You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

dilenciye para verme.

dilenciye para verme.

Kayıtsız
<span style="color: #1C1C1C"><strong>Kayıtsız</strong></span>
dilenciye para verme.
Soru: Dilenmek günah mıdır? Dilencilere para vermek doğru mudur?

Cevap:

Değerli Kardeşimiz;

Dilenciliğin altında hangi sebep yatarsa yatsın, hepimizin tartışmasız kabul edeceği acı bir gerçek vardır. Bu hastalık toplumun kapanmaz, şifa bulmaz bir yarasıdır.

Görüldüğü kadarıyla, dilenen kişiler ya ihtiyar, kötürüm, sakat ve hasta gibi bedenî özürlerinden dolayı iş bulamayan, çalışma imkânından mahrum kimseler; veya özürlü olduğu halde aza kanaat etmeyip kolayından bol paraya göz dikenler yahut bedenen ve ruhen sağlam olup bu yolu bir kazanç ve meslek hâline getirenlerdir.

Toplum hayatında köklü ve esaslı inkılâplar yapan Resul-i Ekrem Efendimizin dilencilik illetine nasıl çareler getirdiğini, ihtiyacı olmadığı halde dilenenlerin mes’uliyetini ve hangi hallerde dilenmenin caiz olabildiğini şu canlı hadise ibretli bir şekilde gözlerimizin önüne sermektedir:

Enes bin Mâlik anlatıyor:

Bir gün Resulullahın (a.s.m.) huzurunda Ensardan birisi gelerek birşey istedi. Resulullah ona sordu:

“Evinde bir şey var mıdır?”

“Evet, yâ ResulAllah, bir çulumuz var. Bir kısmını altımıza seriyoruz, bir kısmıyla da örtünüyoruz. Bir su kabımız var, onunla da su içiyoruz.”

“Öyleyse hemen kalk, çul ve su kabının her ikisini de al, bana getir.”

O kişi gitti, her ikisini de getirdi.

Resul-i Ekrem çulla su kabını eline aldı, hazır olanlara göstererek, “Şu iki eşyayı satın alacak kimse var mı?” diye sordu.

Cemaattan bir zat, “Ben her ikisine de bir dirhem veririm” dedi.

Resulullah iki-üç defa, “Bir dirhemden fazla veren yok mu?” diye tekrarladı. Daha sonra başka birisi, “Ben iki dirheme alırım” dedi. Resulullah çulu ve su kabını o zata sattı. İki dirhemi aldı, eşya sahibine verdi ve şöyle buyurdu:

“Bu paranın bir dirhemi ile yiyecek al, âilene bırak; bir dirhemine de bir balta al, bana getir.”

O adam gitti, bir balta aldı, geldi. Resul-i Ekrem baltaya kendi eliyle bir sap taktı. Sonra da o adama vererek, “Al bunu, git odun kes, topla, sat. Seni on beş gün görmeyeceğim” buyurdu.

O adam gitti, odun kesti, topladı, sattı. Resulullahın huzuruna geldiğinde on beş dirhem kazanmıştı. Bir kısmına giyecek, bir kısmına da yiyecek almıştı. Resulullah bunun üzerine şöyle buyurdu:

“Dilencilik yüzünden siyah bir nokta olarak Kıyamet gününde gelmektense şu hâlin ondan daha hayırlıdır.

“Dilenmek ancak şu üç kişiye caizdir: (1) Toprağa yapıştıran fakirliğe uğrayana (son derece fakir düşene), (2) altından kalkamayacak derecede borç altına girene, (3) ara bulmak için kan parası yüklenen kimseye.” Başka bir rivâyette ise dördüncü bir şart getirilir: “Çok acı veren müzmin bir hastalığa kapılan kimse ihtiyacı kadar isteyebilir.”1

Hadisten açıkça anlaşılan odur ki, çalışamayacak kadar mağdur, sakat ve özürlü olan kişi, kendisine bakacak bir kimse yoksa, devlet de yardım etmiyorsa, ancak zarurî ihtiyacını telâfi edebilecek kadar başkalarından isteyebilir, dilenebilir. Borçluluk hali de buna eklenmektedir.

Bu zarurî hâlin dışında, dilenciliği sırf bir geçim vasıtası haline getirenler büyük bir mes’uliyet altına girmektedir. Bu çeşit kimselere Peygamberimizin ikazı şöyledir:

“Her kim malını çoğaltmak için insanlardan mallarını isterse, o ancak ve ancak ateş parçası ister. Artık bunun ister azını, isterse çoğunu ister.”2

Bu hadis-i şerif, ihtiyacı olmadığı halde dilenmeyi caiz görmeyip Cehennem azabını netice verecek bir iş olduğunu ifadeyle haram saymaktadır.

