You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Çocuklar Için Dini Hikayeler

Çocuklar Için Dini Hikayeler

Uzman
Cvp: Çocuklar Için Dini Hikayeler
Peygamberimiz Ve Atındaki Çocuklar

Peygamberimiz, sevgisini çocuklara belli etmek için zaman zaman onları atının veya bindiği devenin üzerine alırmış. Peygamberimizle birlikte her hangi bir bineğe binmek, çocuklar için ayrı bir neşe ve övünç kaynağı olurmuş.





Bu şerefe ulaşan pek çok çocuk, yıllar sonra bunu hoş bir hatıra olarak anlatagelmiştir. İşte bu şanslı çocuklardan biri olan Cafer’in oğlu Abdullah’ı dinleyelim:

“Peygamberimiz herhangi bir seferden dönünce, bizler onu şehrin dışında karşılardık. Yanımda ya Hasan ya da Hüseyin olurdu. O da birimizi önüne, birimizi de arkasına alarak Medine’ye kadar getirirdi. Bazen Peygamberimiz, atına üç çocuğu birden alırdı.

Bir defasında keşke beni ve arkadaşlarımı bir görseydiniz! Biz beraberce oynuyorduk. Derken, Peygamberimiz yanımıza uğradı ve “Bana şunu kaldırın” diyerek beni önüne aldı. Sonra da Kusam adlı arkadaşımı işaret ederek “Şunu kaldırın” dedi, onu da arkasına aldı, sonra da bize dua etti.”
[Resim: 26064.gif] [Resim: 25448.png]
------------------------------------------------------------------------

Cok güze bir gece...
Bunu ilk beğenen sen ol.
Uzman
Cvp: Çocuklar Için Dini Hikayeler
Peygamberimiz Ve Çocuklara İkramları

Peygamber Efendimiz, yanındakilere sık sık şu öğütte bulunurmuş: “Çocuklarınıza iyilikte bulunun, onlara hediye verin ve onları güzel bir şekilde terbiye edin.”

Kendisi de bütün çocuklara karşı son derece cömert davranır, onlara çeşitli hediyeler verirmiş. Bir defasında, Habeşistan Kralı Necâşi’nin hediye olarak gönderdiği değerli bir altın yüzüğü, Ümâme adındaki kız torununa hediye etmiş. Ümâme de bunu çok değerli bir hatıra olarak saklamış…



Rübeyyi isimli bir kız çocuğuna ise Bahreyn Kralı’nın gönderdiği hediyelerden bir avuç dolusu alıp; “ Yavrucuğum, şunlarda senin olsun” diyerek hediye etmiş…

Saib isimli diğer bir çocuğun anlattığına göre, Peygamberimizi birkaç arkadaşıyla birlikte ziyarete gitmişler… Bu sırada Peygamberimiz hurma yiyormuş. Onları görünce, her birine bir avuç hurma vererek başlarını okşamış, çocuklarda bundan çok memnun olmuşlar…

Zaman zaman sahabiler, çocuklarını Peygamber Efendimize getirerek onlar için dua etmesini arzu ederlermiş. Sevgili Peygamberimiz de onların bu isteklerini yerine getirirmiş. Ayrıca, o günün küçükleri, geleceğinse büyükleri olacak çocuklar için hayır dualarda bulunurmuş. İşte birkaç örnek:

Abdullah isimli sahabinin kızı olan Cemre, konuyla ilgili hatırasını şöyle anlatıyor bizlere: “Babam beni Peygamber Efendimize götürdü ve: “Ey Allah’ın Resulü! Şu kızım için Allah’a bereketle duada bulunur musunuz,” dedi. Peygamberimiz de beni kucağına oturttu, elini başıma koydu ve benim için duada bulundu.

Yusuf isimli sahabi de, Peygamberimizle ilk karşılaşmasını hatırından hiçbir zaman çıkarmadığı taze bir anı olarak saklamış ve şöyle anlatmıştır: “Peygamberimiz önce bana Yusuf ismini verdi. Sonra kucağına oturttu ve başımı okşadı.”

Halid isimli sahabinin kızı Ümmü Halid ise hatırasını şöyle anlatmıştır: “Ben çocukken, üzerimde sarı bir elbisem olduğu halde babamla birlikte Peygamberimizin yanına gitmiştik. Peygamber Efendimiz elbise için : “Ne güzel, ne güzel…” dedi.

Ben bu esnada Onun omuzları arasında bulunan Peygamberlik mührünü gördüm ve onunla oynamaya koyuldum. Babam durumu fark edince beni bundan alıkoymak istedi.

