Ailelerin çocuklarına ilgisi veya ilgisizliği sonucunda bazen bunun tersi de olabilmektedir. Çocuğun yetiştirilmesinde iki temel nokta vardır. Bunlar çocuğun sağlıklı, kişilikli, şahsiyetli, onurlu ve başarılı olmasını sağlar. Eğer bu iki noktada hatalar veya ihmaller yapılırsa çocuğun gelişiminde, ruh sağlığında, karakterinde, kişiliğinde ve davranışlarında telafisi zor ciddi sorunlar ortaya çıkar. Bu iki temel SEVGİ ve DİSİPLİNDİR. Bu gün toplumumuzda bu iki hususta çok bariz hatalar yapılmakta ve çocuklarda ciddi tahribatlar meydana getirilmektedir. Malesef ailelerimiz çoğunlukla da bu hatalarının farkında olmamaktadırlar. Çocuklarda davranış bozuklukları ortaya çıkınca da hayretlere kapılmaktadırlar.
Çocuk ve Sevgi
Çocuklar, sevgiye aç ve susuz olarak yaratılırlar. Onlar günlük olarak yeme, içme ve hava teneffüs etme ihtiyaçları kadar sevgi almaya ve vermeye de muhtaçtırlar. Çocuk, annesinden babasından ve ailedeki diğer fertlerden den gerekli sevgiyi ister ve bekler. Bu beklentisini de almak zorundadır. Yalnız bu hususta çocuklar bir kaç gruba ayrılırlar. Burada iki grup üzerinde durmaya çalışacağım.
1. Yoğun bir şekilde sevgi isteyen ve davranışlarıyla, sözleriyle bunu ifade edenler. Bu tür çocuklar duygusal olurlar. Her davranışında karşılık ve yakınlık beklerler. Bunu alamadıkları zaman küser ve içine kapanırlar. Bazen de sevgiyi alacağını umduğu kişinin burnunun dibine girmeye, onun dikkatini çekmeye, onun sevdiği ve hoşlandığı davranışları sergilemeye çalışırlar. İlginç hareket ve davranışlarla ilgi çekmek için uğraşırlar. Bu davranışı sizin meşgul olduğunuz veya uzanıp dinlendiğiniz zamanda da bazen yaparlar ve siz amacını farketmeden ona kızarsanız onun dünyası yıkılır. Eğer gün içerisinde başka birileri de ona kızmışsa çocuğun iç dünyasında fırtınalar kopar.
2. Sevgi isteklerini sözleriyle ifade etmeyen, ilgi ve takdir isteyenler. Böyle çocuklar daha çok lider tiplidirler. Onlar, kendilerine acınmasını istemezler. Merhamet duygularını tahrik etmeye yeltenmezler. Sizinle bir büyük gibi diyalog kurmaya çalışırlar. Sizin onun isteklerine ve taleplerine verdiğiniz cevap oranında sevgi alırlar. İsteklerine cevap vermezseniz o da sizin isteklerinize cevap vermez, başına buyruk hareket etmek ister. 6-7 yaşlarından büyük ise size kafa tutmaya bile çalışabilir. Böyle çocuklara "Hayır" demeden önce mutlaka gerekçelerini ikna edici tarzda söylemek gerekir. Ve bir şey yaptırılmak isteniyorsa emretmeden öneri ve teklif olarak söylemekte, kendisinin karar vermesini sağlamakta büyük yarar vardır. Çünku o, istekleri yerine gelince sevildiğine inanır.
Dengesiz Sevgi
Bu iki grup çocuk da sevgi almak zorundadırlar. Eğer gerekli ve yeterli sevgiyi alamazlarsa, bu onların ruh ve karakter gelişimini olumsuz etkiler. Birinci grubu ele alalım. Eğer o yeterli derecede sevgi alamazsa içine kapanık bir kişiliğe bürünebilir. Sevgi beklediği kişilere karşı içinden kızar. Bir de sevgi beklerken azar işitirse, ceza alır veya dayak yerse kin duymaya başlayabilir. Daha sonra hırçınlaşır, kavgacı, saldırgan ve uyumsuz bir kişiliğe doğru kayabilir. Bu tür çocuklar, istenilen davranışları sadece takdir edildiği kişilere karşı sergilerler. Bu, onda daha sonraki dönemlerde ciddi kırılmalara yol açarak, gösteriş ve yalakalık yapan, adamına göre davranış sergileyen, kişiliği ve şahsiyeti silik olan bir yapıya bürünebilir. Güç görünce tırsar, zayıf biri karşısında ise arslan kesilebilir.İkinci gruptakiler ise genellikle, çevresi tarafından övülmek, ödüllendirilmek isterler. Onlar, başlarının okşanmasından ziyade sırtlarının sıvazlanmasını isterler. Küçük yaşta öpülmekten ziyade kucakta oturmayı tercih ederler. Fakat kendilerinden küçükleri ise öpmeye karşı aşırı gereksinimleri vardır. Hatta bazen bunaltabilirler. Onlara verilen görevlerden sonra mutlaka güzel yapılan yönler takdir edilmeli, eksik taraflar ise gerekçeleriyle gösterilmeli, önerilerde bulunulmalıdır.Bu karektedeki çocuklar gerekli sevgiyi alamazlarsa, uyumsuz, dik kafalı, serkeş ve bencil olurlar. Yaş ilerlediği zaman liderlik yapmak için arkadaş gruplarında mücadele başlatırlar. Kendisinden güçsüzleri ezmek için çaba harcarlar. İnsanlara karşı acıma ve şefkat duygular körelir. Bu gün mafyalık yapanların çoğunluğu bu psikolojiye sahiptirler. Çocukluklarında ciddi yaralar almışlardır. Ayrıca