İşte haram işleyenlerin sayısının artmaması için bu tür kimselerin türemesine meydan vermemek lâzımdır. Duhâ Sûresinde geçen “Birşey isteyeni geri çevirip azarlama” mealindeki âyet-i kerimeden esas murad, ilmî bir mesele soranı, birşey öğrenmek isteyeni geri çevirmemektir. Yoksa her isteyeni boş çevirmemek şeklinde anlaşılmamalıdır.3 Çünkü bu takdirde dilenciliğe yol açılmış olur.

1. Ebû Dâvud, Zekât: 26.
2. Müslim, Zekât: 35.
3. Es-Sâvî, 4: 330.

Mehmed Paksu Helal – Haram
Bunu ilk beğenen sen ol.
Cvp: dilenciye para verme.
sokaktakilere yetişmek mümkin değil ama

kapıya geleni (yiyecekle) boş çevirmemek lazım der bizim sözünü fetva bildiklerimiz...
"rosegul giderayak işlerim var bitirilecek,
giderayak.
ceylanı kurtardım avcının elinden
ama daha baygın yatar ayılamadı.
kopardım portakalı dalından
ama kabuğu soyulamadı.
oldum yıldızlarla haşır neşir
ama sayısı bir tamam sayılamadı.
SEVDALARA DOYULAMADI...rosegul
Bunu ilk beğenen sen ol.
((Meksikalı))
RE: dilenciye para verme.
4831 - Aiz Ibnu Amr radiyallahu anh anlatiyor: "Bir adam Resulullah aleyhissalatu vesselam'dan bir seyler istedi. Aleyhissalatu vesselam da verdi. Adam donmek uzere ayagini kapinin esigine basar basmaz, Aleyhissalatu vesselam:
"Dilenmede olan (kotulukleri) bilseydiniz kimse kimseye birsey istemek icin asla gitmezdi!" buyurdular."
Nesai, Zekat 83, (5, 94, 95).

4832 - Hz. Zubeyr radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
"Kisinin iplerini alip daga gitmesi, oradan sirtinda bir deste odun getirip satmasi, onun icin, insanlara gidip dilenmesinden daha hayirlidir. Insanlar istedigini verseler de vermeseler de."
Buhari, Zekat 50, Buyu' 15.

4833 - Sevban radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam (bir gun):
"Cenneti garanti etmem mukabilinde, insanlardan hicbir sey istememeyi kim garanti edecek?" buyurdular. Sevban radiyallahu anh atilip:
"Ben, (Ey Allah'in Resulu!)" dedi. Sevban (bundan boyle) hic kimseden bir sey istemezdi."
Ebu Davud, Zekat 27, (1643); Nesai, Zekat 86, (5, 96).

4834 - Hz. Muaviye radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
"Istemede israr etmeyin. Vallahi, kim benden bir sey ister, ben ona vermek arzu etmedigim halde, israri (sebebiyle) bir sey kopartirsa, verdigim o seyin bereketini gormez."
Muslim, Zekat 99, (1038); Nesai, Zekat 88, (5, 97, 98).

4835 - Ibnu'l-Firasi'nin anlattigina gore, babasi radiyallahu anh: "Ey Allah'in Resulu! (Ihtiyacimi baskasindan) isteyeyim mi?" diye sormus, Aleyhissalatu vesselam da:
"Hayir, isteme! Ancak istemek zorunda kalmissan, bari salihlerden iste!" buyurmuslardir."
Ebu Davud, Zekat 28, (1646); Nesai, Zekat 84, (5, 95).

4836 - Ibnu Mes'ud radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
"Kim, kendisini mustagni kilacak miktarda mali oldugu halde isterse, Kiyamet gunu, istedigi sey suratinda bir tirmalama veya soyulma veya isirma yarasi olarak gelir!" Yaninda bulunanlar:
"Kisiyi mustagni kilan (miktar) nedir?" diye sordular.
"Kirk dirhem altin veya o kiymette bir baska sey!" buyurdular."
Ebu Davud, Zekat 23, (1626); Tirmizi, Zekat 22, (650); Nesai, Zekat 87, (5, 97); Ibnu Mace, Zekat 26, (1840).

4837 - Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
"Kim (malini artirmak icin) insanlardan dilenirse, o mutlak surette ates talep etmis olur. Oyleyse ister azla yetinsin isterse cogaltmayi istesin, (artik kendisi bilir)!"
Muslim, Zekat 105, (1041).