Ancak Peygamberimiz: “Bırak çocuğu oynasın,” dedi… Sonra da bana dönerek üç defa : “Elbisen üzerinde eskisin e mi?” diyerek hem latife, hem de dua etmiş oldu…”
[Resim: 26064.gif] [Resim: 25448.png]
------------------------------------------------------------------------

Cok güze bir gece...
Bunu ilk beğenen sen ol.
Uzman
Cvp: Çocuklar Için Dini Hikayeler
Peygamberimiz Ve Küçük Yetim Kız

Aydınlık şehir, nurlu belde Medine’de bir bayram sabahı… “Rahmet Peygamberi” tebrik için evleri dolaşıyormuş… Herkes sevinç içindeymiş. Mutluluk duygusu insanların yüzlerinde tebessüme dönüşüyormuş… En çok sevinenler de herhalde çocuklarmış…



Bayramlık elbiseleriyle sevinçle oraya buraya koşturup duruyorlarmış… Ümmetinin sevincini paylaşan Peygamberimizin gözüne birden uzak bir köşede boynunu bükmüş bir kız çocuğu takılmış…

Elbisesi yamalı, ayakkabısı yırtıkmış… Yanına yaklaştığında, avuçlarıyla yüzünü kapatıp ağladığını görmüş… Peygamberimiz onu bu halde görünce hemen yanına gidip, tatlı ve şefkatli sesiyle sormuş: “Yavrucuğum! Bu bayram gününde niçin ağlıyorsun?”

Çocuk içini çekmiş… Başını kaldırmadan ve soruyu soranın kim olduğuna bakmadan konuşmaya başlamış: “Babamı hatırladım, bu yüzden ağlıyorum… Geçen bayram bizimleydi, şimdiyse yok artık… Son savaşta Peygamberimizle birlikte gitti. Onunla yan yana dövüştü ve sonunda şehit oldu. İnsan böyle yetim kalınca elbette ağlar…”

Bunları duyan sevgili Peygamberimizin yüreği sızlamış. Küçük kızın başını okşayarak şöyle demiş: “Sil gözünün yaşını yavrucuğum. Kaldır başını, bak sana ne diyeceğim… İster misin, senin baban ben olayım? Fatıma, ablan, Ayşe de annen olsun… Bu teklifime ne dersin?...”

Bu sözleri duyunca çocuk şaşırıp kalmış… Demek ki dert yandığı, içini döktüğü kişi sevgili Peygamberimizmiş… Sadece evet demek için başını hafifçe sallayabilmiş…

Peygamberimizin evine beraberce giderken, artık sevinçle yürüyormuş bu küçük yetim kız … Tuttuğu ipek yumuşaklığındaki elden, sanki ılık ılık mutluluk akıyormuş kalbine…

Eve vardıklarında, ev halkı da çok sevmiş bu küçük yetim kızı… Elini yüzünü yıkayıp, saçlarını taramışlar. Güzel elbiseler giydirmişler, karnını doyurmuşlar. Bayram harçlığı vermişler, sonrada oynasın diye sokağa salıvermişler…

Çocuklar, bu güzel elbiseli, yüzü ışıl ışıl parlayan çocuğa imrenmişler. Bazıları dayanamıyarak sormuş: “Ne oldu sana, neden bu kadar sevinçlisin?” Küçük kız, elbiselerini ve harçlığını göstererek cevap vermiş:

- Benim de bir babam var artık ! Hem öyle bir baba ki, dünyada bulunmaz eşi… Böyle babası olan kim sevinmez ki?... Hem yüreği şefkat dolu Ayşe annem var benim… Saçlarımı tarayan, elbisemi giydiren bir de Fatıma ablam… İşte bu yüzden çok sevinçliyim… Dünyalar kadar mutluyum…

Sevgili çocuklar, imrenilecek kadar varmış değil mi? Kim bilir ne kadar sevinmiş, ne kadar mutlu olmuştur bu küçük kız… Kendisine kucak açan sevgili Peygamberimiz bakın ümmetine de neyi tavsiye ediyor: “Kim çocuklarını bayram günü giyindirip süslerse, Allah da onu kıyamet günü öylece süsler.”
[Resim: 26064.gif] [Resim: 25448.png]
------------------------------------------------------------------------

Cok güze bir gece...
Bunu ilk beğenen sen ol.
Uzman
Cvp: Çocuklar Için Dini Hikayeler
Peygamberimiz Ve Küçük Hizmetçi Kız

Sevgili Peygamberimizin ilgisi ve şefkatiyle, gönlü neşeyle dolan, sevinç tebessümleriyle yüzünde güller açan daha pek çok çocuk varmış… Şimdi anlatacağımız olay ise yine çok anlamlı ve çok güzel bir hatıra…



Peygamber Efendimiz, ihtiyaç sahibi insanlara yardım elini uzatır, hiçbir kimseyi eli baş çevirmezmiş… Günlerden bir gün, yanında on dirhem parası olduğu halde çarşıya çıkmış. Çarşıda kendisi için dört dirheme bir gömlek almış. Gömleği üzerine giyinerek dışarı çıkmış. Kısa bir süre sonra, yoksul birisi gelerek şöyle bir ricada bulunmuş:

- Ey Allah’ın Resulü! Bana bir gömlek giydir. İnşallah, Allah Teâlâ da Sana cennet elbisesi giydirir…”Peygamberimiz derhal gömleği çıkarıp ona giydirmiş… Sonra geri dönerek, dört dirheme bir gömlek daha satın almış… Geriye sadece iki dirhemi kalmış…

Yolda yürürken, ağlayan bir kız çocuğuna rastlamış. “Niçin ağlıyorsun?,” diye sormuş. Çocuk ağlayarak cevap vermiş: “Efendim ! Ben hizmetçi bir kızım. Ev sahibim bana, un almam için iki dirhem vermişti, fakat parayı kaybettim…”

Sevgili Peygamberimiz, geri kalan iki dirhemi hemen ona uzatmış. Kızın yanından uzaklaşmış. Fakat kızın ağlaması devam ediyormuş. Bu kez Peygamberimiz geri dönerek yine sormuş: “Yavrucuğum istediğin iki dirhem değil miydi? Hâlâ niçin ağlıyorsun?” Kız: “Yine de parayı kaybettiğim için bana kızmalarından korkuyorum” demiş.