eğer ailede birden fazla çocuk varsa onlara da sevgiyi dengeli vermek gerekir. Dengesiz ve adil verilmeyen sevgi de birisinin iç dünyasını tahrip eder. Birisini sürekli sevip okşarken, onun davranışlarını takdir ederken, ötekini tenkit etmek, hatalarının üstüne gitmek, birisine hediye alırken ötekini ihmal etmek, birisine fazla ilgi gösterirken ötekine az göstermek son derece sakıncalıdır. Kardeşler arasında kıskançlığa, kin ve nefrete yol açar. Anne- babaya karşı sevgi, saygı ve hürmeti yok eder. Peygamberimizin şu emrine kulak verelim: "Allah'tan korkun ve çocuklarınız arasında adil davranın." [Münavi, Feyzu'l-Kadir, c.1, s. 126]
Disiplin ve Eğitim
Disiplin, sadece ceza vermek değildir. Eğitimde disiplin, planlı, ilkeli ve kurallı olmak demektir. Disiplin hele dayak asla değildir. Bu gün toplumda ceza denilince sadece fiziki cezalar, dövmeler bazen de işkenceler akla gelir. Oysa ki eğitimde cezalar çok çeşitlidir ve fiziki ceza bütün tedbirlerin tükenmesinden sonra devreye giren caydırıcı küçük bir unsurdur. En önemli cezalar hak mahrumiyetleridir. Örneğin, ders çalışmayan bir öğrenciye sevdiği bir filmin izlettirilmemesi, geziye gönderilmemesi, harçlığının kısıtlanması etkili bir ceza yöntemidir. Yine yeterince ders çalışmayan bir öğrenciye aynı dersi on kere tekrar etmeçalışma cezası verilebilir. Kitap okuma cezası, kitap okumaya karşı soğutabileceği için önerilmemektedir.Oyuncaklarını kıran veya hor kullanan bir çocuğa şu ceza uygulanabilir. Kırılan oyuncağın parasını harçlıklarından biriktirerek ödettirilmesi, eğer rakam büyük ise az bir oranda ödettirilmesi etkilidir. Oyuncağını veya eşyasını dikkatli kullanması için daha etkili bir yol ise, alınacak eşyanın parasının az bir miktarını çocuğun, diğer miktarını ise anne- babanın ödemesidir. Bir de çocuklara fazla harçlık verilmemesi gerekir. Para harcamayı öğretmek için ise birlikte alış veriş yapmak, eşya seçiminde onların fikrini almak ve onları yönlendirmek önemlidir. Yalnız bu konuda tutarlı ve ilkeli olmak gerekir. Anne ve baba arasında antlaşmazlık ve tartışma olmamalı, uyum bulunmalıdır. Aksi takdirde sonuç vermez. Aile içinde konulan kurallara, büyüklerin uyması gerektiği gibi çocukların da uyması istenmelidir. Mesela yemeğe hep birlikte oturulmalı. Yemek seçmemeyi, tabağındaki yemeği bitirmeyi, çatal kaşık kullanmayı büyüklerinden görerek öğrenmelidir.
Sevgide Tutarsızlık
Çocukları, seviyoruz diye tamamen serbest ve başıboş bırakmak da son derece tehlikeli ve zaralıdır. Sevgi bizi disiplinli ve ilkeli olmaktan alıkoymamalıdır. Disiplinli davranmak, sevgiye engel değildir. Zira çocuklar, ailede çekindiği birisi olmazsa yanlışlara düşmekten korkmaz ve çekinmezler. Eğer ailede baba veya anne çok otoriter ve sert mizaçlı ise diğeri daha şefkatli ve merhametli davranarak açığı telafi etmelidir. Sevmek, adil davranmaya, caydırıcı olmaya, kangren olmadan yarayı kesmeye engel olmamalıdır. Bir anne-baba, bazen bir doktorun yaraya müdahalesi gibi çocukta, bozulan bir davranışa müdahale etmekten çekinmemesi gerekir. Zira bir seferlik bir davranış alışkanlığa dönüşebilir. Bu durumda ise çok gecikmiş olma tehlikesini unutmamak gerekir.Bu noktada boşanmalara ve ailelerin bölünmesine dikkat çekmekte büyük bir zaruret vardır. Zira ailelerin bölünmüş olması eğitimi baltalayan en önemli faktördür. Telafisi imkansızdır. Çocukların anneden veya babadan kopuk yaşaması kadar iç dünyasını ve karakterini tahrip eden başka bir şey yoktur. Herhangi birinden gerekli sevgiyi alamazsa kanatlarından birini yitiren kuş gibi olur. Ruh dünyasının bir yanı kesik ve kopuk kalır. Ağacın gölgede kalıp güneş almayan yanı gibi güdük kalır. Ayrılmalar, anne veya babadan birinin ölümünden daha tehlikeli sonuçlar doğurmaktadır. Bu gün okullarda davranış bozukluğu sergileyenlerin % 80-90 civarındaki bir kısmı parçalanmış aile çocuklarıdır. Bu noktada ailelerden bir istirhamımız, eğer antlaşmazlık ve geçimsizlik varsa birlikteliğin şartları sonuna kadar zorlanmalıdır. Boşanma bütün çare ve çözümlerin tükendiği son noktada gerçekleşmelidir. Basit hevesler uğruna, çocuklarımızın hayatını ve geleceğini karartmaya hakkımız yoktur inancındayım. Unutmamak gerekir ki, Allah'ın en sevmediği helal da boşanmadır. Rabbimden niyazım, mutlu, huzurlu bir yuva ve sağlıklı nesiller sunmasıdır.
Selami Yalçın