten bıkmışım. Kainat ilahisinde çatlak sesler duymaktan bıkmışım. Okunan her kitabın silaha dönüşmesinden, egoizmin sıçrattığı kan lekelerini temizlemekten bıkmışım. Ekranda usulca can veren bir çift gözün ruhuma biçtiği kefeni yok saymaktan bıkmışım.
Uyanık olmaktan, görüyor olmaktan, anlıyor olmaktan, sap gibi durmaktan bıkmışım. Şu an sadece başımı bir çocuğun mezarına koyup uyumak istiyorum.
Eskiler uyuyanın üzerine kar yağarmış derler…
Bırakın yağsın.
Ölü bebeklerin içine yağan kar, benim üzerime yağmış çok mu?
ayşegül genç