Bunun üzerine sevgili Peygamberimiz, kızı yanına alarak, beraberce evlerinin önüne kadar gelmiş. Kapıya geldiklerinde : “Esselâmü aleyküm,” diyerek selam vermiş. Evdekiler Peygamberimizin tatlı sesini hemen tanımışlar. Ancak cevap vermemişler. Peygamberimiz ikinci kez yine: “Esselâmü aleyküm,” diyerek selam vermiş. Ev halkı yine susmuş, cevap vermemişler.

Bunun üzerini Peygamberimiz üçüncü kez : “Esselâmü aleyküm,” diyerek selam vermiş. Bu defa evdekiler hep birden kapıya çıkarak sevinçli bir şekilde karşılık vermişler: “Ve aleyküm selâm…”

Peygamberimiz hemen sormuş : “Verdiğim birinci selamı duymadınız mı?...” “Evet ! Ancak, bize verdiğiniz selamları artırmanızı ve sesinizi daha fazla duymayı istediğimiz için böyle yaptık,” karşılığını vermişler.

Hemen Peygamberimizi içeriye buyur ederek, hatırını sormuşlar ve : “Hayırdır Ey Allah’ın Resûlü! Burayı ziyaret sebebiniz nedir acaba?” demişler. Peygamberimizde olanları aktarmış ve : “Bu hizmetçi kız parayı kaybettiği için belki ona kızarsınız endişesiyle geldim,” diye eklemiş.

Bunun üzerine ev sahibi: “Canımız yoluna feda olsun Ey Allah’ın Resûlü!... Mâdem ki bu kız, sizin bize gelmenize vesile oldu. Ben de şuanda onu, Allah rızası için serbest bırakıyorum. Artık dilediği gibi hareket edebilir, müjdesini vermiş…”

Peygamberimiz, bu güzel haberi aldıktan sonra mutlu ve neşeli bir şekilde oradan ayrılmış. Yürürken de şunları söylüyormuş :

“Allah şu on dirhemi ne çok bereketlendirdi. Bana bir gömlek nasip etti. Bir başkasına bir gömlek aldırdı. Sonunda da bir hizmetçi kıza iyilikte bulundurdu. Sonsuz şükürler olsun. Doğrusu Allah sınırsız kudretiyle bizi hep böyle rızıklandırıyor.”

İşte böyle sevgili çocuklar… Peygamber Efendimiz biraz önce de söylediğimiz gibi kimseden ilgisini, yardımını esirgemezmiş. Hele karşısındaki bir çocuk olursa, onun sıkıntısını halletmeden içi rahat etmezmiş…
[Resim: 26064.gif] [Resim: 25448.png]
------------------------------------------------------------------------

Cok güze bir gece...
Bunu ilk beğenen sen ol.
Uzman
Cvp: Çocuklar Için Dini Hikayeler
Şefkatli Peygamber

Şimdi aktaracağımız olay ise, sevgili Peygamberimizin çocuklara karşı şefkatinin, merhametin[/align]in, onlara olan sıcak ilgisinin, belki de en güzel örneği…



Daha önce de söylediğimiz gibi, sevgili Peygamberimiz insanlar içinde çocuklara karşı en şefkatli kişiydi… Bunu herkes görmüş ve kabullenmişti. Pek çok hatıra bunu zaten ortaya koyuyor, değil mi sevgili çocuklar?...

Peygamber Efendimiz çocuklar üzülmesin diye namaz kıldırırken bazen namazını kısa kestiği bile olurmuş. Sırf çocuklar üzülmesin diye…

Yine bir sabah namazında, namazda iki kısa sûre okuyan Peygamberimize, Mûaz isimli sahabi: “Yâ Resulallah, bugün bize namazı daha önce yapmadığın bir şekilde (çok kısa) kıldırdın” demiş.Bunun üzerine Peygamberimiz ona şu anlamlı cevabı vermiş: “Geride kadınlar safındaki çocuk sesini işitmedin mi? Annesi onunla ilgilensin diye böyle yaptım.”

Çocukların ağlamasına dayanamayan sevgili Peygamberimiz, her defasında ağlayan çocuklarla ilgilenirmiş. Onları sakinleştirmeye çalışırmış… Bir defasında da şöyle buyurmuş:

“Kim ağlayan çocuğunu sakinleştirinceye kadar onun gönlünü almaya çalışırsa, Allah Teâlâ da ona cennette memnun oluncaya kadar ikramda bulunur.”
[Resim: 26064.gif] [Resim: 25448.png]
------------------------------------------------------------------------

Cok güze bir gece...
Bunu ilk beğenen sen ol.
Uzman
Cvp: Ç
Şefkatli Peygamber

Şimdi aktaracağımız olay ise, sevgili Peygamberimizin çocuklara karşı şefkatinin, merhametinin, onlara olan sıcak ilgisinin, belki de en güzel örneği…



Daha önce de söylediğimiz gibi, sevgili Peygamberimiz insanlar içinde çocuklara karşı en şefkatli kişiydi… Bunu herkes görmüş ve kabullenmişti. Pek çok hatıra bunu zaten ortaya koyuyor, değil mi sevgili çocuklar?...

