Dihlevî bu tasadduku, çocuğun, cenin halinden bebeklik haline geçmesi gibi son derece mühim bir nimete şükrân borcunun ifâdesi olarak değerlendirir. (Huccetullah, 2/728)
Ayrıca, diyebiliriz ki, hadiste söz konusu edilen “saç”ı akika kurbanı ile birlikte değerlendirdiğimiz zaman bunun “şahsa özel” bir sadaka olduğu anlaşılır. Yani bir yandan yeni doğan çocuk nimetine karşılık, Allah için bir akika kurbanı keserken, bir yandan da çocuğun “başının sadakası” olarak -hadiste eziyet şeklinde adlandırılan- çocuğun saçını kesmek ve ağırlığınca gümüş veya altın sadaka vermek de özel bir anlam ifade etmektedir. Demek ki, akika kurbanı, çocuğu lütfeden Allah’a karşı bir şükran, kesilen saçının ağırlığı kadar gümüş veya altın sadaka etmek ise, çocuğun kaza ve belalardan korunması için -başının sadakası diliyle- Allah’a yapılan fiilî bir duanın ifadesidir.