You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Diğer tüm paylaşımlarım

Diğer tüm paylaşımlarım

Uzman
Diğer tüm paylaşımlarım
Diğer tüm paylaşımlarım :

مَنْ كَانَتْ لَهُ ابْنَةٌ فَأَدَّبَهَا وَأَحْسَنَ أَدَبَهَا وَعَلَّمَهَا فَأَحْسَنَ تَعْلِيمِهَا وَأَوْسَعَ عَلَيْهَا مِنْ نِعْمَةِ اللَّهِ الَّتِي أَوْسَعَ عَلَيْهِ

Bir insanın bir kız çocuğu olur da ona güzel bir terbiye ve talim verir ve Allah'ın verdiği nimetleri ondan esirgemezse, bu onun ile cehennem ateşi arasında bir engel ve perde olur.(Hadis,Kenz-ül Ummal, Hadis: 45391)

عَنِ ابْنِ عُمَرَ ، رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ ، قَالَ : بَيْنَمَا النَّبِيُّ ، صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ، جَالِسٌ وَعِنْدَهُ أَبُو بَكْرٍ ، رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ ، عَلَيْهِ عَبَاءَةٌ قَدْ خَلَّهَا عَلَى صَدْرِهِ بِخِلالٍ ، إِذَا نَزَلَ عَلَيْهِ جِبْرِيلُ ، عَلَيْهِ السَّلامُ ، فَأَقْرَأَهُ مِنَ اللَّهِ السَّلامَ ، وَقَالَ لَهُ : يَا رَسُولَ اللَّهِ ، مَا لِي أَرَى أَبَا بَكْرٍ عَلَيْهِ عَبَاءَةٌ قَدْ خَلَّهَا عَلَى صَدْرِهِ بِخِلالٍ . قَالَ : " يَا جِبْرِيلُ ، أَنْفَقَ مَالَهُ عَلَيَّ قَبْلَ الْفَتْحِ " ، قَالَ : فَأَقْرِئْهُ مِنَ اللَّهِ السَّلامَ . وَقُلْ لَهُ : يَقُولُ لَكَ رَبُّكَ : أَرَاضٍ أَنْتَ عَنِّي فِي فَقْرِكَ أَمْ سَاخِطٌ ؟ قَالَ : فَالْتَفَتَ النَّبِيُّ ، صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ، إِلَى أَبِي بَكْرٍ فَقَالَ : " يَا أَبَا بَكْرٍ ، هَذَا جِبْرِيلُ يُقْرِئُكَ مِنَ اللَّهِ السَّلامَ وَيَقُولُ لَكَ : أَرَاضٍ أَنْتَ عَنِّي فِي فَقْرِكَ هَذَا أَمْ سَاخِطٌ ؟ " قَالَ : فَبَكَى أَبُو بَكْرٍ ، رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ ، وَقَالَ : أَعَلَى رَبِّي أَغْضَبُ ! أَنَا عَنْ رَبِّي رَاضٍ ، أَنَا عَنْ رَبِّي رَاضٍ .

İbn Ömer(ra) anlatıyor : Hz. Peygamber bir gün oturuyordu. Yanında Hz. Ebubekir (ra) de vardı. Ebubekir'in sırtında bir aba vardı. O abayı da göğsüne bir dikenle iliklemişti. O anda Hz. Peygamber'e Cebrail geldi. Allah C.c'tan ona selam getirdi Sonra:

-Ey Allah c.c'ın Resulü! Ne oluyor, Ebubekir'in göğsünde bir dikenle iliklenmiş aba giydiğini görüyorum? dedi.

Hz. Peygamber:

Ey Cebrail! Mekke fethinden önce bütün malını bana harcadı, buyurdu.

Cebrail:

-O halde Allah C.c'tan ona selam söyle ve de ki: "Rabbin sana soruyor, bu fakirlik halinden benden razı mısın, değil misin?" Hz. Peygamber, Ebubekir'e dönerek:

-Ey Ebubekir! Cebrail burada. Allah c.c'tan sana selam getirmiştir ve Rabbin senden "Bu fakirlik halinde benden razı mısın, değil misin?" diye soruyor".

Bunun üzerine Ebubekir Sıddık ağladı ve:

-Ben Rabbime nasıl öfkelenebilirim? Ben Rabbimden razıyım, ben Rabbimden razıyım, dedi.

(Kaynaklar : Ebu Nuaym, el-Hilye, 7/105 ; İbn Hibban, el-Mecruhin, 2/185; Zehebi, Mizanu’l-İtidal, 5/128; Zeynu’l-Iraki, Tahricu Ahadisi’l-İhya-İhya ile birlikte-, 2/166 ; Hatip el-Bağdâdi,Târihul Bağdâdi,387 ; İbn Şâhin,Şerhu Mezahibu ehli sünneh,126 ; Esbabı Nüzül,Hadid suresi,10.ayet tefsiri ; Ebu Nuaym,Fedâilü Hulefâir-Râşidin,63 ; İbn Kesir Tefsiri,Hadis suresi,10.ayet ; Suyûtî,Câmiul Ehâdis,no:42523 ; Aliyyul Muttakî,Kenzul Ummal,no:35649 ; Ebu Nuaym,Fedailus-Sahabe)

Bu hadis rivayeti bazı hadis alimleri tarafından zayıf, bazıları tarafından ise uydurma olarak kabul edilmiştir.


تَفَرَّدَ أَبُو بَكْرٍ الصِّدِّيقُ بِهَذِهِ الْفَضِيلَةِ ، لَمْ يَشْرَكْهُ فِيهَا أَحَدٌ

İbn Şahinin Şerhul Mezahibu Ehli Sünneh eserinde hadisin son kısmında şöyle yazıyor : Ebubekir-i Sıddık (ra) (Peygamberlerden sonra) bu fazilete sahip olan tek kişidir.Başkası buna dahil olmaz.

Hz. Âişe (r.a), Peygamber Efendimiz’i neşeli gördüğü bir gün:

“–Ey Allah’ın Rasûlü, benim için Allah’a dua ediver!” demişti.

Rasûlullah (s.a.v):

“Allah’ım, Âişe’nin geçmiş, gelecek, gizli ve açık bütün günahlarını mağfiret eyle!” diye dua etti.

Hz. Âişe vâlidemiz o kadar mesrûr oldu ki, sevincinden başı önüne düştü.

Rasûlullah (s.a.v):

“–Dua etmem seni sevindirdi mi?” diye sordu.

O da:

“–Senin duan beni neden sevindirmesin ki?” dedi.

Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v):

“–Vallâhi bu, benim ümmetim için her namazda yaptığım duâmdır” buyurdu. (Heysemî, IX, 243; İbn-i Hibbân, Sahîh, XVI, 47/7111)

أَنَّ مُعَاذًا كَانَ إِذَا فَرَغَ مِنْ هَذِهِ السُّورَةِ : " وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ " قَالَ : آمِينَ . آخِرُ تَفْسِيرِ سُورَةِ الْبَقَرَةِ

Muaz (radiyallahu anh) (bakara suresinde) 'Vensurnâ alal kavmil kafirin'i okuyup bitirince 'Amin' dedi.(Taberî Tefsiri,6542 ; İbn Hacer Eskalani,El İcabe fî beyanil Esbâb,1/656)

عَنْ عَطَاءٍ قَالَ : لَمَّا نَزَلَتْ هَذِهِ الْآيَاتُ " رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَا " إِلَخْ ، كُلَّمَا قَالَهَا جِبْرِيلُ لِلنَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ وَسَلَّمَ قَالَ النَّبِيُّ : آمِينَ رَبَّ الْعَالَمِينَ .

Atadan nakledildiğine göre : Rabbena La Tuahiznâ ayetleri inince , Cibril (aleyhisselam) bunları Nebi (sallallahu aleyhi ve selleme) her zaman okuduysa Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) ' Amin,Rabbel Alemin' dedi.(Şevkâni,Fethul Kadir)

عَنْ مَيْسَرَةَ أَنَّ جِبْرِيلَ لَقَّنَ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ وَسَلَّمَ خَاتِمَةَ الْبَقَرَةِ آمِينَ

Meysereh naklediyor : Cibril (aleyhisselam) Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)'e bakara suresinin sonunda amin demesini telkin etti.(öğretti) (Şevkâni,Fethul Kadir)

وَابْنُ أَبِي شَيْبَةَ وَابْنُ جَرِيرٍ وَابْنُ الْمُنْذِرِ عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ أَنَّهُ كَانَ إِذَا فَرَغَ مِنْ قِرَاءَةِ هَذِهِ السُّورَةِ قَالَ : آمِينَ

İbn Ebi Şeybe ve İbn Cerir naklediyor: Muaz b. Cebel (radiyallahu anh) bu sureyi (bakarayı) okumayı bitirdiğinde Amin derdi.(Şevkâni,Fethul Kadir)

جُبَيْرِ بْنِ نُفَيْرٍ أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ : آمِينَ آمِينَ

Cübeyr b. Nüfeyrinde Amin Amin dediği naklediliyor.(Şevkâni,Fethul Kadir)




عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ وَسَلَّمَ قَالَ : " مَنْ قَرَأَ الْآيَتَيْنِ مِنْ آخِرِ سُورَةِ الْبَقَرَةِ فِي لَيْلَةٍ كَفَتَاهُ " .

Şeyheyn naklediyor: İbn Mes'ud rivayet ediyor : Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu : Kim bakara suresinin son iki ayetini gece okursa o (okuduğu) ona yeter.(Şevkâni,Fethul Kadir)



قَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ سَيَأْتِي عَلَى النَّاسِ سَنَوَاتٌ خَدَّاعَاتٌ، يُصَدَّقُ فِيهَا الْكَاذِبُ، وَيُكَذَّبُ فِيهَا الصَّادِقُ، وَيُؤْتَمَنُ فِيهَا الْخَائِنُ، وَيُخَوَّنُ فِيهَا الأَمِينُ، وَيَنْطِقُ فِيهَا الرُّوَيْبِضَةُ، قِيلَ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَمَا الرُّوَيْبِضَةُ؟ قَالَ الرَّجُلُ التَّافِهُ يَنْطِقُ فِي أَمْرِ الْعَامَّةِ رواه ابن ماجه


Allah Rasülü Buyurdular ki: ‘İnsanlar üzerine öyle aldatıcı yıllar gelir ki o zamanda yalancı doğrulanır, doğru yalanlanır, haine güvenilir, emin kimseye güvenilmez! O zamanda Rüveybida konuşur.

Denildi ki: −Rüveybida nedir?

Akılsız, bilgisi kıt kimse toplumun işi hakkında konuşur’

[Ahmed b. Hanbel,Müsned,7712]





مَنْ أَحَبَّ أَنْ تُسِرَّهُ صَحِيفَتُهُ فَلْيُكْثِرْ فِيهَا مِن الْاِسْتِغْفَارِ

“Kim amel defteriyle mutlu olmak isterse, oraya çok istiğfar yazdırsın.” (Kenzü’l-ummâl, 1/475, hadis no: 2065)

İstiğfar: Allahtan bağışlanma dilemek,af dilemek demektir.


Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 03-06-2014, Saat:09:49 AM, Düzenleyen: Ahmed1.
Uzman
RE: Kimin bir kız çocuğu olur da...
مَنْ قَالَ أَسْتَغْفِرُ اللَّهَ الْعَظِيمَ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ غُفِرَتْ ذُنُوبُهُ وَإِنْ كَانَ فَرَّ مِنَ الزَّحْفِ

Peygamber(sav) buyurdular ki : Kim 'Estağfirullahel Azimellezi La ilahe İlla hüvel hayyul kayyumu ve etubu ileyh' derse savaştan kaçsa bile günahları affedilir.(Tirmizi, Merfuen nakletmiştir ; Fethul Bâri,5947 )

Manası: Kendisinden başka İlah olmayan,hayy(gerçek hayat sahibi) ve kayyum( herşeyi idare eden) Allahtan af dilerim ve ona tevbe ederim.

مَنِ اسْتَغْفَرَ اللَّهَ فِي دُبُرِ كُلِّ صَلاةٍ ثَلاثَ مَرَّاتٍ ، فَقَالَ : أَسْتَغْفِرُ اللَّهَ الَّذِي لا إِلَهَ إِلا هُوَ الْحَيَّ الْقَيُّومَ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ ، غَفَرَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ ذُنُوبَهُ ، وَإِنْ كَانَ قَدْ فَرَّ مِنَ الزَّحْفِ " .
مَنْ قَالَ دُبُرَ كُلِّ صَلاةٍ : أَسْتَغْفِرُ اللَّهَ الَّذِي لا إِلَهَ إِلا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ ، وَأَتُوبُ إِلَيْهِ ، غُفِرَ لَهُ ، وَإِنْ كَانَ فَرَّ مِنَ الزَّحْفِ

Diğer rivayette her namazın arkasında üç defa diye geçer.(Taberâni,Mucemus Sağir,807)

قَالَ أَبُو نُعَيْمٍ الْأَصْبِهَانِيُّ : هَذَا يَدُلُّ عَلَى أَنَّ بَعْضَ الْكَبَائِرِ تُغْفَرُ بِبَعْضِ الْعَمَلِ الصَّالِحِ وَضَابِطُهُ الذُّنُوبُ الَّتِي لَا تُوجِبُ عَلَى مُرْتَكِبِهَا حُكْمًا فِي نَفْسٍ وَلَا مَالٍ وَوَجْهُ الدَّلَالَةِ مِنْهُ أَنَّهُ مَثَّلَ بِالْفِرَارِ مِنَ الزَّحْفِ وَهُوَ

مِنَ الْكَبَائِرِ فَدَلَّ عَلَى أَنَّ مَا كَانَ مِثْلَهُ أَوْ دُونَهُ يُغْفَرُ إِذَا كَانَ مِثْلَ الْفِرَارِ مِنَ الزَّحْفِ فَإِنَّهُ لَا يُوجِبُ عَلَى مُرْتَكِبِهِ حُكْمًا فِي نَفْسٍ وَلَا مَالٍ

Ebu Nuaym diyor ki : Bu hadis gösteriyor ki bazı büyük günahlar bazı ameli salih ile affedilir.....(Fethul Bâri,5947)

قِيلَ : هَذَا يَدُلُّ عَلَى أَنَّ الْكَبَائِرَ تُغْفَرُ بِالتَّوْبَةِ وَالِاسْتِغْفَارِ
وَهُوَ إِجْمَاعٌ بِلَا نِزَاعٍ

Denildi ki : Bu hadis büyük günahların tevbe-i istiğfar ile af olunacağına delil teşki eder.Bu konuda icma edilmiştir.İhtilaf yoktur.(Müşketul Mesabih,2353)

عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ , قَالَ : " مَنْ قَالَ بَعْدَ كُلِّ صَلاةٍ : أَسْتَغْفِرُ اللَّهَ الَّذِي لا إِلَهَ إِلا هُوَ الْحَيَّ الْقَيُّومَ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ , ثَلاثَ مَرَّاتٍ , كَفَّرَ اللَّهُ عَنْهُ ذُنُوبَهُ , وَإِنْ كَانَ فَرَّ مِنَ الزَّحْفِ

Bu hadis İbn Ebi Şeybe,Musannefte İbn Mes'ud ve Muaz b. Cebelin de sözü olarak nakledilmiştir.

Muaz b. Cebel (ra) şöyle demiş : Her namazdan sonra kim şöyle derse ...............diye geçiyor.

قال حاتم الأصم العجلة من الشيطان إلا في خمسة فإنها من سنة رسول الله صلى الله عليه و سلم إطعام الضيف وتجهيز الميت وتزويج البكر وقضاء الدين والتوبة من الذنب

İmam Gazali, Hatem-i Esam'ın şöyle dediğini rivayet eder: Şu beş şey dışında acele etmek şeytandandır. Zaten bu beş şey de Peygamber (s.a.v)'in sünnetindendir.

Yemek yedirmek. Ölüyü kefenleyip hazır hale getirmek. Bekarları evlendirmek. Borcu Ödemek ve günahlardan tevbe etmek.(İmam Gazâlî,İhya,2/16)



Bir hadisi şerifte şöyle denilmiştir:

التَّأَنِّي مِنَ اللَّهِ وَالْعَجَلَةُ مِنَ الشَّيْطَانِ

Temkinli(sabırlı) olmak Allahtan , acele etmek ise şeytandandır.(Beyhakî,Sünenül Kübra,10/104 , hadis no:3011)

اخْتَلَفَ الْعُلَمَاءُ فِي مَشْرُوعِيَّةِ التَّوَسُّل بِالنَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بَعْدَ وَفَاتِهِ كَقَوْل الْقَائِل: اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُك بِنَبِيِّك أَوْ بِجَاهِ نَبِيَّك أَوْ بِحَقِّ نَبِيَّك، عَلَى أَقْوَالٍ:

Alimler , Nebi (sallallahu aleyhi vesellem)'in vefatından sonra onunla tevessül etmenin meşrûiyyeti hakkında ihtilaf etmiştir.Yani ''Allahım senden Nebin için veya Nebinin câhı için, veya Nebinin hakkı için istiyorum.'' sözünün söylenmesi gibidir.

ذَهَبَ جُمْهُورُ الْفُقَهَاءِ (الْمَالِكِيَّةُ وَالشَّافِعِيَّةُ وَمُتَأَخِّرُو الْحَنَفِيَّةِ وَهُوَ الْمَذْهَبُ عِنْدَ الْحَنَابِلَةِ) إِلَى جَوَازِ هَذَا النَّوْعِ مِنَ التَّوَسُّل سَوَاءٌ فِي حَيَاةِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَوْ بَعْدَ وَفَاتِهِ

Fakihlerin çoğu (Mâlikiler,Şâfîler,Hanefîlerin müteahhirun Alimleri ve Hanbelî mezhebinin görüşü) bu tür tevessül şeklinin Nebi (sallallahu aleyhi vesellem)'in hayatında da ölümünden sonrada caiz olduğu şeklindedir.


(El Mevsuatul Fıkhiyyetul Kuveytiyye: 14/156)

رُوِيَ عَنْ جَعْفَرٍ الصَّادِقِ أَنَّهُ قَالَ : مَنْ حَزَبَهُ أَمْرٌ فَقَالَ خَمْسَ مَرَّاتٍ : رَبَّنَا ، أَنْجَاهُ اللَّهُ مِمَّا يَخَافُ وَأَعْطَاهُ مَا أَرَادَ ، وَقَرَأَ هَذِهِ الْآيَةَ ، قَالَ : لِأَنَّ اللَّهَ حَكَى عَنْهُمْ أَنَّهُمْ قَالُوا خَمْسَ مَرَّاتٍ : رَبَّنَا ، ثُمَّ أَخْبَرَ أَنَّهُ

اسْتَجَابَ لَهُمْ .

Caferi Sadık(ra) rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : Kime azim,şedid bir iş isabet ettiyse ve 5 kere Rabbena derse Allah onu korktuğundan kurtarır ve istediğini verir.

(Tefsirul Kebir,Fahreddin Râzî)



حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ قَالَ حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ صَالِحٍ حَدَّثَنِي الْحَسَنُ بْنُ جَابِرٍ عَنْ الْمِقْدَامِ بْنِ مَعْدِيكَرِبَ الْكِنْدِيِّ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ يُوشِكُ الرَّجُلُ مُتَّكِئًا عَلَى أَرِيكَتِهِ

يُحَدَّثُ بِحَدِيثٍ مِنْ حَدِيثِي فَيَقُولُ بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ كِتَابُ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ مَا وَجَدْنَا فِيهِ مِنْ حَلَالٍ اسْتَحْلَلْنَاهُ وَمَا وَجَدْنَا فِيهِ مِنْ حَرَامٍ حَرَّمْنَاهُ أَلَّا وَإِنَّ مَا حَرَّمَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مِثْلُ مَا حَرَّمَ اللَّهُ

El-Mikdam b. Ma'dîkerib el-Kindiy (Radiyallahu anh)'den rivayet edildiğine göre

Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)buyurdular ki :

Süslü tahtına —koltuğuna— yaslanmış adama, benim hadislerimden birisi okunur da o (kişi)nin, vaziyetini hiç bozmadan

''Bizlerle sizler arasında Allah Teâlâ'nm Kitabı vardır. Ondan bulduğumuz helâl şeyleri, helâl sayıyoruz, haram olarak bulduğumuz şeyleri de haram kabul ediyoruz.'' (Yani bu hadis Kur'an'da bulunan hükümlerin dışındadır. Onun için bu hadise itibar etmeyiz.)

diyebilme zamanı yaklaşmıştır. Sizleri ikaz ediyorum! (Kur'an-ı Kerim'-de bulunan bütün hükümler haktır.)

Ve Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in haram kıldığı şeyler Allah Taâlâ'nm haram kıldığı şeyler gibidir. (Kitab ve Sünnet arasında bir ayırım yapılamaz.)

Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 1/23-24

أَلْجِنُّ يَسْتَمْتِعُونَ بِمَتَاعِ الْاِنْسِ وَثِيَابِهِمْ فَمَنْ أَخَذَ مِنْكُمْ ثَوْبًا أَوْ وَضَعَهُ فَلْيَقُلْ (بِسْمِ اللّٰهِ) فَإِنَّ اسْمَ اللّٰهِ طَابِعٌ.”

Safvân İbn-i Selîm’in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir:

“Cinler insanların eşyâ ve elbisesini kullanırlar. Sizden hanginiz bir elbise alır veyâ koyarsa Besmele çeksin zîrâ Allâh-ü Teâlâ’ nın ismi mühürdür.”

(Suyutî, D Mensur, 1/26.)



