Bilip uygulamamız gereken amellerden biri de Banyo hallerimizdir.
Ebu Said-el Hudri (r.a) "Ben, Resulullah'ın, "buluğa ermiş herkes için Cuma günü yıkanmak gerekir" dediğine şehadet ederim" demektedir.
(Buhâri, Cuma, 3; 1/212, Tecridler, 2/940, H. 475).
Ebu Hureyre (r.a) rivayet ediyor: "Rasulullah Efendimiz (s.a.v) buyurdu:
"Her müslümanın yedi günde bir kere başını ve bütün bedenini yıkaması gerekir."
(Buhâri, Cuma, 12; 1/216)
Zaruri durumlar söz konusu olmadığı müddetçe özellikle kalabalık evlerde dikkatle sakınılması gereken hal, banyo-duş esnasında aniden birinin gelmesi, girmesi, görmemesi ve yahut herhangibir rahatsızlanma ihtimali üzerine en azından kilotlu (peştemalli) bulunmanın gerekliliğidir.
"Ben kapıyı kitliyorum, kimse gelmez vs" .. gibi mazeretler haklılık payı olduğu gibi görünsede hayatta hiç umulmadık bir anda karşı karşıya kalınabilme ihtimali bulunabilmektedir
Ebu Hureyre (r.a.) şöyle demiştir: Ebu Bekr şu -ma’lum olan – Hacc’da nahr gününde birçok munadilerle birlikte Mina’da “ Bu yıldan sonra hiçbir müşrik hacc, hiçbir çıplak Beyt’i tavaf etmesin” diye ilana beni de gönderdi.
Ravi Humeyd ibnu Abdurrahman dedi ki : sonra Rasulullah (s.a.v.) Ebu Bekr’in ardından Ali’yi gönderip: Berae –yani Tevbe – suresini ilan etmesini emretti . Ebu Hureyre dedi ki: Ali’de bizimle beraber nahr gününde Mina’daki halk arasında : “ Bu yıldan sonra hiçbir muşrik hacc etmesin, hiçbir çıplakta beyti tavaf etmesin “ diye ilan etti. (Buhari ; C. 1, S. 464)
Harameyn muşriklere haram kılınana kadar hacc edip çıplak tavaf edebiliyor ve şöyle diyorlardı: "Bizler kendileriyle Allah'a isyan ettiğimiz elbiselerle Kabe'yi tavaf etmeyiz."
Yanında parası olan muşrikler mutaassıp Kureyşlilerden elbise kiralıyor ve kiraladığı bu elbise ile tavafını tamamladıktan sonra onu geri iade ediyordu. Kureyşlilerden elbise kiralayacak kadar parası olmayanlar ise Kâbeyi çıplak olarak (gece) tavaf ediyorlardı.
Kureyşli muşrikler dinlerini tahrif etmişler fakat haya duyguları var olduğundan para bulamayıp elbise alamayanlar çaresizlikten gece karanlıkta tavafa çıkarlardı.
Çaresi olan müslüman kardeşlerime duyurulur.
Ayrıca kişinin cinlerin çokca bulunabileceği yerlerden olan banyo, tuvalete girerken nasıl girip çıkılacağını Rasulullahın tavsiyeleri üzerine uygulaması gerekir.
Efendimiz'in tuvalete girerken okuduğu duâ şöyledir.
"Bismillâh. Allahumme innî eûzu bike mine'l-hubsi ve'l-habâis."
Allahın adıyla. Allah'ım, hususi ve umumi bütün kötülükleri bünyesinde toplayan habislerden sana sığınırım."
Çıkarken şu duâyı okuyarak çıkardı:
"Elhamdulillâhillezî ezhebe anni'l-ezâ ve âfânî..."
"Bana rahatsızlık veren şeyleri giderip, sıhhat ve afiyet hibe eden Allah'a hamd olsun." (Buhari)
Başkalarının görebileceği yerde çırıl-çıplak soyunup yıkanmak haramdır.
Nitekim Peygamber Efendimiz bir defasında açıkta yıkanan bir adam gördü. Hemen ashabını Mescid-i Nebevî’de toplayarak, Allah Teâlâ’nın son derece hayalı olduğunu, hayalı ve örtülü olanları sevdiğini söyledi ve onlara yıkanırken başkalarının göreceği şekilde açılmamalarını tavsiye etti (Ebu Dâvud, Hammâm 1; Nesâî, Gusul 7).
