Eski çiftlik evini tamir etmek için tuttuğum marangoz, işteki ilk gününü zorlukla tamamlamıştı. Arabasının patlayan lastiği onun işe bir saat geç gelmesine neden olmuş, elektrikli testeresi iflas etmiş ve şimdi de eski püskü radyosu çalışmayı reddetmişti. Onu evine götürürken yanımda adeta bir taş gibi oturuyordu. Evine ulaştığımızda beni, ailesiyle tanışmam için davet etti. Eve doğru yürürken küçük bir ağacın önünde kısa bir süre durdu, dalların uçlarına her iki eliyle dokundu. Kapı açıldığında; adam şaşırtıcı bir şekilde değişti. Yanık yüzü tebessümle kaplandı, iki küçük çocuğunu kucakladı ve eşine kocaman bir öpücük verdi. Daha sonra beni arabaya yolcu etmeye geldiğinde; ağacın yanından geçerken merakım daha da arttı ve ona eve giderken gördüğüm olayı sordum. 'O, benim dert ağacım,' dedi. 'Elimde olmadan işimde bazı sorunlar çıkıyor, a ma şundan eminim ki o sorunlar, evime, eşime ve çocuklarıma ait değil. Bunun için bu sorunları her akşam eve girerken o ağaca asıyorum. Sabahları tekrar onları oradan alıyorum. Ama komik olan ne biliyor musunuz? Ertesi sabah onları almaya gittiğimde, astığım kadar çok olmadıklarını görüyorum.
'Öfkeyle geçen her dakikamız, mutluluğumuzdan çalınmış 60 saniyedir! .
Dertlerimizi bir daha geri almamak üzere bir yerlere asalım ve unutalım !.. .
Güven vermek önemlidir. Güven duymakta önemlidir. Duyulan güveni boşa çıkarmamak daha da önemlidir.
Yüzü Dost,Özü Düşmandan usandım,
Dili Mümin Kalbi Şeytandan usandım,
Dostum, Herkesin Kahrı Çekilirde Ben DAVASIZ MÜSLÜMAN dan usandım.