عَنْ أَبِي جَعْفَرٍ أَنَّ أَبَاهُ عَلِيَّ بْنَ حُسَيْنٍ قَاسَمَ اللَّهَ مَالَهُ مَرَّتَيْنِ , وَقَالَ : إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الْمُؤْمِنَ الْمُذْنِبَ التَّوَّابَ

Ebu Ca'ferin babası Ali bin Hüseyin (Hz.Hüseyinin oğlu Zeynel Abidin) malını Allah yolunda iki kez taksim eder ve şöyle der :

Hiç şüphe yok ki Allah , günahkar olup çok çok tevbe eden mü'min kulunu sever

İbn Sa'd , Tabakatul Kubra

هَلْ الْأَذَانُ أَفْضَلُ مِنْ الْإِمَامَةِ ، أَوْ لَا ؟
Ezan okumak imametten daha faziletli midir? Yoksa değil midir

فَرُوِيَ أَنَّ الْإِمَامَةَ أَفْضَلُ
İmamlığın daha faziletli olduğu rivayet edilmiştir

لِأَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ تَوَلَّاهَا بِنَفْسِهِ , وَكَذَلِكَ خُلَفَاؤُهُ
Çünkü Nebi(sav) bizzat bunu kendisi çevirmiştir(yapmıştır) ve halifeleri de yapmıştır

وَلَمْ يَتَوَلَّوْا الْأَذَانَ ، وَلَا يَخْتَارُونَ إلَّا الْأَفْضَلَ
Ezanı ise bizzat kendileri okumadılar.Çünkü onlar ancak en faziletli olanı yaparlar

وَلِأَنَّ الْإِمَامَةَ يُخْتَارُ لَهَا مَنْ هُوَ أَكْمَلُ حَالًا وَأَفْضَلُ
Çünkü en faziletli ve hal olarak olgun olan kimse İmamlığı seçer

وَالثَّانِيَةُ : الْأَذَانُ أَفْضَلُ
İkinci görüş Ezanın daha faziletli olduğudur

وَهُوَ مَذْهَبُ الشَّافِعِيِّ ; لِمَا رَوَيْنَا مِنْ الْأَخْبَارِ فِي فَضِيلَتِهِ
Bu görüş İmam Şafinin görüşüdür.Nitekim onun fazileti hakkında naklettiğimiz hadisler vardır


الْأَذَانُ إعْلَامٌ بِوَقْتِ الصَّلَاةِ Ezan namazın vaktini bildirmektir
وَالْأَصْلُ فِي الْأَذَانِ الْإِعْلَامُ Ezanda bildiri asıldır

قَالَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ : { وَأَذَانٌ مِنْ اللَّهِ وَرَسُولِهِ } أَيْ : إعْلَامٌ
Nitekim Allah Tevbe suresinde ''Allah'tan ve O'nun resûlünden insanlara bir ezandır'' buyuruyor.Yani bildiridir

وَالْأَذَانُ الشَّرْعِيُّ هُوَ اللَّفْظُ الْمَعْلُومُ الْمَشْرُوعُ فِي أَوْقَاتِ الصَّلَوَاتِ لِلْإِعْلَامِ بِوَقْتِهَا
Şer'i manada Ezan : Namaz vakitlerinde ,vaktin bildirilmesi için meşru bilinen lafzdır

وَفِيهِ فَضْلٌ كَثِيرٌ وَأَجْرٌ عَظِيمٌ
Onda çok fazilet ve büyük mükafat vardır

Kaynak: [İbn Kudâme,El Muğnî,242]


Bunu ilk beğenen sen ol.
Uzman
RE: Kimin bir kız çocuğu olur da...


الصَّلَاةُ فِي اللُّغَةِ الدُّعَاءُ ، قَالَ اللَّهُ تَعَالَى { وَصَلِّ عَلَيْهِمْ إنَّ صَلَاتَكَ سَكَنٌ لَهُمْ } أَيْ اُدْعُ لَهُمْ

Namaz lügatte dua demektir.Yüce Allah şöyle buyurmaktadır :''Onlara salat et.Şüphesiz senin salatın onlar için sekinettir''

Yani 'Onlar için dua et' demektir

وَهِيَ فِي الشَّرْعِ عِبَارَةٌ عَنْ الْأَفْعَالِ الْمَعْلُومَةِ
Şer'i manada ise yapılışı ma'lum olan bir ibadettir

وَهِيَ وَاجِبَةٌ بِالْكِتَابِ وَالسُّنَّةِ وَالْإِجْمَاعِ
Ve o Kuran,sünnet ve İcma ile yapılması gereken bir vecibedir

وَالصَّلَوَاتُ الْمَكْتُوبَاتُ خَمْسٌ فِي الْيَوْمِ وَاللَّيْلَةِ
Gecesinde ve gündüzünde farz namazlar beştir
وَلَا خِلَافَ بَيْنَ الْمُسْلِمِينَ فِي وُجُوبِهَا
Müslümanlar arasında onun vucubu için bir ihtilaf yoktur

وَقَالَ عَلَيْهِ السَّلَامُ { الْوِتْرُ حَقٌّ
Nebi(sav) ''Vitr hakdır'' demiştir

وَقَالَ أَبُو حَنِيفَةَ : الْوِتْرُ وَاجِبٌ
Ebu Hanife de : Vitr vaciptir demiştir

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ { فَرَضَ اللَّهُ عَلَى أُمَّتِي خَمْسِينَ صَلَاةً }
Resulullah)sav) şöyle demiştir : Allah ümmetime 5 vakit namazı farz kıldı




لا تَسُبُّوا الدِّيكَ ، فَإِنَّهُ يُوقِظُ لِلصَّلاةِ

Resulullah(sav) şöyle buyurdular :Horoza sövmeyin.Zira o namaz için uyandırır.

Diğer rivayetler:

Horoz sesleri işittiğinizde Allah’ın fazlından isteyiniz. Zira o horoz bir melek görmüştür. Siz merkep anırması duyarsanız şeytandan Allah’a sığınınız. Zira o merkep bir şeytan görmüştür.

.....O, sesinin gittiği yere kadar cinni kovar.

....sesi namazı, kanatlarını çırpması rükuu ve secdesidir.

...Üç ses vardır ki, Allah onları sever: Horozların sesi, Kur’an okuyanların sesi, seherlerde af dileyenlerin sesi.

........Horoz namazı haber verir.

......Geceleyin merkep anırması, köpek havlaması veya horoz sesi işittiğinizde şeytandan Allah’a sığının. Çünkü onlar sizin görmediklerinizi görüyorlardır.


[Ramuz El-Hadis,Horozun Ötmesi,Büyü,Sihr,Cin babları]

رُبَّ عَابِدٍ جَاهِلٍ ، وَرُبَّ عَالمٍ فَاجِرٍ ، فَاحْذَرُوا الجُهَّالَ مِنَ العُبَّادِ ، والفُجَّارَ مِنَ الْعُلَمَاءِ ، فَإِنَّ أُولَئِكَ فِتْنَةُ الفُتَنَاءِ

Bir hadiste : Çok ibadet eden (bile olsa) Cahili bırakın'' denilmektedir.(İbn Asâkir,3)

اتَّقُوا فِتْنَةَ الْعَابِدِ الْجَاهِلِ

Ömer b.Abdul Aziz de şöyle diyor : İbadet eden fakat Cahil olandan sakının.

لَا تَتَكَلَّمُوا بِالْحِكْمَةِ عِنْدَ الْجَاهِلِ

Hâkim Müstedrekinin bir babında Hz.İsa(as) şöyle demiş : ''Cahilin yanında hikmetli söz söylemeyin.''

إِنَّ عِيسَى ابْنَ مَرْيَمَ - صَلَوَاتُ اللَّهِ عَلَيْهِ وَسَلَامُهُ - قَامَ فِي بَنِي إِسْرَائِيلَ فَقَالَ : يَا بَنِي إِسْرَائِيلَ لَا [ ص: 385 ] تَتَكَلَّمُوا بِالْحِكْمَةِ عِنْدَ الْجَاهِلِ

Hâkim Müstedrekte naklediyor : Hz.İsa(as) İsrail oğullarının yanında ayağa kalktı ve şöyle dedi :

Ey İsrail Oğulları ! Cahilin yanında hikmetli söz söylemeyin.Yoksa zulmetmiş olursunuz.

هَذَا حَدِيثٌ صَحِيحٌ
Hakim rivayet için sahih demiştir.

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سُلَيْمَانَ بْنِ الْأَشْعَثِ , ثنا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ بْنِ سَعِيدِ بْنِ كَثِيرٍ , ثنا أَبِي ح وَحَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ الْعَبَّاسِ الْوَرَّاقُ , نا عَبَّاسُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ التَّرْقُفِيُّ , [ص:502] ح وَحَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ يَعْقُوبَ
الْأَزْرَقُ , نا أَحْمَدُ بْنُ الْفَرَجِ أَبُو عُتْبَةَ , قَالَا: نا عُثْمَانُ بْنُ سَعِيدٍ , عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ مُهَاجِرٍ , عَنْ سُلَيْمِ بْنِ عَامِرٍ , عَنْ أَبِي عَامِرٍ الْخَبَايِرِيِّ , عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ , أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «مَا مِنْ

صَلَاةٍ مَكْتُوبَةٍ إِلَّا بَيْنَ يَدَيْهَا رَكْعَتَانِ». لَفْظُ ابْنِ أَبِي دَاوُدَ , وَقَالَ الْعَبَّاسُ: مَا مِنْ صَلَاةٍ مَفْرُوضَةٍ

Abdullah b. Zübeyr(ra) rivayet ediyor:Resulullah(sav) buyurdular ki : “Hiçbir farz namaz yoktur ki, öncesinde iki rekâtolmasın” (İbn Hibbân, VI, 208, 35; ed-Dârekutnî, I, 267)


وَعَنْ عَائِشَةَ أَنَّهُ - عَلَيْهِ الصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ - كَانَ يُصَلِّي قَبْلَ الْعِشَاءِ أَرْبَعًا ، ثُمَّ يُصَلِّي بَعْدَهَا أَرْبَعًا ثُمَّ يَضْطَجِعُ

Aişe(r.anha) rivayet ediyor: Nebi(sav) yatsıdan önce 4 rekat yatsıdan sonra 4 rekat kılardı....

Bu rivayetin diğer kaynakları : (El Bahrur-Râik Kenzu Dekaik ; Şerhu Nurul İzah ; 146,1 ; El-Fıkhı ala Mezahibil Erbaa,298,1 ;Haşiyetut Tahavi,190,1)

روَى ابْنُ السُّنِّيِّ عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «مَنْ قَالَ فِي كُلِّ يَوْمٍ حِينَ يُصْبِحُ وَحِينَ يُمْسِي: حَسْبِيَ اللَّهُ لا إِلهَ إِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ سَبْعَ

مَرَّاتٍ كَفَاهُ اللَّهُ تَعَالَى مَا أَهَمَّهُ مِنْ أَمْرِ الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ». حَسْبِيَ اللَّهُ مَعْنَاهُ اللَّهُ يَكْفِينِي مَا أَهَمَّنِي.

İbn Sünni naklediyor:Ebu Derda(ra) rivayet ediyor : Peygamber (sav) şöyle buyurdu : Kim sabah ve akşam 7 kere''Hasbiyallahu Lâ ilahe İlla hüve.Aleyhi tevekkeltu ve hüve Rabbul Arşil Azim'' derse Allah onun üzüldüğü,altüst olduğu dünya ve ahiret işlerine kafi gelir

Duanın Ma'nâsı : Allah bana yeter.Ondan başka ilah yoktur.Ona tevekkül ettim.Ve o büyük arşın Rabbıdır.

Hasbiyallah kelimesinin ma'nâsı : Benim üzüldüğüm,beni altüst eden şeylerde Allah bana kafi gelir



Ebu Ubeyde bin Cerrah(ra)


الْجُزْءُ الْأَوَّلُ : Birinci Cüz

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيْمِ، وَبِهِ نَسْتَعِيْنُ :

Rahman ve Rahim olan Allahın ismiyle başlıyorum.Ve ondan yardım isteriz.