Peygamber Efendimiz çocuklar üzülmesin diye namaz kıldırırken bazen namazını kısa kestiği bile olurmuş. Sırf çocuklar üzülmesin diye…

Yine bir sabah namazında, namazda iki kısa sûre okuyan Peygamberimize, Mûaz isimli sahabi: “Yâ Resulallah, bugün bize namazı daha önce yapmadığın bir şekilde (çok kısa) kıldırdın” demiş.Bunun üzerine Peygamberimiz ona şu anlamlı cevabı vermiş: “Geride kadınlar safındaki çocuk sesini işitmedin mi? Annesi onunla ilgilensin diye böyle yaptım.”

Çocukların ağlamasına dayanamayan sevgili Peygamberimiz, her defasında ağlayan çocuklarla ilgilenirmiş. Onları sakinleştirmeye çalışırmış… Bir defasında da şöyle buyurmuş:

“Kim ağlayan çocuğunu sakinleştirinceye kadar onun gönlünü almaya çalışırsa, Allah Teâlâ da ona cennette memnun oluncaya kadar ikramda bulunur.”
[Resim: 26064.gif] [Resim: 25448.png]
------------------------------------------------------------------------

Cok güze bir gece...
Bunu ilk beğenen sen ol.
Uzman
Cvp: Çocuklar Için Dini Hikayeler
Müslüman Çocuğun Edebi - Görgü Kuralları

İslâm; doğumdan ölüme kadar hayatın ne şekilde yaşanacağını, davranışların nasıl olacağını, iç ve dış dünyamızın ne şekilde bir yapıya kavuşturulacağını tespit etmiştir. Madden ve mânen sağlıklı bir fert, sağlıklı bir aile ve sağlıklı bir toplumun yolu İslâmın emrettiği hayat tarzını yaşamak ile mümkün olabilecektir.

Her hayrın başı Besmeledir !

Her hayırlı işe Bismillahirrahmanirrahim ile başlanır. Sonunda da Elhamdülillah denir.
Sevgili Peygamberimiz: "Bir işe besmele ile başlanılmaz sonunda da Elhamdülillah denmezse o işte
hayır olmaz"buyurmuştur. Çünkü besmele çekerek kul ile Allah arasındaki gerçek alâka kurulmuş
olur. Nerelerde besmele çekilir veya çekilmez bir kaç misal verelim:

"Yemek yemeğe, abdest almaya ve hayırlı işe başlarken besmele çekmek sünnettir.
. Tuvalete girerken besmele çekmek mekruhtur.
. Haram olan birşeyi yapmaya başlarken besmele çekmek haramdır.
Biz müslümanlar haramlardan kaçınacağız.
. Kat\"i olarak haram olan bir şeyi işlerken besmele çeken kâfir olur.
. Kapıları açıp kapatırken, mutfaktaki yemek kaplarının kapaklarını açarken, yemek yaparken,
ocak yakarken, mutfağa girerken besmele çekmek sünnettir.
. Süt, su, çay, ilaç içmeye başlarken besmele çekilir.
. Sakalı tamamen keserken besmele çekmek câiz değildir.
***

SELAM VERME ADABI:

Müslümanlar birbirleri ile karşılaşınca selamlaşır ve tokalaşır.
Selam vermek sünnet, verilen selamı almak farzdır.

1. İslam\"ın emrettiği selamı unutma.
2. Tanıdığın veya tanımadığın Müslümanlarla karşılaştığın zaman selam vermeyi ihmal etme
(Esselamü Aleyküm).
3. Selam verme şekli şöyle:
a) Binek üzerinde olan yürüyene,
b) Yürüyen oturana,
c) Az kişiler çok kişilere,
d) Küçükler büyüklere selam verirler.
4. Verilen selama onun misliyle veya ondan daha güzel bir şekilde cevap ver.
5. Konuşmadan önce selam ver. Peygamberimiz bir Hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyor:

"Kim selamdan önce konuşmaya başlarsa ona cevap vermeyin"


KONUŞMA ADABI

Şahsımıza karşı vazifelerimizden biri de dilimizi terbiye ve islah etmektir. İnsan iyi ve kötü bir çok
şeyi dilinden bulur. Birçok insan dili sebebiyle en büyük musibetlere uğramışlardır.
İnsanları cehenneme sürükleyip götüren de dilleridir.

