'Çocuğuma hangi kitabı okuyayım' sorusunu çok önemli bulurum ben. Zira dün ödevler hususunda paylaştığım 'ben sana demiştim ama beni dinlemedin, şimdi çek cezanı' kodlamamızın bir masaldan geldiğini görüyorum. Öyle ya, hepimiz defaten dinledik Ağustos Böceği ile Karınca masalını çocukken... Karıncanın önerisine kulak asmayan tembel ağustos böceğinin masalın sonunda uğradığı hezimete 'hak etti tembel böcek' sevinciyle eşlik ettik pek çoğumuz. Karıncayı haklı bulup, ağustos böceğinin ölmesine ibretle baktık. Hiç birimiz karıncanın merhametsizliğini, kinciliğini, zalimliğini kale almadık. Hadi biz zaten çocuktuk diyelim! Masalı bize okuyan annelerimiz de karıncanın hatalarından bahsetmediler bize... Böylesi masalların satır arası mesajları ekildi bir neslin masum zihnine... Karşındaki hatalarından pişman olsa, hatta sana sığınsa da affetme, merhamet gösterme, kapını açma mesajları verildi. Bizden olan diğergamlık hasleti bir kenarda dururken, başka kültürlerin bireysellik algısı üzerine yeni nesil anneler yetiştirildi İşte bu yüzden adetlerle değil ayetlerle çocuk eğitimi duasında duran bir anneyim ben. Çocuklarımızın safi zihinlerine ekilen tohumların 'bizden' olanla yeşertilmesi inancındayım. Ağustos böceğini kin ve intikam ateşiyle ölüme terkeden karıncanın hikayesini değil; kendini kuyuya atıp ölüme terkeden kardeşleri önünde af için eğilirken 'bugün size kınama yok' diyen Nebinin hikayesini anlatıyorum oğullarıma. Asıl büyüklüğün menfaatten değil, merhametten geçtiğini fısıldıyorum. La fontenin enaniyete açılan kapısının anahtarını değil; kovulduğu şehre girerken kendini kovanları mahcup etmemek için başını önüne eğen Peygamberin tevazu zırhını yüreklerine miras bırakıyorum. Hasılı, çocuğuma ne okuyayım derdine düşen anneleri çok önemsiyorum ben.... Zira okuduklarımızın zamanla ete kemiğe bürünüp onların kişiliklerini inşa edecek güçte olduğunu biliyorum
h,k.tongar