أَبُو عُبَيْدَةَ بنُ الجَرَّاحِ عَامِرُ بنُ عَبْدِ اللهِ : Ebu Ubeyde b. Cerrah Amir b. Abdullah

ابْنِ الجَرَّاحِ بنِ هِلاَلِ بنِ أُهَيْبِ بنِ ضَبَّةَ بنِ الحَارِثِ بنِ فِهْرِ بنِ مَالِكِ بنِ النَّضْرِ بنِ كِنَانَةَ بنِ خُزَيْمَةَ بنِ مُدْرِكَةَ بنِ إِلْيَاسَ بنِ مُضَرَ بنِ نِزَارِ بنِ مَعَدِّ بنِ عَدْنَانَ القُرَشِيُّ، الفِهْرِيُّ، المَكِّيُّ

Nesebi : İbn Cerrah b. Hilal b.Uheyb b. Dabbe b. Haris b. Fihr b. Malik b. Nadr b. Kinane b. Hüzeyme b. Mudrike b. İlyas b.Mudar b. Nizar b. Meadd b. Adnan El Kureyşîdir.

Fihrîdir.Mekkelidir.

أَحَدُ السَّابِقِيْنَ الأَوَّلِيْنَ

Es-Sabikun El-evvelun (İlk muhacirlerden) dir.

يَجْتَمِعُ فِي النَّسَبِ هُوَ وَالنَّبِيُّ -صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ- فِي فِهْرٍ

Onun ve Nebi(sav)'in nesebi fihr'de birleşir.

شَهِدَ لَهُ النَّبِيُّ -صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ- بِالجَنَّةِ، وَسَمَّاهُ: أَمِيْنَ الأُمَّةِ، وَمَنَاقِبُهُ شَهِيْرَةٌ جَمَّةٌ

Nebi(sav) onun cennetlik olduğuna şahitlik etmiştir.Ve onu Ümmetin Emîni olarak isimlendirmiştir.Kendisinin Menkıbeleri çok meşhurdur.

(Zehebî,Siyeru A'lâmun-Nubelâ,1/6)


رَوَى أَحَادِيْثَ مَعْدُوْدَةً
Ebu Ubeyde (ra) sayılı hadis rivayet etmiştir.

أحاديثه في مسند أحمد 1 / 195 - 196، وعددها اثنا عشر حديثا
Hadisleri Müsnedi Ahmed'de 195-196/1 , Sayısı 12 kadardır.

وَغَزَا غَزَوَاتٍ مَشْهُوْدَةً
Bilinen gazvelerde gazâ yapmıştır.(savaşa katılmıştır)

حَدَّثَ عَنْهُ: العِرْبَاضُ بنُ سَارِيَةَ، وَجَابِرُ بنُ عَبْدِ اللهِ، وَأَبُو أُمَامَةَ البَاهِلِيُّ، وَسَمُرَةُ بنُ جُنْدَبٍ، وَأَسْلَمُ مَوْلَى عُمَرَ، وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بنُ غَنْمٍ، وَآخَرُوْنَ

Ondan hadis rivayet edenler : El-İrbâd b. Sariye , Cabir b. Abdullah , Ebu Umame El-Bahili , Semure b.Cundeb , Ömerin azatlısı Eslem , Abdurrahman b. Ğanm ve sonrakiler ...

لَهُ فِي (صَحِيْحِ مُسْلِمٍ) حَدِيْثٌ وَاحِدٌ، وَلَهُ فِي (جَامِعِ أَبِي عِيْسَى) حَدِيْثٌ، وَفِي (مُسْنَدِ بَقِيٍّ) لَهُ خَمْسَةَ عَشَرَ حَدِيْثاً

Ebu Ubeyde(ra)'ın ''Sahihi Müslim''de ve ''Camiu Ebi İsa''da 1 hadisi , ''Müsnedi Baki'' de 15 hadisi vardır.

أَخْبَرَنَا أَبُو المَعَالِي مُحَمَّدُ بنُ عَبْدِ السَّلاَمِ التَّمِيْمِيُّ، قِرَاءةً عَلَيْهِ فِي سَنَةِ أَرْبَعٍ وَتِسْعِيْنَ وَسِتِّ مَائَةٍ، أَنْبَأَنَا أَبُو رَوْحٍ عَبْدُ المُعِزِّ بنُ مُحَمَّدٍ البَزَّازُ، أَنْبَأَنَا تَمِيْمُ بنُ أَبِي سَعِيْدٍ أَبُو القَاسِمِ المَعَرِّيُّ، فِي رَجَبٍ سَنَةَ تِسْعٍ

وَعِشْرِيْنَ وَخَمْسِ مَائَةٍ بِهَرَاةَ، أَنْبَأَنَا أَبُو سَعْدٍ مُحَمَّدُ بنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنْبَأَنَا أَبُو عَمْرٍو بنُ حَمْدَانَ، أَخْبَرَنَا أَبُو يَعْلَى أَحْمَدُ بنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللهِ بنُ مُعَاوِيَةَ القُرَشِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بنُ سَلَمَةَ، عَنْ خَالِدٍ الحَذَّاءِ، عَنْ

عَبْدِ اللهِ بنِ شَقِيْقٍ، عَنْ (3) عَبْدِ اللهِ بنِ سُرَاقَةَ، عَنْ أَبِي عُبَيْدَةَ بنِ الجَرَّاحِ: سَمِعْتُ رَسُوْلَ اللهِ -صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ- وَهُوَ يَقُوْلُ: (إِنَّهُ لَمْ يَكُنْ نَبِيٌّ بَعْدَ نُوْحٍ إِلاَّ وَقَدْ أَنْذَرَ قَوْمَهُ الدَّجَّالَ، وَإِنِّي أُنْذِرُكُمُوْهُ

Bize Ebu'l Meâli Muhammed b. Abdusselam Et-Teymî haber verdi , Ona kıraati 496 yılındadır, Bize Ebu Ravh Abdul-Muizb.Muhammed El-Bezzâr , Bize Temim b. Ebi Said Ebul-Kasım El-Mearri , Bize Ebu Sa'd Muhammed b. Abdurrahman, BizeEbu Amr b. Hamdân, Bize Ebu Ya'lâ Ahmed b. Ali , Bize Abdullah b. Muaviye El Kureyşî , Bize Hammad b. Seleme , o da HalidEl-Hazzadan , o da Abdullah b. Şakikten o da Abdullah b. Suraka ,

O da Ebu Ubeyde b.Cerrah'dan , şöyle dedi : Resulullah(sav)'den şöyle derken işittim : Nuhtan sonra her Peygamber kavmini deccale karşı uyarmıştır.Ve bende sizi ona karşı uyarıyorum.

فَوَصَفَهُ لَنَا رَسُوْلُ اللهِ -صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ- وَقَالَ: (لَعَلَّهُ سَيُدْرِكُهُ بَعْضُ مَنْ رَآنِي، أَوْ سَمِعَ كَلاَمِي) .
قَالُوْا: يَا رَسُوْلَ اللهِ، صَلَّى اللهُ عَلَيْكَ وَسَلَّمَ! كَيْفَ قُلُوْبُنَا يَوْمَئِذٍ؟ أَمِثْلُهَا اليَوْمَ؟
قَالَ: (أَوْ خَيْرٌ (1

Böylece Nebi(sav) bize deccalin vasıflarından bahsetti ve ''Belki beni gören yahut sözümü işiten bazı kimseler ona ulaşacak,onu görüp anlayacak'' dedi.

Bunun üzerine ''Ya Resulallah ! Allah sana salat ve selam etsin.O gün kalplerimiz nasıl olacaktır? Bugün kü gibi mi? dediler.

O da : Daha iyi (olur) cevabını verdi.(1)

(1):
أخرجه أحمد 1 / 195 مختصرا، وأبو داود (4756) في السنة: باب في الدجال، والترمذي (2235) في الفتن باب ما جاء في الدجال.
ورجاله ثقات، إلا أن عبد الله بن سراقة لم يسمع من أبي عبيدة

İmam Ahmed Muhtasarı (195/1) ; Ebu Davud (4756) Sünnet kısmında , Deccal Babında ; Tirmizi (2235) Kitabul Fitende,Deccal babında nakletmiştir.

Ravileri sika(güvenilir)'dir.Ancak Abdullah b. Suraka , Ebu Ubeydeden hadis işitmemiştir.


قَالَ ابْنُ سَعْدٍ فِي (الطَّبَقَاتِ) : أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بنُ عُمَرَ، حَدَّثَنِي ثَوْرُ بنُ يَزِيْدَ، عَنْ خَالِدِ بنِ مَعْدَانَ، عَنْ مَالِكِ بنِ يَخَامِرَ:
أَنَّهُ وَصَفَ أَبَا عُبَيْدَةَ، فَقَالَ: كَانَ رَجُلاً نَحِيْفاً، مَعْرُوْقَ الوَجْهِ، خَفِيْفَ اللِّحْيَةِ، طُوَالاً، أَحْنَى (2) ، أَثْرَمَ (3) الثَّنِيَّتَيْنِ (4) .
وَأَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بنُ صَالِحٍ، عَنْ يَزِيْدَ بنِ رُوْمَانَ، قَالَ: انْطَلَقَ ابْنُ مَظْعُوْنٍ، وَعُبَيْدَةُ بنُ الحَارِثِ، وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بنُ عَوْفٍ، وَأَبُو سَلَمَةَ

İbn Sa'd , Tabakat adlı eserinde naklediyor : Bize Muhammed b. Ömer , Bana Sevr b.Yezid haber verdi.O da Halid b.Ma'dân'dan , o da Malik b. Yehamir'den nakletti ki :

Kendisi Ebu Ubeydeyi bize vasfetti,anlattı ve şöyle dedi : Ebu Ebeyde(ra)zayıf bir adamdı.Yüzü zayıftı.Sakalı hafifdi.Kendisi Uzun boyluydu.Omzu bükük,üst 2 ön dişi kırıktı.

الخبر في " الطبقات " 3 / 1 / 303، والحاكم 3 / 264.

Bu rivayetin haberi : İbn Sa'd ,Tabakat 1/3/303 ; Hâkim 3/264


وَأَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بنُ صَالِحٍ، عَنْ يَزِيْدَ بنِ رُوْمَانَ، قَالَ: انْطَلَقَ ابْنُ مَظْعُوْنٍ، وَعُبَيْدَةُ بنُ الحَارِثِ، وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بنُ عَوْفٍ، وَأَبُو سَلَمَةَ بنُ عَبْدِ الأَسَدِ، وَأَبُو عُبَيْدَةَ بنُ الجَرَّاحِ حَتَّى أَتَوْا رَسُوْلَ

اللهِ -صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ- فَعَرَضَ عَلَيْهِمُ الإِسْلاَمَ، وَأَنْبَأَهُمْ بِشَرَائِعِهِ، فَأَسْلَمُوا فِي سَاعَةٍ وَاحِدَةٍ، وَذَلِكَ قَبْلَ دُخُوْلِ رَسُوْلِ اللهِ -صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ- دَارَ الأَرْقَمِ.
وَقَدْ شَهِدَ أَبُو عُبَيْدَةَ بَدْراً، فَقَتَلَ يَوْمَئِذٍ أَبَاهُ، وَأَبْلَى يَوْمَ أُحُدٍ بَلاَءً حَسَناً، وَنَزَعَ يَوْمَئِذٍ الحَلْقَتَيْنِ اللَّتَيْنِ دَخَلَتَا مِنَ المِغْفَرِ فِي وَجْنَةِ رَسُوْلِ اللهِ -صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ- مِنْ ضَرْبَةٍ أَصَابَتْهُ، فَانْقَلَعَتْ ثَنِيَّتَاهُ، فَحَسُنَ ثَغْرُهُ

بِذَهَابِهِمَا، حَتَّى قِيْلَ: مَا رُئِيَ هَتْمٌ قَطُّ أَحْسَنُ مِنْ هَتْمِ أَبِي عُبَيْدَةَ

Bize Muhammed b. Ömer haber verdi, Bize Muhammed b.Salih , o da Yezid b.Rumandan nakletti ki şöyle demiş :

İbnMaz'um,Ubeyde b. Haris ,Abdurrahman b. Avf , Ebu Seleme b. Abdul-Esed ve Ebu Ubeyde b. Cerrah bulundukları yerden kalkıp Resulullah(sav)' geldiler.Resulullah(sav) onlara İslamı bildirdi.Ve onlara onun hükümlerini anlattı.