01. Söylediği sözün nereye varacağını, düşünmek.
02. Dünya ve ahiret için faydası olmayan sözleri söylememek.
03. Sözleriyle kimsenin gönlünü kırmamak.
04. Musibet ve felaket getireceğinden korktuğu şeyi söylememek.
05. Konuşurken başkasının sözünü kesmemek.
06. Bir insanı över veya yererken aşırı gitmemek.
07. Büyüklerin yanında yüksek sesle konuşmamak.
08. Boşboğazlık, gevezelik etmemek.
09. Söylerken ağzını eğip büzmemek, avurt çatlatmamak, ustalık, bilgiçlik satmamak.
10. Konuşurken karşısındakini hiçe sayarak ukalalık yapmamak, onun sözlerinde ayıp ve kusur
aramamak.
11. Dilini la\"nete, küfüre ve kaba konuşmaya alıştırmamak.
12. Kendisine verilmiş bir sırrı başkasına söylememek. .
13. Yalan yere bir söz vermemek, yapamayacağı bir şeyi söylememek.
14. Yalan söylemekten, yeminden, gıybet etmekten, koğuculuktan sakınmak.
15. Başkalarıyla alay etmemek, kimseye kötü bir ad takmamak.
***

GÜZEL SÖZLER ADABI

Söz söylerken güzel söylemek, kabalık yapmamak, karşısındakilerin halini gözetmek, dokunacak
sözlerden ve tasavvurlardan sakınmak Müslüman\"ın vazifesidir.
Kur\"an-ı Kerim yedi çeşit insanın peşinden gitmeyi ve onları dinlemeyi yasak etmiştir.

1- Doğruya ve yalana çok yemin eden.
2- Fikir ve düşüncesi düşük olan.
3- Şuna buna söven, la\"net eden, daima kusur ve ayıp araştıran.
4- Bir yerde konuşulan şeyleri başkalarına taşıyan.
5- Cimri ve son derece sıkı olan ve insanları iyilikten çeviren.
6- Hakkı tanımayan ve mütecaviz olan.
7- Günaha dadanan, şerefsiz ve soysuz olan.
***

EVE GİRİŞ ÇIKIŞ ADABI

1. Kapının sağında veya solunda durmak.
2. Kapıya 3 defa vurmak, izin verilir ise, içeriye girmek, izin verilmez ise geri dönmek.
3. Eve girince ve çıkarken "Esselamü Aleyküm" diyerek selam vermek.
4. Evden çıkınca "Bismillahi tevekkeltü al-Allah la havle vela guvvete illabillah" demek.
***

YEMEK YEME ADABI

01. Sofra hazırlanırken yardımcı olmak.
02. Yemekten önce ve sonra elleri yıkamak.
03. Büyükleri sofraya oturmadan sofraya oturmamak.
04. Besmele çekip, Allah\"a vermiş olduğu nimetler için şükür etmek.
05. Yemeğe önce yaşça veya mevkice büyük olan kişinin başlaması uygundur
06. Sağ eliyle yemek.
07. Lokmayı ağza göre almak ve iyice çiğnedikten sonra yutmak.
08. Lokmayı yutmadıkça ikinci lokmaya el uzatmamak.
09. Önündeki yemeği soğutmak için, yemeğin içine üflememek.
10. Başkalarını tiksindirecek, iğrendirecek harekette bulunmamak ve söylememek.
11. Ağızda yemek varken konuşmamak, gülmemek.
12. Başkasının lokmasına ve yediğine bakmamak.
13. Elini yemek kabına silkmemek ve lokmayı ağzına götürürken başını tabağa doğru uzatmamak.
14. Yemek seçmemeye özen göstermek.
15. Yemeği aynı kaptan yeyip, tabağın ortasından değil, kendi önünden yemek.
16. Lokmasını ve aldığı yemeği bitirmek.
17. Tabaklarda artık, sofrada kırıntı bırakmamak.
18. Toplu yemek yenirken herkes yeyip bitirmedikçe sofradan kalkmamak.
19. Yemek bitince "Elhamdülillah" demek.
20. Yemeği yapana teşekkür etmek.
21. Sofra kaldırırken yardımcı olmak.
22. Yemek sonrası elleri yıkamak, dişleri fırçalamak.
23. Sokaklarda yemek yememek ve içmemek.
24. Gezinerek yemek yememek.
25. Helalinden, temiz yemek ve Allah\"a şükretmek.
26. Acıkmadan yemek yememek.

Bir hadis-i şerifte:
"Sizden biriniz yiyeceği zaman sağ eli ile yesin,
içeceği zaman da sağ eli ile içsin.
Zira şeytan sol eliyle yer, sol eliyle içer." buyurulmuştur.
***

SUYU İÇME ADABI

1. Besmele çekmek.
2. Suyu bardaktan (veya tasdan) içmek.
3. Suyu oturarak içmek. 4. Bardağı sağ el ile ağıza götürmek.
5. Bardağın içine nefes vermemek.
6. Suyu üç yudumda içmek sonunda Elhamdülillah demek; su içmenin adaplarındandır.


Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor:
"Suyu çocuğun memeyi emmesi gibi için.
Depodan doldurur gibi içmeyin.
Ondan ciğer hastalıkları zuhur eder."
***

TUVALET ADABI

1. Tuvalete girmeden önce Eüzü Besmele çekmek.
2. Sol ayak ile girmek.
3. İhtiyacı ayakta değil, oturarak gidermek.
4. Tuvalette konuşmamak, bir şeyler yememek, oyalanmamak.
5. Tuvaletten çıkmadan temizlik kontrolü yapmak (elleri yıkamak).
6. Sağ ayak ile çıkmak.
7. Çıkınca "Gufraneke" demek, adaptandır.
***

YATMA ADABI

1. Yatmadan önce elleri yıkamak.
2. Dişleri fırçalamak.
3. Kıyafetlerle değil, pijamalarla yatmaya özen göstermek.
4. Giysilere sağdan giymeye başlamak.
5. Besmele çekip sağ tarafa doğru dönüp yatmak.
6. Yatmadan önce dua etmek, adaptandır.
***

GÖZ KULAK GİBİ AZALARIN TERBİYESİ

Müslüman\"a başkalarının kanı, ırzı, namusu, malı haramdır. Kendisinin olmayan herhangi bir şeye
kötü gözle bakmamak, kendi canı, namusu, malı nasıl mukaddes ise, başkalarınınkini de aynı
şekilde kabul etmeli, kendini tamamen haramdan ve kendisine ait olmayan her şeyden çekmek
İslâm\"ın emridir.
***

TOPLANTILARDA ADAB

Kur\"an-ı Kerim ve Hazret-i Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir mecliste nasıl davranılacağını
bildirmiştir.

01. Bir toplantıya herkesi iğrendirecek elbise ile, fena kokularla gitmemek,
02. Mecliste daima güler yüzlü olup, ekşi suratlı ve geveze olmamak,
03. İleri geçip oturmamak, hakkı olmadıkça ileriye geçmemek,
04. Kendisinden yaşça ve bilgice yüksek olanlara hürmet etmek,
05. Anası, babası veya hocasına daha çok hürmetli olmak,
06. Oturanlara sıkıntı verecek hallerden sakınmak,
07. İki kişi arasına oturmak lazım gelirse, onların iznini istemek,
08. Sonradan gelene yer göstermek,
09. Kendisinden büyük olanların yanında ayak ayak üstüne koymamak,
10. Ev sahibinin, misafiri uğurlaması,
11. Kalabalık içinde iki kişi arasında gizli konuşulmaması,
12. Esnememek, mecbur olursa eli ile ağzını kapamak,
13. Öksürme veya geğirme ile çevreyi rahatsız etmemek, tiksindirmemek,
14. Meclis ve toplantılarda edebe riayet etmek.
***

KOMŞULARIMIZA KARŞI VAZİFELERİMİZ

Aile ve akrabamızdan sonra bize en yakın olan komşularımızdır.
Komşularımıza olan vazifelerimizin başlıcaları şunlardır:

1. Komşulara el ve dil ile eziyet etmekten kaçınmalıdır. Evde gürültü yapmak, dökülen çöplerle
komşuları zor durumda bırakmak, vb. Müslümanlıkla bağdaşmaz. "Peygamberimiz: "Allah\"a ve
âhiret gününe İman eden komşusuna eziyet etmesin buyurmuştur. (Sahihi Buhari)

2. Komşusunu çaresizlik içinde gören kimse, onun yardımına koşmalıdır. Cenabı Hak bir ayeti
kerimede komşuya iyilik edilmesini tavsiye etmektedir. (Nisa Suresi: 36)

3. Komşunun evini, kendisinin bulunmadığı zamanlarda korumak,

4. Komşuları zaman zaman ziyaret etmek, hastalandıklarında kendileriyle yakından ilgilenmek,

Komşu hakkının önemini Peygamber Efendimiz şu hadisi şeriflerinden daha iyi anlamaktayız:
"Cebrail, bana durmadan komşuya iyilik yapmayı tavsiye etti. Bu sıkı tavsiyeden,
komşuyu komşuya mirasçı yapacağını zannettim. (Sahihi Buhari)

Komşumuz Müslüman olmasa bile onlarla iyi geçinmek (örnek olmak), eziyet etmekten
sakınmak, iyi davranışlar içinde bulunmalıyız.
***

MİSAFİRLERE KARŞI VAZİFELERİMİZ

Misafirleri güzel bir şekilde ağırlamak, Müslümanlığın emirlerindendir.
Peygamber Efendimiz, kendisini ziyarete gelenlere elinde bulunan yiyeceklerden bol bol yedirir,
hatta ev halkıyla birlikte geceyi aç olarak geçirdiği zamanlar da olurdu. Bir hadisi şeriflerinde şöyle
buyurulmakta: "Allah\"a ve Kıyamet gününe iman eden kimse, misafirine ikram etsin (Sahihi Buhari)

Atalarımız kahramanlığı ve dürüstlüğü yanında, misafirperverliği de, sahip olduğu eşsiz
üstünlüklerindendir. Bugün yurdumuzun birçok Köylerinde, misafirler için ayrılmış özel yerler vardır.