4838 - Kabisa Ibnu Muharik radiyallahu anh anlatiyor: "Sulh icin diyet (hamale) odemeyi kabullenmistim. Bu hususta yardim istemek icin Resulullah aleyhissalatu vesselam'i aradim ve karsilastik. (Meseleyi acinca):
"Bekle, bize sadaka mali gelecek. O zaman ondan sana da verilmesini emrederim" buyurdular. Sonra da:
"ey Kabisa! Istemek, uc kisi disinda hic kimseye helal olmaz:
-Sulh diyeti (hamale) kabullenen kimse. Buna, gereken miktari buluncaya kadar, istemesi helaldir. Ama o miktara ulasinca, artik istemez.
-Afete ugrayip malini kaybeden kimse. Buna da maisetini temin edecek miktari elde edinceye kadar istemesi helaldir.
-Fakirlige ugrayan adam. Eger kavminden uc kisi, "Falancaya fakirlik isabet etti" diye ittifak ederlerse, gecimine yetecek miktari elde edinceye kadar istemesi helaldir. Bunlar disinda istemek, ey Kabisa haramdir."
Muslim, Zekat 109, (1044); Ebu Davud, Zekat 26, (1640); Nesai, Zekat 86, (5, 96, 97).

4839 - Hz. Enes radiyallahu anh anlatiyor: "Ensari bir zat gelip Resulullah aleyhissalatu vesselam'dan birseyler istemisti.
"Evinde hicbir sey yok mu?" buyurdular. Adam:
"Evet, dedi. Bir culumuz var. Bir kismiyla ortunup, bir kismini da yaygi olarak yere seriyoruz! Bir de su ictigimiz kabimiz var."
"Onlari bana getir!" diye emrettiler. Adam gidip getirdi. Aleyhissalatu vesselam esyalari eline alip:
"Sunlari satin alacak yok mu?" buyurdular. Bir adam:
"Ben bir dirheme satin aliyorum" dedi. Resulullah aleyhissalatu vesselam:
"Bir dirhemden fazla veren yok mu?" dedi ve iki uc sefer tekrarlayarak (acik artirmaya cikardi). Orada bulunan bir adam:
"Ben onlara iki dirhem veriyorum" dedi. Aleyhissalatu vesselam esyalari ona satti. Iki dirhemi alip Ensari'ye verdi ve:
"Bunun biriyle ailen icin yiyecek al, aline ver. Digeriyle de bir balta al bana getir!" buyurdular. Adam gidip bir balta alip getirdi. Resulullah aleyhissalatu vesselam, ona eliyle bir saplik gecirdi. Sonra:
"Git, odun eyle, sat ve onbes gun bana gozukme!" buyurdu. Adam aynen boyle yapti, sonra yanina geldi. Bu esnada on dirhem kazanmis, bunun bir kismiyla giyecek, bir kismiyla da yiyecek satin almisti. Resulullah aleyhissalatu vesselam:
"Bak, bu senin icin, Kiyamet gunu alninda dilenme lekesiyle gelmenden daha hayirlidir!" buyurdu ve sozlerine soyle devam etti:
"Dilenmek, sersefil, fakra dusmus veya rusvay edici borca batmis veya elem verici kana bulasmis insanlar disinda, kimseye caiz degildir."
Ebu Davud, Zekat 26, (1641); tirmizi, Buyu 10, (1218); Ibnu Mace, Ticarat 25, (2198).

4840 - Habesi Ibnu Cunade es-Seluli radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam Arafat'ta vakfede iken bir bedevi gelerek ridasinin bir ucundan tutup, ondan bunu istedi. Aleyhissalatu vesselam da onu ona verdi. Adam ridayi beraberinde alip gitti. Tam o sirada dilenmek haram kilindi. bunun uzerine Aleyhissalatu vesselam:
"Sadaka zengine helal degildir; sagligi yerinde guc kuvvet sahibine de helal degildir. O, sersefil edici, fakre dusen, haysiyeti kirici borca giren, eleme bogan kana bulasan kimseler disinda hic kimseye helal degildir. Oyleyse, kim malini artirmak icin insanlara el acarsa, bu, Kiyamet gunu suratinda cirmalama yaralarina ve cehennemde yiyecegi kizgin taslara donusur. Oyleyse (buyursun) dileyen azla yetinsin, dileyen de cogaltmaya calissin."
Tirmizi, Zekat 23, (653).
Rezin merhum su ziyadede bulunmustur: "Ben, bir adama ihsanda bulunurum. Adam da onu koltugunun altina koyarak alip gider veya yiyip midesine indirir. Halbuki bu, (eger layik degilse) o adam icin atesten baska bir sey degildir."
Resulullah'in bu sozu uzerine Hz. Omer radiyallahu anh:
"Ey Allah'in Resulu! Oyleyse ates olan bir seyi niye veriyorsunuz?" diye sordu. Aleyhissalatu vesselam:
"Allah benim cimri olmami kabul etmedi, insanlar da benden istememeyi kabul etmedi!" cevabini verdi. Orada bulunanlar:
"Dilenmeyi haram kilan zenginlik nedir?" diye sordular. Aleyhissalatu vesselam: "Sabah veya aksam yetecek kadar yiyecektir!" buyurdular."
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.