Sömürülen bir ülke olduğumuz için mi Türkiye'de işler kesat? Solcusu da, sağcısı da kafa sallayacaktır bu soru karşısında. Yeterli sermaye birikimi sağlanamadığı için mi toplumda sağlıklı bir işleyiş temin edemiyor, toplum ilişkilerini düzene sokamıyoruz? Bu soruyu işitir işitmez "Ah, ne yazık ki, evet" diyecek hem ilericiler ve hem de gericiler. Halbuki bunların hepsi avuntu. Sadece avuntu değil, aynı zamanda sahtekârlık. Kendi başının çaresine bakmaya niyetlenmiş ve fakat niyetini gerçekleştirememiş, kurtulmak istemiş; ama kurtuluş yolunu bulamamış bir millet yoktur yeryüzünde. Biz Türklerin en başta öğrenmeye muhtaç olduğu şey kurtulmayı istemek olmalıdır. Her çağda bir toplumun kötü duruma düşmesine sebep olan dış şartlar vardır. Kötülük o toplumun dış şartlarla nasıl baş edeceğini bilemeyişinden doğar. Farz edelim ki dünyadaki sömürü sistemi birdenbire ortadan kalktı, o zaman Türkiye otomatik olarak refaha mı kavuşacak? Sermaye yetersizliğinden şikâyet edenler elleri altında kıymeti bilinirse ne büyük sermaye tuttuklarını biliyorlar mı?
Bilmek istemiyorlar. Hazıra konmaktan daha üstün bir kazanç yolu tanımayan Türkler üretilen değer anlamında işe kıymet vermekten uzak durmuş, birilerini altmış altıya bağlayıp iş bitirmeyi makbul saymışlardır. Toplum hayatımız, birbirimizle alış verişi içine alan iktisadî faaliyetlerimiz, birbirimizin yuvasını yapmak için yürüttüğümüz siyasî manevralarımız hep iş bitirmek esasına dayanarak yürür. Üretilen değer ön planda olmadığından, o değerin kalıcılığına inanılmadığından toplum hayatımız edep ve terbiye gerektiren dayanaklar aranmadan devam edebilir. Nasıl olsa her şeyin modası geçecek ve bir süre hevesle kullandıklarımız sonradan çöpe atılacaktır. Çöpe atılanlar arasında sadece eşya yer almaz; tavırlar, zevkler, anlayışlar, inançlar da çöpe atılır. İnsanı insan kılan yüzlerce özelliğin çöpleştiği bir ülkede ülke insanını sadece çöplerin temsil ettiği durumlar doğar. Yüzlerce kültürün kalıntılar üzerinde yaşıyor olmak kendi başına hiçbir anlam taşımaz. O kültürlerden nasiplenerek özgün bir hayat kuramayanlar o kültürlerin çöplüğünde yaşıyor demektir. Bu kadarla kalsa yine iyi: Kurtuluş nedir bilmeyenler mirasçısı olamadıkları kültürlerin çöpüdür.
Türkiye'nin nahoş durumunu şimdiki veya önceki kötü, beceriksiz, anlayışsız yönetimlerle açıklamak da yanlış. Kendini çöplükte bir çöp sayanlar çevresindekilere, astlarına ve üstlerine çöp muamelesi yapmaktan geri durmamış, bundan hiç çekinmemiştir.