"Çıplak durmaktan sakının! Hep sizinle beraber bulunan ve yalnız cimada ve helada ayrılan hafaza meleklerinden utanın ve onlara saygılı olun." (Tirmizi)
Allahu teâlâ, hayâyı ve örtünmeyi sever. Öyle ise yıkanırken avret yerinizi örtün. (Ebu Davud)
Allahu teâlâdan utanmak, insanlardan utanmaktan daha lüzumludur. (Tirmizi, Nesai)
Yıkanırken örtünün! Allahu teâlâ, hayâ sahibidir. Utanıp örtüneni sever. (Nesai)
Anlaşılacağı üzere başkalarının görebileceği yerde yıkanırken örtünmek şarttır.
Başkalarının görmeyeceği yerde çıplak yıkanmak câiz olmakla beraber, büsbütün açılıp saçılmak uygun değildir.
4012... Ya'lâ'dan rivayet olunduğuna göre;
Rasulullah (s.a.v) kırda peştemalsiz olarak yıkanan bir adam görmüş ve minbere çıkıp Allah'a hamd ve senada bulunduktan sonra:
"Muhakkak ki Aziz ve Celîl olan Allah utangaçtır, (ayıplara) kapalıdır, utanmayı ve örtünmeyi sever, Binaenaleyh biriniz yıkandığı zaman örtünsün" buyurmuştur.
(Ebû Davud, vitr 23; Nesâi, gusl 7; Ahmed b. Hanbel IV 224)
Metinde geçen "örtünsün" kelimesi vucub ifade eden ve hükmü bütün fertlere şamil olan bir kelimedir. Bu bakımdan mezheb imalarına göre, insanların bulunduğu yerlerde yıkanmak isteyen kimselerin yıkanırken insanlardan gizlenmesi farzdır. Tenha yerlerde avret mahalli açık yıkanması caiz olmakla birlikte avret mahalini kapatarak yıkanması mustehabtır. Nitekim cumhuru ulema Musa ve Eyyub (a.s)'ın da tenhada çıplak olarak (Sahih-i Buhari; Kitabul Gusul, 30) yıkanmalarını ifade eden Buharı hadisine bakarak bir kimsenin tenhada çıplak olarak yıkanmasının caiz olduğunu söylemişlerdir. (Sahih-i Buhari; Kitabul Gusul, 30)
İbrahim, Musa ibn Ukbe'den; o da Safvân'dan; o da Ata ibn Yesâr'dan; o da Ebu Hurayra'den rivayet etti.
Rasuullah (s.a.v.) Eyyub (a.s.)'a bahşedilen nimetlerle ilgili olarak şöyle buyurmuştur:
"Eyyub peygamber bir gün çıplak olarak yıkanırken, üzerine altın çekirgeler düşmeye başladı. Eyyub, onları toplayıp elbisesinin içine doldurmaya başlayınca,
Allah c.c. , 'Ya Eyyub! Ben seni bu gördüklerine dönüp bakmayacak kadar zengin kılmadım mı?' diye seslendi.
Eyyub ise, 'Evet, izzetine yemin ederim ki, beni çok zengin kıldın; fakat ben senin lütfettiğin bereketten mustağni olamam.' dedi.!
(Sahih-i Buhari; Kitabul Gusul, 30)
Hz. Eyyub (a.s.) çıplak olarak yıkanmış fakat bundan dolayı değil de Allahın kendisini zengin kılmasına rağmen Altın çekirgeleri toplamaya koyulmasındna dolayı ikaz edilmiştir.
Yine aynı babta şu hadis zikredilir :
Bize Abdurrazzâk, Ma'mer'den; o da Hemmâm ibn Munebbih'ten; o da Ebu Hureyre'den tahdîs etti.
Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"İsrail oğulları çıplak olarak, birbirlerine baka baka yıkanırlardı. Musa ise yalnızca yıkanırdı.
İsrail oğulları: "Allah'a yemin olsun, Musa'yı bizimle birlikte yıkanmaktan men' eden, ancak O'nun kasığının çıkık olmasıdır" derlerdi.
Musa bir defa yıkanmağa gitti, elbisesini de bir taşın üstüne koydu. Akabinde taş elbisesini alıp kaçtı.
Musa: "Ey taş elbisemi, ey taş elbisemi! diyerek taşın arkasından koştu. Nihayet İsrail oğulları onu (çırılçıplak) gördüler de: VAllahi Musa'da hiçbir kusur yokmuş, dediler. Ve Musa elbisesini aldı da taşı dövmeğe başladı. "
Ebu Hurayra (r.anh): VAllahi o taşta muhakkak altı yahut yedi dövme izi kalmıştır, dedi.
(Sahih-i Buhari; Kitabul Gusul, 30 )
Tenhâda açılıp saçılmanın ne sakıncası olduğunu soran birine; Rasulullah Efendimiz:
“Utanıp sakınılmaya Allah Teâlâ’nın daha lâyık olduğunu” söylemiştir.
(Buhârî, Gusul 20; Tirmizî, Edeb 22, 39).
SubHane RabbiyeL aLa...