Bir saat içinde hepsiMüslüman oldular.Ve bu Resulullah(sav)'in Erkamın evine girmesinden önceydi.
Ebu Ubeyde(ra) Bedire katıldı.O gün babasını öldürdü.Uhud günü güzel bir imtihan ile sınandı.

O gün Resulullah(sav)' e gelendarbeden dolayı yanağına giren miğferi(n iki halkasını) iki dişi ile çıkarmış ve üstteki iki ön dişi kırılmıştır.Düşen iki dişi güzeldi.Öyleki onun için şöyle deniliyordu : Ebu Ubeyde'nin kırılan iki dişinden daha güzel diş görülmedi.

(1) انظر " الطبقات " 3 / 1 / 298، و" الاستيعاب " 5 / 292، و" المستدرك " للحاكم 3 / 266، و" الإصابة " 5 / 285، و" ابن هشام " 1 / 252، وانظر " سيرة ابن كثير " 3 /

58 - 59.
والهتم: كسر في الثنايا من أصولها.

Bknz. : İbn Sa'd ,Tabakat,3/1/298 ; İbn Abdillberr,İstiab,5/292 , Hakim El-Müstedrek, 3/266 ; İbn Hacer El-İsabe, 5/285 ;

İbn Hişam , 1/252 ; ayrıca bknz. : Siretu İbn Kesir,3/58-59 ; Heytem diyorki : Dişleri kökünden kırılmıştır)


وَقَالَ أَبُو بَكْرٍ الصِّدِّيْقُ وَقْتَ وَفَاةِ رَسُوْلِ اللهِ -صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ- بِسَقِيْفَةِ بَنِي سَاعِدَةَ:
قَدْ رَضِيْتُ لَكُم أَحَدَ هَذَيْنِ الرَّجُلَيْنِ: عُمَرَ، وَأَبَا عُبَيْدَةَ

Ebu Bekir Essıddîk(ra) Resulullah(sav)'in vefat ettiği gün , (Hilafet meselesinde konuştuğu) Beni Saide Sakifesinde şöyle demiştir : Şu iki kimse olan Ömer ve Ebu Ubeyde için (halife olmalarına) razıyım.(Halifelik konusunda ikisinden birini seçmenizi öneriyorum)

قَالَ الزُّبَيْرُ بنُ بَكَّارٍ: قَدِ انْقَرَضَ نَسْلُ أَبِي عُبَيْدَةَ، وَوَلَدُ إِخْوَتِهِ جَمِيْعاً، وَكَانَ مِمَّنْ هَاجَرَ إِلَى أَرْضِ الحَبَشَةِ

قَالَهُ: ابْنُ إِسْحَاقَ، وَالوَاقِدِيُّ

Zübeyr b. Bukkar şöyle diyor : Ebu Ubeyde(ra)'ın , çocuklarının,kardeşinin hepsinin nesli tükenmiştir.Ve kendisi Habeş toprağına hicret eden kimselerdendir.(Bunu İbn İshak ve Vâkidî demiştir)

انظر ابن هشام 1 / 329، و" الطبقات " لا بن سعد 3 / 1 / 298، والحاكم 3 / 266.

Bakınız : İbn Hişam,1/329 ; İbn Sa'd,Tabakat,1/3/298 ; Hakim,El-Müstedrek, 3/266

قُلْتُ: إِنْ كَانَ هَاجَرَ إِلَيْهَا، فَإِنَّهُ لَمْ يُطِلْ بِهَا (3) اللَّبْثَ

(Zehebi diyorki) Derim ki : Şayet Ebu Ubeyde(ra) Habeş yurduna hicret etmişse,orada uzun olarak konaklamıştır.

وَكَانَ أَبُو عُبَيْدَةَ مَعْدُوْداً فِيْمَنْ جَمَعَ القُرْآنَ العَظِيْمَ

Ve Ebu Ubeyde(ra) Kuran'ı cem' edenler için sayılı kimselerdendir.


وَثَبَتَ مِنْ وُجُوْهٍ عَنْ أَنَسٍ:

أَنَّ رَسُوْلَ اللهِ -صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ- قَالَ: (إِنَّ لِكُلِّ أُمَّةٍ أَمِيْناً، وَأَمِيْنُ هَذِهِ الأُمَّةِ: أَبُو عُبَيْدَةَ بنُ الجَرَّاحِ

Son olarak Hz.Enes(ra)'dan sabit olan şu hadisi nakledelim : Resulullah(sav) şöyle demiştir : Şüphesiz Her Ümmetin bir Emîni vardır.Bu Ümmetin Emîni de Ebu Ubeyde b. Cerrah'tır.

أخرجه أحمد 3 / 133، 189، 245، 281، والبخاري (3744) في فضائل القرآن، و (4382) في المغازي، و (7255) في أخبار الآحاد، ومسلم (2419) في الفضائل، والحاكم 3 / 267

وصححه، ووافقه الذهبي، وابن سعد 3 / 1 / 299، وابن عبد البر في " الاستيعاب " 5 / 293 والحافظ في " الإصابة " 5 / 285، .

İmam Ahmed,3/133 ,189,245,281 ; Buhari (3744) Kuranın Faziletlerinde (4382) Meğazide (7255) Ehad Haberlerinde ;Müslim,(2419) Faziletlerde ; Hâkim,3/267 Sahih demiştir,Zehebide ona katılmıştır ; İbn Sa'd, 3/1/299 ; İbnAbdilberr,İstiab,293/5 ; Hafız İbn Hacer,El-İsabe,5/285 ;

كلهم من طريق: خالد الحذاء، عن أبي قلابة، عن أنس ... وأخرجه أحمد 3 / 146، 175، 184، 212، 286 من طريق حماد بن سلمة، عن ثابت البناني، عن أنس ... وأخرجه الترمذي (3759)

في المناقب، وابن ماجه (135) في المقدمة من طريق: أبي إسحاق، عن صلة بن زفر، عن حذيفة.
وأخرجه ابن ماجه (136) في المقدمة عن ابن عمر، وفي الباب عن أبي بكر، وابن مسعود، وخالد بن الوليد، وعائشة،.
وانظر " حلية الأولياء " 1 / 101 وما بعدها

Diğer yollardan olan kaynaklar ; İmam Ahmed,^/146,175,184,212,286 ; Tirmizi(3759) Menakıbda ; İbn Mace (135,136) Mukaddimede ; Hilyetul Evliya,1/101

Allah Ebu Ubeyde b. Cerrahtan Razı olsun.



Bunu ilk beğenen sen ol.
Uzman
RE: Kimin bir kız çocuğu olur da...
عَنْ عَطِيَّةَ وَكَانَ كَاتِبًا لِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُطَرِّفِ بْنِ الشِّخِّيرِ قَالَ : سَمِعْت عَبْدَ اللَّهِ بْنَ مُطَرِّفِ بْنِ الشِّخِّيرِ يَقُولُ : مَا عَلَى الْأَرْضِ رَجُلٌ يَبْدَأُ آخَرَ بِالسَّلَامِ إلَّا كَانَ ذَلِكَ صَدَقَةً عَلَيْهِ إلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ

Abdullah b. Mutarrif b. Şihhîr şöyle diyor : Yeryüzünde bir insan başkasına selam verdiği zaman onun selamı Kıyamet gününe kadar ancak onun için bir sadaka olur.




وَقَالَ الشَّافِعِيُّ - رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ - :


يَا رَاكِبًا قِفْ بِالْمُحَصَّبِ مِنْ مِنًى وَاهْتِفْ بِسَاكِنِ خَيْفِهَا وَالنَّاهِضِ
سَحَرًا إِذَا فَاضَ الْحَجِيجُ إِلَى مِنًى فَيْضًا كَمَا نَظْمِ الْفُرَاتِ الْفَائِضِ
إِنْ كَانَ رَفْضًا حُبُّ آلِ مُحَمَّدٍ فَلْيَشْهَدِ الثَّقَلَانِ أَنِّي رَافِضِي

İmam Şafiî diyor ki:

Ey süvari Mina'da taşlamada dur
Duran ve hareket edenlere duyur
Seher vakti Mina'ya akınca hacılar
Fırat'ın akışı gibi bir akınla:
Âl-i Muhammedi sevmek Rafizilikse eğer
Şahid olsun Rafiziliğime insanlar, cinler

Tefsir-i Râzi, 27/166


وعن منصور بن عمار أنه رئي في المنام فقيل له: ما فعل الله بك؟ فقال: أوقفني بين يديه وقال لي: بماذا جئتني يا منصور؟ قلت: بست وثلاثين حجة.
قال: ما قبلت منها شيئاً ولا واحدة.
ثم قال: بماذا جئتني يا منصور؟ قلت: جئتك بثلاثمائة وستين ختمة للقرآن قال: ما قبلت منها واحدة.
ثم قال: فبماذا جئتني يا منصور؟ قال: جئتك بك.
قال سبحانه:
الآن جئتني اذهب فقد غفرت لك.

Mansur b. Ammar rüyada görüldü.Ona ''Allah sana nasıl muamele etti?'' diye soruldu.Şöyle dedi : Yüce Allah beni önüne (keyfiyetini bilmediğimiz bir şekilde) oturttu ve ''Bana ne ile geldin Ey Mansur?'' dedi. Ben ''36 hac ile geldim'' dedim.O ''Ondan hiçbirşeyi ve hiçbirini kabul etmedim''.dedi.Sonra yine ''Bana ne ile geldin Ey Mansur?'' diye sordu.

Ben : 360 Kuran hatmiyle geldim''dedim.O ''Ondan hiçbirini kabul etmedim''dedi.Yine ''Bana ne ile geldin Ey Mansur?'' diye sordu. Ben de : Seninle sana geldim '' dedim.Şöyle buyurdu : İşte Şimdi geldin.Hadi git seni bağışladım.

Tezkiretu Lil-Kurtubî

أَجْمَعَ أَهْل الْعِلْمِ عَلَى كُفْرِ مَنْ أَنْكَرَ نُبُوَّةَ نَبِيٍّ مِنَ الأَْنْبِيَاءِ، أَوْ رِسَالَةَ أَحَدٍ مِنَ الرُّسُل عَلَيْهِمْ الصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ، أَوْ كَذَّبَهُ، أَوْ سَبَّهُ، أَوِ اسْتَخَفَّ بِهِ، أَوْ سَخِرَ مِنْهُ، أَوِ اسْتَهْزَأَ بِسُنَّةِ رَسُولِنَا عَلَيْهِ الصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ

İlim Ehli , Peygamberlerden bir Peygamberi,Resullerden bir Resulu(aleyhimus salatu ves selam) inkar edenin,yalanlayanın,sövenin,küçük görenin,alay edenin veya bizim Peygamberimiz(sav)'in sünnetiyle dalga geçenin , küfre gireceğine (İlim ehli) icma etmiştir.(Bu konuda görüş birliği etmiştirler.)

