Hazret-i Aişe radıyu anha Allah Resulü sallu aleyhi vesellemin geceleyin ibadet için kalktığında onar defa “Allahu ekber elhamdulillah subhanellahi ve bihamdihi subhane’l-meliki’l-kuddus estağfirullah la ilahe ill” diye zikredip ardından yine on kere: “Allah’ım! Dünya ve ahiretin sıkıntı ve darlığından Sana sığınırım” şeklinde dua ve niyazda bulunduğunu sonra da namaz kılmaya başladığını haber vermektedir. (Ebu Davud)
Rasulullah sallu aleyhi vesellem lâfzen kısa ancak manası ve fazileti geniş olan zikir ve duaları daha çok severdi. Bir gün sabah namazını kıldıktan sonra Cüveyriye radıyu anha validemiz namaz kıldığı yerde oturmakta iken Efendimiz aleyhissalatu vesselam erkenden evinden çıktı. Kuşluk vakti eve döndüğünde Hazret-i Cüveyriye’nin hala yerinde oturmakta olduğunu gördü:
- Yanından ayrıldığımdan beri hep burada oturup zikirle mi meşgul oldun? Diye sordu. Muhtereme validemiz
- Evet cevabını verince Peygamber Efendimiz aleyhissalatu vesselam şöyle buyurdu:
- Yanından ayrıldıktan sonra üç defa söylediğim şu dört cümle senin sabahtan beri söylediğin zikirlerle tartılacak olsa sevap bakımından onlara eşit olur: “Subhanellahi adede halkıhî ve rıda nefsihî ve zinete arşihî ve midade kelimatihî. (Mahlukatı sayısınca kendisinin hoşnut olacağı kadar Arş’ının ağırlığınca ve bitip tükenmeyen kelimeleri adedince Allah’ı uluhiyet makamına yakışmayan bütün noksan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamd ederim.” (Müslim)
Rasulullah sallu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur: “Dile hafif mizana konduğunda ağır gelen ve Rahman olan Allah’ı hoşnut eden iki cümle vardır: “Subhanellahi ve bi-hamdihî” ve “Subhanellahi'l-azîm.” (Ben Allah’ı ulûhiyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamd ederim. Ben Azim olan Allah’ı ulûhiyet makamına yakışmayan sıfatlardan tekrar tenzih ederim.” (Buhari Müslim)
Cenab-ı Hak kulunun gönlünün her an kendisiyle beraber olmasını murad etmektedir. Nitekim ayet-i kerimede; “Onlar ayaktayken otururken ve yanları üzerindeyken (her vakit) zikrederler…” (Âl-i Îmran 191) buyurmaktadır.
Yukarıdaki hadis-i şeriflerde ise yapılan bu tesbihatın fazileti ve ecrinin büyüklüğü ifade edilmektedir. Yani bir bakıma terğib ve teşvik içindir. Bu itibarla Allah’ı zikretmeyi yalnız bu tesbihata hasretmeyip zikr-i daim halinde bulunmamız ayet-i kerimeler ve hadis-i şerifler muktezasınca zaruridir.
‘Dilin zikirle ıslak olsun’
Abdullah bin Büsr radıyu anh anlatıyor: “Rasulullah Efendimize iki bedevi soru sormak üzere geldiler. Onlardan birisi:
- Ey Allah’ın Resulü insanların hangisi daha hayırlıdır? Dedi. Allah Resulü sallu aleyhi vesellem:
- Ömrü uzun ameli de salih olandır buyurdu. Diğeri de:
- Ey Allah’ın Resulü İslam’ın hükümleri çoğaldı bana öyle bir amel söyle ki ona yapışayım dedi. Rasulullah aleyhissalatu vesselam:
- Dilin daima Allah’ın zikriyle ıslak olsun buyurdu.” (Ahmed IV 188)
Efendimiz aleyhissalatu vesselamın buyurduğu üzere müminin daimi bir zikir halinde bulunması onu gaflet ve nisyandan muhafaza edeceği için Allah’ın emir ve nehiyleri karşısındaki itaat ve teslimiyetinin de ziyadeleşmesine vesile olacaktır. Yani zikir aynı zamanda müminlerin dini hükümleri ifa hususundaki rağbetini artıran manevi bir takviye ve feyz vesilesidir.
