Peygamber Efendimiz (s.a.v), “Orta yolu size tavsiye ederim. Çünkü her kim çok ince eleyip sık dokumaya kalkarsa din onu yener” buyurmuştur. (Câmiü’s-Sağîr, 3/2706)
Buna örnek olabilecek bir hadise :
Ebu Muhammed Abdullah b. Amr b. El-Âs (ra) anlatır:
Benim “Yaşadığım sürece gündüzleri oruç tutacağım ve geceleri ibadete kalkacağım” dediğimden Resulullah (asm) haberdar olmuştu. Bana:
“Bu sözü söyleyen sen misin?” buyurdu. Ben:
“Evet, ya Resulallah, doğrudur” dedim. Resulullah (asm):
“Böyle yapma. Bazen oruç tut. Gecenin bir kısmında uyu. Gecenin bir kısmında namaza kalkman yeter. Şüphesiz cesedinin senin üzerinde bir hakkı vardır. İki gözünün senin üzerinde bir hakkı vardır. Eşinin senin üzerinde bir hakkı vardır. Misafirlerinin senin üzerinde bir hakkı vardır. Her ayda üç gün oruç tutman sana yeter. Zira sana her iyiliğin on misli sevap vardır. Bu üç günlük oruç yıl orucu gibi olur” buyurdu. Ben:
“Ey Allah’ın Resulü, benim daha fazlasına gücüm yeter!” dedim. Resul-i Ekrem (asm):
“O zaman Allah’ın Peygamberi Hz. Davut (as) orucunu tut. Üzerine fazlalaştırma” buyurdu. Ben:
“Davud orucu nedir?” dedim. Resul-i Ekrem (asm):
“Yılın yarısında tutulan oruçtur. Bir gün oruç tutar, bir gün yersin” buyurdu. Ben:
“Bundan daha fazlasına gücüm yeter” dedim. Allah Resulü (asm):
“Bundan daha faziletli oruç yoktur. En faziletli oruç Davud orucudur” buyurdu.
Abdullah (ra) yaşlandıktan, güç ve kuvvetten düştükten sonra derdi ki:
“Keşke ben Resulullah’ın (s.a.v) tavsiye ettiği üç günlük orucu kabul etmiş olsaydım. Bana ailemden de, malımdan da daha sevimli olacaktı. Fakat heyhat! Şimdi çok geç!”
( Nevevî, R. Sâlihîn, 150.)
Başka bir misal olarak Mecnun el-Muhibb örnek verilebilir. İmam Gazali anlatıyor. Bir gün bu zat; içinde bulunduğu halet-i ruhiyeye uygun olarak “Ya Rab! Beni nasıl istersen öyle dene! Göreceksin ki ben her hal-ü kârda seni severim.” demiş, daha sonra dayanması güç bazı hastalıklara duçar olmuştur.
Yolda yürürken kendisine taş atan çocuklara; “Ne olur, taş atmayın, iyileşmesi için bu yalancı amcanıza dua edin.” diyormuş. Bununla “Her halükârda seni severim, yani her şeyine tahammül ederim.” sözüne atıfta bulunmak istemiştir.