[Mevsuatul Fıkhiyye,22/210]

وَاعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ لَا يَقْبَلُ دُعَاءً مِنْ قَلْبٍ غَافِلٍ لَاهٍ فَهَذَا دَوَاءٌ نَافِعٌ مُزِيلٌ لِلدَّاءِ ، وَلَكِنَّ غَفْلَةَ الْقَلْبِ عَنِ اللَّهِ تُبْطِلُ قُوَّتَهُ ، وَكَذَلِكَ أَكْلُ الْحَرَامِ يُبْطِلُ قُوَّتَهُ وَيُضْعِفُهَا .

1-Bilin ki Allah , kalbi ğafil,kafası başka yerde olan kimsenin duasını kabul etmez.

2-Öyleyse bu (sohbet) hastalığı gideren yararlı bir devadır.

كَمَا فِي صَحِيحِ مُسْلِمٍ مِنْ حَدِيثِ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ - صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ - يَا أَيُّهَا النَّاسُ ، [ ص: 10 ] إِنَّ اللَّهَ طَيِّبٌ ، لَا يَقْبَلُ إِلَّا طَيِّبًا ، وَإِنَّ اللَّهَ أَمَرَ الْمُؤْمِنِينَ بِمَا أَمَرَ بِهِ الْمُرْسَلِينَ ، فَقَالَ : يَاأَيُّهَا الرُّسُلُ كُلُوا مِنَ الطَّيِّبَاتِ وَاعْمَلُوا صَالِحًا إِنِّي بِمَا تَعْمَلُونَ عَلِيمٌ [ الْمُؤْمِنُونَ : 51 ] وَقَالَ : يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا كُلُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْ [ الْبَقَرَةِ : 172 ] ثُمَّ ذَكَرَ الرَّجُلَ يُطِيلُ السَّفَرَ أَشْعَثَ أَغْبَرَ ، يَمُدُّ يَدَيْهِ إِلَى السَّمَاءِ : يَا رَبِّ يَا رَبِّ ، وَمَطْعَمُهُ حَرَامٌ ، وَمَشْرَبُهُ حَرَامٌ ، وَمَلْبَسُهُ حَرَامٌ ، وَغُذِّيَ بِالْحَرَامِ ، فَأَنَّى يُسْتَجَابُ لِذَلِكَ ؟ .

Nitekim Sahihi Müslimde Ebu Hureyre (ra) naklediyor: Resulullah(sav) buyurdular ki : Allah Teâlâ temizdir; sadece temiz olanları kabul eder. Allah Teâlâ peygamberlerine neyi emrettiyse mü’minlere de onu emretmiştir. Cenâb–ı Hak Peygamberlere: ‘Ey peygamberler! Temiz ve helâl olan şeylerden yiyin, iyi ve faydalı işler yapın!’ buyurmuştur. Mü’minlere de:
‘Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin’ buyurmuştur.” Resûl–i Ekrem daha sonra şunları söyledi:

“Bir kimse Allah yolunda uzun seferler yapar. Saçı başı dağınık, toza toprağa bulanmış vaziyette ellerini gökyüzüne açarak: Yâ Rabbi! Yâ Rabbi! diye dua eder. Halbuki onun yediği haram, içtiği haram, gıdası haramdır. Böyle birinin duası nasıl kabul edilir!” (Müslim, Zekat 65)

وَقَالَ أَبُو ذَرٍّ : يَكْفِي مِنَ الدُّعَاءِ مَعَ الْبِرِّ ، مَا يَكْفِي الطَّعَامَ مِنَ الْمِلْحِ

Ebû Zer der ki " Yemeğe ne kadar tuz yeterli oluyorsa, dua'ya da o kadar "Salih Amel" yeterli olur.

[El-Cevabul Kâfi Limen Seele an'id-devâiş-şafi,Duâul-Ğâfil-Ğafilin Duası kısmı]

أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ ، كَتَبَ إِلَى أَهْلِ الشَّامِ : " أَنْ عَلِّمُوا أَوْلادَكُمُ السِّبَاحَةَ ، وَالرَّمْيَ ، وَالْفُرُوسِيَّةَ

Hz.Ömer Şam ehline şu mektubu gönderdi : Evladınıza yüzmeyi,atıcılığı ve biniciliği öğretin.

عَلِّمُوا أَبْنَاءَكُمُ السِّبَاحَةَ وَالرِّمَايَةَ ، وَنِعْمَ لَهْوُ الْمُؤْمِنَةِ فِي بَيْتِهَا الْمِغْزَلُ ، وَإِذَا دَعَاكَ أَبَوَاكَ فَأَجِبْ أُمَّكَ

Ebu Nuaym'ın Merfu olarak naklettiğine göre Hz.Peygamber(sav) şöyle demiş : Oğullarınıza yüzmeyi ve atıcılığı öğretin.Evinde örgü yapan mümin kadın ne iyidir,Baban (yahut da Ailen olabilir) seni çağırdığında Annene icabet et.

علموا أبناءكم السباحة والرمي، والمرأة المغز

Diğer bir hadiste: Oğullarınıza yüzmeyi ve atıcılığı, kadınlara da örgü örmeyi öğretin!”(Beyhakî, Şu‘abü’l-îmân)

سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ : " كُلُّ شَيْءٍ لَيْسَ فِيهِ ذِكْرُ اللَّهِ ، فَهُوَ لَهُوٌ وَلَعِبٌ ، إِلا أَرْبَعَ : مُلاعَبَةُ الرَّجُلِ امْرَأَتَهُ ، وَتَأْدِيبُ الرَّجُلِ فَرَسَهُ ، وَمَشْيُهُ بَيْنَ الْغَرَضَيْنِ ، وَتَعْلِيمُ الرَّجُلِ السَّبَّاحَةَ


Yine Resulullah(sav) şöyle buyurdular : İçinde Allahın zikri olmayan herşey boş ve eğlencedir.Ancak şunlar hariç : Adamın hanımıyla eğlenmesi,Adamın atını eğitmesi,iki hedef arasında yürüyüş ve yüzme öğrenmek

Keza Tirmizî'nin "sahih" olduğunu tasrih ettiği bir rivayette, insanoğlunun bütün eğlenceleri bâtıl ilan edilirken "atma, binme, yüzme, yürüme ve hanımıyla eğlenme" bundan hariç tutulmuştur ve bunların "Hak'tan" olduğu tasrih edilmiştir.


Mevlid'e bid'at(yani din ile ilgili sonradan yapılan kötü adet) diyenlere İmam Suyutî El-Hâvî Lil-Fetevâ adlı eserinde cevap veriyor.
Öncelikle Bid'at nedir? İyi Bid'at var mı? Bütün Bid'atlar kötü müdür? bu sorulara cevap verelim.

وَرَوَى الْبَيْهَقِيُّ بِإِسْنَادِهِ فِي مَنَاقِبِ الشَّافِعِيِّ عَنِ الشَّافِعِيِّ قَالَ: الْمُحْدَثَاتُ مِنَ الْأُمُورِ ضَرْبَانِ، أَحَدُهُمَا: مَا أُحْدِثَ مِمَّا يُخَالِفُ كِتَابًا أَوْ سُنَّةً أَوْ أَثَرًا أَوْ إِجْمَاعًا، فَهَذِهِ الْبِدْعَةُ الضَّلَالَةُ، وَالثَّانِي: مَا أُحْدِثَ مِنَ الْخَيْرِ لَا خِلَافَ فِيهِ لِوَاحِدٍ مِنْ هَذَا، وَهَذِهِ مُحْدَثَةٌ غَيْرُ مَذْمُومَةٍ
Bid'at'ı yani sonradan ihdas edilen şeyleri İmam Şafi şöyle açıklıyor : Beyhakî' naklediyor:İmam Şafi şöyle diyor: İşlerden ihdas olan şeyler 2 misaldir.Birincisi : Kitap,Sünnet,Eser ve İcmaya muhalif olaarak ihdas edilen şeylerdir.İşte bu Bida'tu'd Dalaledir.(Kötü olan Bid'attır) İkincisi de : Yine bunlardan hiçbirine muhalif olmayan hayırlı olarak ihdas edilen şeylerdir.İşte bu kötü ihdas değildir(İyi bid'attır)
Peki iyi bid'atlara örnek verir misiniz?

وَلِلْبِدَعِ الْمَنْدُوبَةِ أَمْثِلَةٌ
İyi bid'atlar için örnekler

إِحْدَاثُ الْمَدَارِسِ وَكُلُّ إِحْسَانٍ لَمْ يُعْهَدْ فِي الْعَصْرِ الْأَوَّلِ
Örnek olarak : Medrese yapımı , İlk asırda bilinmeyen her iyilik (iyi bid'at)'a örnektir.

لَيْسَ فِيهِ مُخَالَفَةٌ لِكِتَابٍ وَلَا سُنَّةٍ وَلَا أَثَرٍ وَلَا إِجْمَاعٍ
(Mevlid hakkında) ne Kuranda ne Sünnette ne eserde ne de icma'da muhalefet(anlaşmazlık,terslik) yoktur.

فَهِيَ غَيْرُ مَذْمُومَةٍ كَمَا فِي عِبَارَةِ الشَّافِعِيِّ
Zira o İmam Şafî'nin dediği gibi ğayri mezmume(kötü olmayan bid'at)'dir.

وَهُوَ مِنَ الْإِحْسَانِ الَّذِي لَمْ يُعْهَدْ فِي الْعَصْرِ الْأَوَّلِ
Ve o ilk asırda bilinmeyen iyiliktendir.
فَهُوَ مِنَ الْبِدَعِ الْمَنْدُوبَةِ
Böylece Mevlid Bidai Mendube'dir.(Güzel bid'atlardandır)

إِنَّ وِلَادَتَهُ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَعْظَمُ النِّعَمِ عَلَيْنَا
Doğrusu Resulullah(sav)'in doğumu bizim için en büyük ni'mettir.
وَوَفَاتَهُ أَعْظَمُ الْمَصَائِبِ لَنَا،

Ölümü de bizim en için en büyük musibettir.

وَالشَّرِيعَةُ حَثَّتْ عَلَى إِظْهَارِ شُكْرِ النِّعَمِ وَالصَّبْرِ وَالسُّكُونِ وَالْكَتْمِ عِنْدَ الْمَصَائِبِ
Şeri'at da ni'metlere şükür göstermeye,musibetlerde de , sabra ,sukuna ve ketme çağırıyor.

وَقَدْ تَكَلَّمَ الْإِمَامُ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ بْنُ الْحَاجِّ فِي كِتَابِهِ الْمَدْخَلِ عَلَى عَمَلِ الْمَوْلِدِ
وَكَانَ يَجِبُ أَنَّ يُزَادَ فِيهِ مِنَ الْعِبَادَةِ وَالْخَيْرِ شُكْرًا لِلْمَوْلَى عَلَى مَا أَوْلَانَا بِهِ مِنْ هَذِهِ النِّعَمِ الْعَظِيمَ
İmam Ebu Abdullah b. Hac Mevlid hakkında şöyle diyor: Büyük ni'metlerden olan Mevlid gününde bizim için evla olan Allah rızası için ibadetler,hayır,şükür arttırılmalı.