Daimi zikir halinde olmak
Her halükarda zikir üzere bulunmaya kendimizi alıştırmamız bizim için en büyük kazanç olacaktır. Muaz bin Cebel radıyu anhu anlatır: “Resul-i Ekrem Efendimize:
- Ya Rasul! Bana bir tavsiyede bulun? Dedim. Allah Resulü sallu aleyhi vesellem:
- Elinden geldiği kadar Allah’a karşı takva sahibi ol. Bulunduğun her taşın ve her ağacın yanında Allah’ı zikret. İşlediğin kötü işten dolayı da gizlisine gizlice açığına açıkça tevbe et buyurdu.” (Heysemi)
Rasulullah sallu aleyhi vesellem bir gün sahabelere zikir halkalarının faziletini beyan ederek:
- Cennet bahçelerine uğradığınızda oradan hakkıyla istifade ediniz buyurdu. Ashab-ı kiram:
- Cennet bahçesiyle neyi kastediyorsunuz ya Rasulellah? Diye sordular. Efendimiz sallu aleyhi vesellem:
- Zikir halkalarını diye cevap buyurdular. (Tirmizi)
Abdullah bin Revaha radıyu anhu Ashab-ı Kiram’dan biriyle karşılaştığı zaman: “Gel (kardeşim!) Allah için bir müddet oturup Rabbimize imanımızı tazeleyelim (O’nu zikredelim)” derdi. Bunun ne demek olduğunu anlayamayan bir sahabe gidip durumu Hazret-i Peygamber’e anlattı. Efendimiz sallu aleyhi vesellem de ona:
- Allah Abdullah bin Revaha’ya rahmet etsin. O meleklerin methettiği (zikir) meclislerini çok sever karşılığını verdi.” (Ahmed b. Hanbel)
Üç sahabenin hali
Abdullah bin Şeddad radıyu anhu şöyle anlatıyor: “Beni Uzre Kabilesi’nden üç kişi Rasulullah sallu aleyhi veselleme geldiler ve Müslüman oldular. Allah Resulü:
- Bunların bakımını kim üstlenir? Diye sordu. Talha radıyu anhu:
- Ben ya Rasul! Dedi.
Onlar Talha radıyu anhın yanında iken Rasulullah sallu aleyhi vesellem bir seriyye gönderdi. O üç kişiden biri bu birlik içinden çıktı ve şehit oldu. Daha sonra bir seriyye daha gönderdi. Bununla da ikincisi çıktı ve o da şehit oldu. Üçüncü şahıs ise bir müddet sonra yatağında vefat etti.
Talha radıyu anh bundan sonrasını şöyle anlatır: “Yanımda kalan bu üç şahsı rüyamda cennette gördüm. Yatağında ölen en öndeydi ikinci sırada şehid olan onu takip ediyordu ilk defa şehit düşen de en sondaydı. Şaşırdım ve bu vaziyet biraz da ağırıma gitti. Hemen Nebi sallu aleyhi veselleme giderek gördüklerimi anlattım. Allah Resulü şöyle buyurdu: ‘Bunda şaşılacak bir şey yok. Allah katında tesbih tekbir ve tehlili dilinden düşürmeden İslam üzere ömür süren müminden daha faziletli bir kimse yoktur.” (Ahmed I 163)
Zikrullah salâvat-ı şerifeler ve Kur’an tilaveti manevi varlığımızın gıdasıdır. Kalp ve ruh dünyamız zikir ile kemale erer. Nitekim Allah-u Zülcelâl: “… Bilesiniz ki kalpler ancak Allah’ı zikretmekle huzur bulur.” (Ra‘d; 28) buyurmaktadır.
Evet Allah’a yakın bir kul olabilmenin yolu daimi zikirden geçmektedir. Rabbimiz hepimize nasip eylesin. (Âmin)
![[Resim: urjn1.jpg]](http://t1311.hizliresim.com/1h/p/urjn1.jpg)
Câhillerden beterdi, âlimlerin hasedi..