Misafirlerimize karşı olan vazifelerimizden başlıcalar şunlardır:

1. Misafirleri güler yüz ve tatlı dille karşılamak,
2. Yediğimiz içtiğimiz şeylerin en iyisini onlara sunmak,
3. Misafirlerin üzerine fazla düşüp onları sıkmamak,
4. Misafirlerin yanında çocukları ve hizmetçileri azarlamamak,
5. Topluluklarda dikkat ettiğimiz önemli noktalara, misafirlerin yanında da dikkat etmek.
***

ZİYARETLERİN ADABI

Müslümanların birbirlerini ziyaret etmeleri, aradaki sevgi, saygı ve dayanışmayı kuvvetlendirir.
Zaman zaman akraba, yaşlı ve hasta kimseler ziyaret edilmek suretiyle gönülleri alınmalıdır.
Ancak ziyaretlerin, usulüne uygun olarak yapılması gerekir.

Ziyaretlerle ilgili edepleri şöyle sıralayabiliriz:

1. Ziyaretlerin vakti iyi seçilmelidir. Uyku, yemek ve iş zamanlarında ziyarete gidilmemelidir.
2. Ziyaretlere giderken, temiz ve düzgün elbiseler giyilmelidir.
3. Ziyaret edilen evin kapısı çalınmalı, ev sahibi izin verdikten sonra içeri girilmelidir.
4. Ziyaret sırasında güler yüz gösterilmelidir.
5. Ziyaretine gidilen evde bulunanların, sevinçleri ve kederleri paylaşılmalıdır.
6. Ev sahibinin işi varsa, ziyareti uzatmadan müsaade isteyerek ayrılmalıdır.
7. Ziyaret edilen kimsenin yaş, akrabalık veya hastalık gibi durumları
göz önünde bulundurularak, konuşma şeklinde dikkat edilmelidir.
8. Özellikle yaşlılar ile hastalar, sık sık ziyaret edilmelerini beklerler.
Bu bakımdan bu kimselerin ziyaretleri diğerlerine göre daha fazla
[Resim: 26064.gif] [Resim: 25448.png]
------------------------------------------------------------------------

Cok güze bir gece...
Bunu ilk beğenen sen ol.
Uzman
Cvp: Çocuklar Için Dini Hikayeler
Gül Kokulu Peygamber

Peygamber Efendimizin çocuklara rastladığında onların başını okşadığından bahsetmiştik hatırlarsanız. Sevgili Peygamberimizin başını okşadığı çocuklar, mis gibi kokarmış… Öyle ki başına sevgili Peygamberimizin elinin değdiği çocuklardan bu koku, başkaları tarafından da rahatlıkla anlaşılırmış…



Sevgili Peygamberimizin öylesine güzel bir kokusu varmış ki, gülleri hatırlatan o güzelim kokuyu bir defa duyanlar, bir daha unutamazlarmış. Tıpkı Semüre isimli sahabinin oğlu Câbir gibi… Hazreti Câbir’in de çocukluk günlerine ait Peygamberimizle ilgili pek çok hatırası varmış. Ama bunlardan birini hiç unutmazmış…

Bir gün Câbir, Peygamberimizle birlikte öğlen namazını kılmış. Namazlardan sonra da Peygamberimizin peşine takılmış. Bu sırada karşılarına çocuklar çıkmış. Sevgili Peygamberimiz onların her birinin yanağını ayrı ayrı okşamış. Sıra Câbir’e gelince onun da yanağını okşamış. Câbir şöyle devam ediyor:

“O zaman Peygamberimizin mübarek ellerinde öylesine güzel bir koku hissettim ki… Sanki elini güzel koku sepetinden henüz çıkarmış gibiydi.”

Sevgili Peygamberimizin gül kokulu elleri, onu yüzlerine sürenlerin anlattığına göre, yazın aşırı sıcaklarda bile serin olurmuş.

Peygamberimizi görme şerefine ulaşan sahabi çocuklarından Ebu Cühayfe’nin de konuyla ilgili güzel bir hatırası var.Gelin şimdi de Ebu Cühayfe’yi birlikte dinleyelim:

“Peygamberimizin Veda Haccı seyahatinde on üç yaşlarında idim. Öğle sıcağı iyice bastırınca, Mina’ya yakın Ebtah denilen yerde konakladık. Peygamberimiz için çadır kurdular. Sıcak şiddetini kaybedinceye kadar Peygamberimiz bu çadırda dinlendi.

Daha sonra Bilâl-i Habeşi’nin getirdiği sudan abdest aldı. Bilâl artan abdest suyunu dışarı çıkınca, herkes sanki bir ganimet elde edecekmiş gibi koşarak, sevinçle artan suya ellerini batırıp yüzlerine sürmeye başladı.

Daha sonra Peygamber Efendimiz çadırdan dışarı çıktı. Sahabiler etrafını sarıp, mübarek ellerini tutup yüzlerine sürdüler. O anda ben küçük bir çocuk olduğum için buna cesaret edemedim. İmrenerek bakmakla yetinmek zorunda kaldım. Fakat daha fazla dayanamadım.

Bir fırsatını bulunca koşup sevgili Peygamberimizin elini tuttum ve yüzüme sürdüm. Bir de ne göreyim. Mübarek eli, o sıcaklığa rağmen soğuk sular gibi serin! Kokusu ise misden daha hoş!”

Evet sevgili çocuklar …Geldik bir bölümün daha sonuna … “Mutluluk Çağı”nın çocuklarına ait kimbilir daha nice hatıralar vardır… Ama görünen o ki, küçük sahabiler, sevgili Peygamberimizi çok sevmişler ve Onu hiç unutmamışlar, unutamamışlar.