İmam Suyutî,El-Hâvî Lil-Fetevâ,227/1




قَالَ إمَامُ الْحَرَمَيْنِ وَالْغَزَالِيُّ وَالْبَغَوِيُّ وَآخَرُونَ : يُسْتَحَبُّ أَنْ لَا يَدْخُلَ الْخَلَاءَ مَكْشُوفَ الرَّأْسِ

İmamul Harameyn,Gazali,Beğavi ve diğerleri : Tuvalete başı açık girmemenin(yani başı kapalı girmenin) Müstehap olduğunu söylemişlerdir.

وَيُسْتَحَبُّ أَنْ لَا يَدْخُلَ الْخَلَاءَ حَافِيًا
Ve yalınayak olarak tuvalete girmemek müstehaptır.(Yani bir terlik , bir ayakkabı ile girmek gerekir)

ذَكَرَهُ جَمَاعَةٌ مِنْهُمْ أَبُو الْعَبَّاسِ بْنُ سُرَيْجٍ فِي كِتَابِ الْأَقْسَامِ
Bunu Cemaat ve onlardan Ebu'l Abbas b. Sureyc Kitabul Aksam'da zikretmiştir.

وَرَوَى الْبَيْهَقِيُّ بِإِسْنَادِهِ حَدِيثًا مُرْسَلًا ، { أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ إذَا دَخَلَ الْخَلَاءَ لَبِسَ حِذَاءَهُ وَغَطَّى رَأْسَهُ

Beyhakî de Mürsel olarak şu hadisi naklediyor: Resulullah(sav): Helaya gireceği zaman , ayakkabısını giyer ve başını örterdi.(Beyhakî,Sünenül Kübra,cilt:1 syf:155)

وَرَوَى الْبَيْهَقِيُّ أَيْضًا عَنْ [ ص: 110 ] عَائِشَةَ " { كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إذَا دَخَلَ الْخَلَاءَ غَطَّى رَأْسَهُ وَإِذَا أَتَى أَهْلَهُ غَطَّى رَأْسَهُ } " لَكِنَّهُ ضَعِيفٌ

Yine Beyhakî naklediyor: Resulullah(sav) Helaya gireceği zaman ve Ailesine geldiği zaman başını örterdi.(Beyhaki nakletmiştir.Sened:Zayıftır)

قَالَ الشَّيْخُ: وَرُوِيَ فِي تَغْطِيَةِ الرَّأْسِ عِنْدَ دُخُولِ الْخَلَاءِ عَنْ أَبِي بَكْرٍ، وَهُوَ عَنْهُ صَحِيحٌ

Beyhaki dedi ki: Helaya girişte başı kapatmak hakkında Ebu Bekr Essıddık'tan rivayet edilen bir hadis vardır.Senedi Sahihtir.



عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ، قَالَ : " إِنَّ لِلَّهِ عَزَّ وَجَلَّ مَلائِكَةً فِي الأَرْضِ سِوَى الْحَفَظَةِ يَكْتُبُونَ مَا يَسْقُطُ مِنْ وَرَقِ الشَّجَرِ ، فَإِذَا أَصَابَ أَحَدَكُمْ عَرْجَةٌ فِي الأَرْضِ لا يَقْدِرُ فِيهَا عَلَى الأَعْوَانِ فَلْيَصِحْ ، فَلْيَقُلْ : عِبَادَ اللَّهِ أَغِيثُونَا أَوْ أَعِينُونَا رَحِمَكُمُ اللَّهُ ، فَإِنَّهُ سَيُعَانُ

İbn Abbastan:Hz.Peygamber sav diyorki: “Allahın yer Yüzünde hafaza meleklerinden başka melekleri vardır ki, onlar ağactan düşen her yaprağı kayıt ederler. Sizden birinin kimsesiz bir çölde sıkıntısı olursa şöyle desin: Yardım edin ey Allahın kulları!”

(Beyhâki,Şuabul İman,7182 -Senedi verilmemiştir.)
(Câmiul Ehâdis,Suyutî,8311 - Sened hakkında bilgi yok)

قال البزار: "حدثنا موسى بن إسحاق ثنا منجاب بن الحارث حدثنا حاتم بن إسماعيل عن أسامة بن زيد عن أبان بن صالح عن مجاهد عن ابن عباس أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: فذكره.

(Keşfu Estâr,2940 - Bezzar dedi ki : Bu lafızla başka isnadla Nebiden rivayet edildiğini bilmiyoruz.)

[Heysemî,Mecmauz Zevâid,no:17104 - Bezzar rivayet etti.Ricâli sikadır.(Ravileri güvenilirdir.) ]

Tâberâni de rivayet etti.Ricali sikadır.
(Nevevî,El Ezkâr,634,Dipnot ; Hafız şöyle dedi: Hadisin isnâdı hasen,çok gariptir.)

وعن عبد الله بن مسعود أنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم:
" إذا انفلتت دابة أحدكم بأرض فلاة فليناد: يا عباد الله احبسوا، يا عباد الله احبسوا، فإن لله حاصراً في الأرض سيحبسه ".
رواه أبو يعلى والطبراني، وزاد: " سيحبسه عليكم ". وفيه معروف بن حسان وهو ضعيف.
Farklı lafızlarla İbn Mes'ud da rivayet etmiştir.Bu rivayetteki Ma'ruf b. Hassan zayıftır. Aynı konuda farklı lafızlarla iki hadis vardır. İbn Mes'ud'dan olan rivayet zayıf olarak bildirilmişse de en yukarıdaki İbn Abbas hadisi zayıf değildir.Ravileri güvenilirdir.


الموسوعة الفقهية الكويتية

اخْتَلَفَ الْعُلَمَاءُ فِي مَشْرُوعِيَّةِ التَّوَسُّل بِالنَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بَعْدَ وَفَاتِهِ كَقَوْل الْقَائِل: اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُك بِنَبِيِّك أَوْ بِجَاهِ نَبِيَّك أَوْ بِحَقِّ نَبِيَّك، عَلَى أَقْوَالٍ:

Ulemâ , Nebi (sallallahu aleyhi vesellem)'in vefatından sonra onunla tevessül etmenin meşrûiyyeti hakkında ihtilaf etmiştir.Yani ''Allahım senden Nebin için veya Nebinin câhı için, veya Nebinin hakkı için istiyorum.'' sözünün söylenmesi gibidir.

ذَهَبَ جُمْهُورُ الْفُقَهَاءِ (الْمَالِكِيَّةُ وَالشَّافِعِيَّةُ وَمُتَأَخِّرُو الْحَنَفِيَّةِ وَهُوَ الْمَذْهَبُ عِنْدَ الْحَنَابِلَةِ) إِلَى جَوَازِ هَذَا النَّوْعِ مِنَ التَّوَسُّل سَوَاءٌ فِي حَيَاةِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَوْ بَعْدَ وَفَاتِهِ

1-BİRİNCİ GÖRÜŞ (CAİZ OLDUĞU)

Fukahânın cumhuru (Mâlikiler,Şâfîler,Hanefîlerin müteahhirun Alimleri ve Hanbelî mezhebinin görüşü) bu tür tevessül şeklinin Nebi (sallallahu aleyhi vesellem)'in hayatında da ölümünden sonrada caiz olduğu şeklindedir.

(Şerhul Mevahib,8/304 ; Mecmua,8/274 ; İbn Âbidin,5/254 ; Fetavâl Hindiyye,1/266 ; Fethul Kadîr,8/497-498 , Alal Ezkar,Nevevî,5/36)

Not:Mezheplerin görüşleri daha sonra teker teker , delilleriyle beraber verilecektir.

2-İKİNCİ GÖRÜŞ (MEKRUH OLDUĞU)

Ebu Yusufdan rivayet edildiğine göre Ebu Hanife mekruh görmüştür. Herkesin Allah a ancak Onun (isim ve sıfatlarıtyla) dua etmesi lazım.Emr edilmiş dua Yüce Allah ın şu kelamından çıkan sonuçtur: En güzel ismler Onundur, Ona bu ismlerle dua edin ayeti.(Ebu Hanife o dönemin bazı bozuk gruplarına karşı bu fetvasını vermiştir.)
Ebu yusuftan bu amelde bir beis olmadığı rivayet edilmişdir.. Rivayet olunmuş eser sebebile Leysin görüşü de budur.


3-ÜÇÜNCÜ GÖRÜŞ (CAİZ OLMADIĞI)

Takuyuddin İbn teymiyye ve son donem hanbeli alimlerin bazıları, Nebinin zatı ile tevessülün ciaz olmadığı görüşündeler.

Kaynak:El Mevsuatul Fikhiyyetul Kuvetiyye 14/156
Kuveyt 1408/1988

Bunu ilk beğenen sen ol.
Uzman
RE: Diğer tüm paylaşımlarım :



قَال الْقَسْطَلاَّنِيُّ: وَقَدْ رُوِيَ أَنَّ مَالِكًا لَمَّا سَأَلَهُ أَبُو جَعْفَرٍ الْمَنْصُورُ الْعَبَّاسِيُّ - ثَانِي خُلَفَاء بَنِي الْعَبَّاسِ - يَا أَبَا عَبْدِ اللَّهِ أَأَسْتَقْبِل رَسُول اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَأَدْعُو أَمْ أَسْتَقْبِل الْقِبْلَةَ وَأَدْعُو؟
فَقَال لَهُ مَالِكٌ: وَلِمَ تَصْرِفْ وَجْهَك عَنْهُ وَهُوَ وَسِيلَتُك وَوَسِيلَةُ أَبِيك آدَمَ عَلَيْهِ السَّلَامُ إِلَى اللَّهِ عَزَّ وَجَل يَوْمَ الْقِيَامَةِ؟ بَل اسْتَقْبِلْهُ وَاسْتَشْفِعْ بِهِ فَيُشَفِّعُهُ اللَّهُ.

Mâliki Mezhebi :

Kastalânî diyor ki : İmam Mâlikten rivayet edildiğine göre Hac yapıp Nebi(sav)'in kabrini ziyaret eden (Abbas oğullarının ikinci halifesi) Ebu Ca'fer El-Mansur El-Abbâsî , İmam Mâlike ''Ya Abdullah ! Kıbleye dönerek mi (Allaha) dua edeyim yoksa Resulullah(sallallahu aleyhi vesellem)'e dönerek mi ?

Mâlik ona şöyle dedi : Niçin yüzünü ondan çevirirsin ki ? O senin vesilendir ve baban Adem(aleyhisselam)'ın kıyamet gününde Allaha onunla vesilesidir.Bilakis Resulullah(sav)'e doğru dön (Allaha dua et) ve onunla şefaat dile.Allahu teala O’nu senin hakkında şefaatçi kılsın.

Allahu teala buyurdu: “Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah’tan bağışlanmayı dileseler, Resûl de onlar için istiğfar etseydi Allah’ı ziyadesiyle affedici, esirgeyici bulurlardı.” (Nisa: 64)

وَقَدْ رَوَى هَذِهِ الْقِصَّةَ أَبُو الْحَسَنِ عَلِيُّ بْنُ فِهْرٍ فِي كِتَابِهِ " فَضَائِل مَالِكٍ " بِإِسْنَادٍ لاَ بَأْسَ بِهِ وَأَخْرَجَهَا الْقَاضِي عِيَاضٌ فِي الشِّفَاءِ مِنْ طَرِيقِهِ عَنْ شُيُوخٍ عِدَّةٍ مِنْ ثِقَاتِ مَشَايِخِهِ

Bu kıssayı Ebul Hasan Ali b. Fihr ''İmam Malikin Faziletleri'' adlı kitabında isnadında bir beis olmaksızın rivayet etti.Ayrıca Kadı İyâz ''Eş-Şifâ'' adlı eserinde onun (Ebul-Hasan) yoluyla güvenilir şeyhlerin bir neçesinden rivayet etmiştir.

