Bildiklerimiz, bilmediklerimizden daha azdır.
O’na şükretmek bile bir nimet olduğuna göre; şükrettiğimiz için de şükretmeliyiz.
Davut Peygamber, bir gün duasında diyor ki: Ya Rabbi, başımdaki hiçbir kıl yoktur ki altında ve üstünde senin nimetin bulunmasın, bu kadar çok nimetlere nasıl şükredilir.
Rabbimiz de şöyle buyuruyor: Ben de biliyom, kullarım benim verdiğim nimetlere karşılık şükredemezler, onlardan bunu istemiyorum, kullarımın buna gücü yetmez.
Nimetlerin benden olduğunu bilmeleri kafidir.
Şükür, yanlız dil ile olmaz, bütün organlarımızla şükretmeliyiz.
Gözün şükrü, yaratıcısının izin verdiği tarzda kullanılmasıdır.
Haramlara bakmamalı, kimseyi hakir görmemeliyiz.
Olabilir ki; o hakir gördüğümüzden kıyamet günü şefaat isteyebiliriz.
Kulakların şükrü yine aynı, ellerin, ayakların ve diğer organları sahibinin izin verdiği gibi kullanılması ile olur, yoksa emanete hıyanet etmiş oluruz.
Bir gece sevgili Peygamberimiz, yatağından kalkar abdest alır, namaz kılmaya başlar, çok uzun ibadet eder.
Aişe validemiz; senin, zaten günahın yok, olsa da affedilmiştir, biraz dinlenseniz dediğinde,’’şükreden bir kul olmayayım mı?’’ diye cevap verir.
Demek ki; şükür hareketlerle de olmalıdır. Yanlız dilimizle şükretmemiz azdır.
En büyük şükrü, en büyük nimete yapmalıyız, o da iman nimetidir. Bağdat’ta, bir duvarın dibinde bir adam görürler, gözleri âmâ, el ve ayakları felç, yüzü cüzzamlı, ama sürekli olarak Rabbine hamd ve şükrediyor.
Bir adamın dikkatini çekmiş ve ona sormuş, Rabbimizin senin üzerinde hangi nimeti var ki şükrediyorsun, halin belli.
Diyor ki: En büyük nimete ben kavuştum. Kalbime kendi sevgisini doldurmuş, bunu çok az kuluna, sevdiği kullarına verir, beni de seviyormuş ki bana da ihsan eyledi.
Bu dünyanın cennetidir, bunun tadını tadanlar bilir, tarif edilemez. Hayatında hiç su görmemiş, içmemiş birine suyu nasıl tarif edersiniz. Ne büyük nimet olduğunu nasıl anlatırsınız.
Kimden gelirse gelsin bütün iyilikler, bütün nimetler Rabbimizden geliyor, kulları vasıtadır, sebeptir.
Onlara da teşekkür edilir, ama onlardan bilinmez. Çünkü o kulları, onların mallarını, onların kalbine bize iyilik yapma arzusunu veren hep yaratıcımızdır.
O’ndan bilmeli, O’nu hatırlamalı ve O’na şükredilmelidir.
______________
NE KADAR DA AZ ŞÜKREDİYORUZ!!!!
![[Resim: 9qfd91186dd20fz6.gif]](http://img147.imageshack.us/img147/9978/9qfd91186dd20fz6.gif)