Onu hep salât ve selâmla, duâ ile ve gözyaşlarının eşlik ettiği hasretle ve özlemle anmışlar… Hele içlerinde biri var ki, Onun Peygamberimize duyduğu sevgiyi, kelimelerle ifade etmek gerçekten zor.. Kim bu sahabi biliyor musunuz? Hazreti Ömer’in oğlu Abdullah…

Hazreti Abdullah, Peygamberimizin vefatından sonra, Ona olan sevgisinden dolayı, namaz kıldığı yerleri öğrenip oralarda namaz kılarmış… Peygamberimizin yürüdüğü yollarda yürür, gölgelendiği ağaçların altında oturur, kurumasınlar diye onları sularmış… Bu esnada gözleri yaşla dolar, birlikte yaşadıkları o güzel günlere gidermiş…

Ahirette yeniden kavuşmanın tesellisiyle, bir daha yaşanması imkansız o güzel ve mutlu günlerin hayaliyle avunurmuş…

Elimizden tut ne olur!

Eline kurban olduğum.

İlet bizi Hak yoluna!

Yoluna kurban olduğum.

Sensin tutunduğumuz dal,

Sensin kokladığımız gül,

Sensin güç aldığımız kol,

Koluna kurban olduğum.

“İşte Hak din, işte tek din;

Müslüman ol, kurtul!” dedin.

Bize gerçeği söyledin

Diline kurban olduğum.

Binlerce salât ve selâm sevgili Peygamberimize, ailesine ve ashabına olsun… Ne mutlu Hazreti Peygamberin sevgisiyle dolu bir kalbe sahip olanlara.
[Resim: 26064.gif] [Resim: 25448.png]
------------------------------------------------------------------------

Cok güze bir gece...
Bunu ilk beğenen sen ol.
Uzman
Cvp: Çocuklar Için Dini Hikayeler
9 YaŞindakİ Kiz ÇocuĞunun Resule Mektubu(mutlaka Okuyun)
MEKTUP!


"En Sevgiliye" ait son anı/olay günümüzden...

Şu içinde bulunduğumuz yıllardır... Bir "Kutlu Doğum" haftası nedeniyle bir ilköğretim okulunda, ders içinde, "Peygambere Mektup" yarışması düzenlenmiştir... Birincilik dokuz yaşında bir kız çocuğunundur... Ödül töreni düzenlenir... Genç bir öğretmen hanım, birinciliği kazanan mektup elinde, kürsüye gelir ve okumaya başlar.

"Nur Yüzlü, Gül Kokulu, Sevgili Peygamberim"

Burada durur, devam edemez... yazan, dokuz yaşında bir kız çocuğu; okuyan, genç bir hanım; ağlayan, onlarla beraber bütün bir salondur... Öğretmen hanım sesi titreyerek bir deneme daha yapar, yine okuyamaz... Sonra bir deneme daha... Hıçkırıklara boğulur... Mektubu bu kezde genç bir erkek öğretmen alır... O, yutkuna yutkuna da olsa mektubu okumayı başarır:



"Nur Yüzlü, Gül Kokulu, Sevgili Peygamberim!"

Seni çok ama çok seviyorum. O temiz , pak ellerini öpmek İnşallah nasip olur. Senin nur yüzünü görmek, dünyanın en güzel sözlerini senden dinlemek, o gül kokunu duymak İnşallah bana ve diğer müslümanlara nasip olur.

Sen müslümanlığı yaymak için çabaladın. İnşallah biz de çabalarız ki Sen mutlu olasın. Senin mutlu olman için canımı bile veririm. Cennete girersem ilk işim Seni bulmak olur.

Senin o güzel Hadis-i Şeriflerini dinlemek çok hoşuma gidiyor. Senin o nurlu ellerini binlerce kez öpüyorum. Çok iyi bir kişi olursam rüyama girer misin?

Müslümanları oluşturmak için ne kadar çaba sarfettin? Sorularımla Seni sıkıyorsam binlerce kez özür dilerim. Sen her şeye layıksın. Altı yaşında yetim kaldın. Bu nasıl bir duygu anlatır mısın?

Seni çok seviyorum. Ellerinden milyonlarca kez öpüyorum.

"Seni seven torunun, Büşra!..."



Bazı sözler vardır, öyle tam, öyle anlatmak istediğini eksiksiz ifade eden cinstendir ki, aynı konuda o sözlerden sonra söylenecek her söz yavan, her kelam eksiktir. Küçük Büşra\"nın mektubu da bu "tam sözler"den biri... O yüzden bu yazıyı burada bitirmek en doğrusu olsa gerek... Ve ALLAH\"a şükrederek...

Şükürler olsun Rabbim sevdiğinden ve sevdiğimizden bindörtyüzyıl uzaklaşmış bir zamanda bile O\"na ( s.a.v) "En Sevgili" diyebildiğimiz için Sana şükürler olsun...
[Resim: 26064.gif] [Resim: 25448.png]
------------------------------------------------------------------------

Cok güze bir gece...
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.