Kaynaklar :

شرح المواهب 8 / 304 - 305، والمدخل 1 / 248، 252، ووفاء الوفاء 4 / 1371 وما بعدها، والفواكه الدواني 2 / 466، وشرح أبي الحسن على رسالة القيرواني 2 / 478، والقوانين الفقهية ص148


وَقَال النَّوَوِيُّ فِي بَيَانِ آدَابِ زِيَارَةِ قَبْرِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: ثُمَّ يَرْجِعُ الزَّائِرُ إِلَى مَوْقِفٍ قُبَالَةَ وَجْهِ رَسُول اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَيَتَوَسَّل بِهِ وَيَسْتَشْفِعُ بِهِ إِلَى رَبِّهِ

Şâfî Mezhebi:

İmam Nevevî Nebi(sav)'in kabrini ziyaret etmenin edebleri beyanı hakkında şöyle söylüyor : Sonra Ziyaretçi Nebi(sab)'in kabrine dönerek onunla tevessül eder ve Rabbine onu şefaatçi kılar.

وَقَال السُّبْكِيُّ: وَيَحْسُنُ التَّوَسُّل وَالاِسْتِغَاثَةُ وَالتَّشَفُّعُ بِالنَّبِيِّ إِلَى رَبِّهِ.

İmam Subkî diyor ki : Allaha Nebi(sav)' ile tevessül,istiğase ve şefaat isteme güzel olur.

Hanbelî Mezhebi

وَأَمَّا الْحَنَابِلَةُ فَقَدْ قَال ابْنُ قُدَامَةَ فِي الْمُغْنِي بَعْدَ أَنْ نَقَل قِصَّةَ الْعُتْبِيِّ مَعَ الأَْعْرَابِيِّ: وَيُسْتَحَبُّ لِمَنْ دَخَل الْمَسْجِدَ أَنْ يُقَدِّمَ رِجْلَهُ الْيُمْنَى. . .
إِلَى أَنْ قَال: ثُمَّ تَأْتِيَ الْقَبْرَ فَتَقُول. . . وَقَدْ

Hanbelilere gelince onlar içinde aynı şeyleri söylemek mümkündür.İbn Kudame gerekli açıklamayı Muğnide yapmıştır.

Hanefî Mezhebi

وَأَمَّا الْحَنَفِيَّةُ فَقَدْ صَرَّحَ مُتَأَخِّرُوهُمْ أَيْضًا بِجَوَازِ التَّوَسُّل بِالنَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ. قَال الْكَمَال بْنُ الْهُمَامِ فِي فَتْحِ الْقَدِيرِ: ثُمَّ يَقُول فِي مَوْقِفِهِ: السَّلاَمُ عَلَيْك يَا رَسُول اللَّهِ. . . وَيَسْأَل اللَّهَ تَعَالَى حَاجَتَهُ مُتَوَسِّلاً إِلَى اللَّهِ بِحَضْرَةِ نَبِيِّهِ عَلَيْهِ الصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ.

Hanefilere gelince onların muteahhirun ulemasına göre Nebi(sav) ile tevessül caizdir.Kemal b. Hümam ''Fethul Kadir' de şöyle diyor : Sonra Nebi(sav)'e döner ve ''Selam sana Ya Resulallah' ve Allahtan Hz.Nebi(sav)'i tevessül ederek hacetini ister.

وَقَال الشَّوْكَانِيُّ: وَيَتَوَسَّل إِلَى اللَّهِ بِأَنْبِيَائِهِ وَالصَّالِحِينَ

Şevkânî diyor ki :Allaha , Peygamberler ve Salihler ile tevessül edilir.

Kaynaklar :

(2) الاختيار 1 / 174 - 175، وفتح القدير 2 / 337 ومراقي الفلاح بحاشية الطحطاوي ص407، وحاشية الطحطاوي على الدر المختار 1 / 562، والفتاوى الهندية 1 / 266، وتحفة الأحوذي 10 / 34 وتحفة الذاكرين للشوكاني (37) .

حَدِيثُ الأَْعْمَى

اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ وَأَتَوَجَّهُ إِلَيْكَ بِنَبِيِّك مُحَمَّدٍ نَبِيِّ الرَّحْمَةِ.
فَقَدْ تَوَجَّهَ الأَْعْمَى فِي دُعَائِهِ بِالنَّبِيِّ عَلَيْهِ الصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ أَيْ بِذَاتِهِ.



A'mâ hadisi delildir.A'ma 'Allahım, Senden istiyor ve rahmet peygamberi elçin Hz. Muhammed (s.a.s.)’i vesile edinerek Sana yöneliyorum.'' diye dua etmiştir.


قَوْلُهُ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي الدُّعَاءِ لِفَاطِمَةَ بِنْتِ أَسَدٍ: اغْفِرْ لأُِمِّي فَاطِمَةَ بِنْتِ أَسَدٍ وَوَسِّعْ عَلَيْهَا مُدْخَلَهَا بِحَقِّ نَبِيِّك وَالأَْنْبِيَاءِ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِي فَإِنَّك أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ

Ölümünden sonra tevessülüne dair delil şudur : Nebi(sav) Hz.Ali(ra)'nın annesi Fatıma b. Esed'i toprağa verirken ''Allahım Fatıma b. Esedi benim ve benden önceki Nebilerinin hakkı için mağfiret et.Şüphesiz sen Erhamurrahimin'sin.'' diye dua etmesidir.Bu duayı Nebi(sav) bizzat kendisi yapmıştır.


حَدِيثُ الرَّجُل الَّذِي كَانَتْ لَهُ حَاجَةٌ عِنْدَ عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ: رَوَى الطَّبَرَانِيُّ وَالْبَيْهَقِيُّ أَنَّ رَجُلاً كَانَ يَخْتَلِفُ إِلَى عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ فِي زَمَنِ خِلاَفَتِهِ، فَكَانَ لاَ يَلْتَفِتُ وَلاَ يَنْظُرُ إِلَيْهِ فِي حَاجَتِهِ، فَشَكَا ذَلِكَ لِعُثْمَانِ بْنِ حُنَيْفٍ، فَقَال لَهُ: ائْتِ الْمِيضَأَةَ فَتَوَضَّأَ، ثُمَّ ائْتِ الْمَسْجِدَ فَصَل، ثُمَّ قُل: اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُك وَأَتَوَجَّهُ إِلَيْك بِنَبِيِّك مُحَمَّدٍ نَبِيِّ الرَّحْمَةِ يَا مُحَمَّدُ إِنِّي أَتَوَجَّهُ بِك إِلَى رَبِّك فَيَقْضِي لِي حَاجَتِي، وَتَذْكُرُ حَاجَتَكَ، فَانْطَلَقَ الرَّجُل فَصَنَعَ


ذَلِكَ ثُمَّ أَتَى بَابَ عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ، فَجَاءَ الْبَوَّابُ فَأَخَذَ بِيَدِهِ، فَأَدْخَلَهُ عَلَى عُثْمَانَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ فَأَجْلَسَهُ مَعَهُ وَقَال لَهُ: اُذْكُرْ حَاجَتَك، فَذَكَرَ حَاجَتَهُ فَقَضَاهَا لَهُ، ثُمَّ قَال: مَا لَكَ مِنْ حَاجَةٍ فَاذْكُرْهَا ثُمَّ خَرَجَ مِنْ عِنْدِهِ فَلَقِيَ ابْنَ حُنَيْفٍ فَقَال لَهُ: جَزَاكَ اللَّهُ خَيْرًا مَا كَانَ يَنْظُرُ لِحَاجَتِي حَتَّى كَلَّمْتَهُ لِي، فَقَال ابْنُ حُنَيْفٍ، وَاَللَّهِ مَا كَلَّمْتُهُ وَلَكِنْ شَهِدْتُ رَسُول اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَأَتَاهُ ضَرِيرٌ فَشَكَا إِلَيْهِ ذَهَابَ بَصَرِهِ


Yine Osman Bin Huneyf radıyallahu anh’den; Bir adam, bir haceti için Osman Bin Affan radıyallahu anh’a gelir, giderdi. Fakat Osman radıyallahu anh, ona aldırış etmezdi. Derken adam, Osman Bin Huneyf ile karşılaşır ve durumu ona arz eder. Bunun üzerine Osman Bin Huneyf, ona şunları söyler; “Su kabını getir ve abdest al. Sonra mescide git ve iki rekat namaz kıl. Sonra da; “Allah’ım! Peygamberimiz, rahmet Peygamberi Muhammed (sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem) ile senden istiyor ve sana yöneliyorum. Ya Muhammed! Seninle hacetimin yerine getirilmesi için rabbime yöneliyorum” diye söyle ve ihtiyacını arz et. Sonra bana gel ve beraber Osman radıyallahu anh’ın yanına gidelim.” Nihayet adam gitti ve söylenileni yaptıktan sonra Osman Bin Affan radıyallahu anh’ın kapısına geldi. Kapıcı gelip adamın elinden tutarak, Osman R.a.’ın huzuruna götürdü ve onu sergi üzerine, Osman R.a.’ın yanına oturttu. Osman Radıyallahu anh; “Nedir hacetin?” diye sordu.

Adam hacetini söyledi ve Osman Radıyallahu anh da onun işini gördü… adam sonra Osman Bin Huneyf Radıyallahu anh ile karşılaştı ve ona; “Allah seni hayırla mükafatlandırsın! Benim hakkımda sen Osman ile konuşana kadar işime bakmıyordu” dedi. Osman Bin Huneyf Radıyallahu anh de; “Vallahi senin hakkında Hz. Osman(Radıyallahu anh) ile görüşmedim. Ancak a’ma bir adamın Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek duyduğu rahatsızlıktan şikayeti üzerine Rasulullah sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem ona; “Sabreder misin?” dediğine şahit oldum. Adam; “Ya Rasulullah! Yanımda (elimden tutarak) beni götürecek kimse yok! Bu ise benim için zor oluyor.” Dedi. Bunun üzerine buyurdu ki; “Su kabını getir ve abdest al. Sonra iki rekat namaz kıl. Daha sonra da şu şekilde dua et;…” Vallahi biz aramızdaki konuşmanın uzaması sebebiyle henüz ayrılmamıştık, o a’ma zat, sanki daha önce hiçbir rahatsızlığı yokmuş gibi, şifa bulmuş olarak geldi.”

Bu hadise, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in vefatından sonra da Onunla tevessül edilmesi hususunda sahabenin tatbikatını ve bunun cevazını göstermektedir.

Taberani bu rivayetin hemen ardından sahih hükmü vermiştir. Münziri ve Heysemi de sahih olduğunu ikrar etmişlerdir.

Mübarekfuri diyor ki : Şeyh AbdulĞaniy (bu hadislerle) Nebi(sav) ile hayatında da ölümünden sonra tevessül edilebileceğini söyledi.

Şevkâni'ninde buna benzer ifadeleri vardır.


Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 03-06-2014, Saat:09:48 AM, Düzenleyen: Ahmed1.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.