Seyyid Kutub (rh.a), "Ancak insanların çoğu bilmezler" (Yusuf: 40) ayeti hakkında şunları söylemiştir:
“Dini bilmeyenler cahil kimseler oldukları içindir ki bu dosdoğru dine tabi olamamaktadırlar. Bu cahillerin cehaletlerinden dolayı ne iman etmeleri ne de bu dine tabii olmaları kendilerinden beklenebilir. Dinin bu noktada aslını ve mahiyetini bilmeyen insanları dosdoğru din olan Allah'ın dinine nispet etmek ne akla sığar ne de gerçeğe uygun düşer. Bu kimseleri Allah'ın dinine nispet edip hatalarının faturasını da cehaletlerine bağlamak geçerli bir mazeret değildir. Dini bilmemeleri işin ta başında müslüman olmalarına en büyük engeldir. Sonuçta bir şeye inanmak o şeyi bilmenin bir parçası olup aklında mantığında kabul ettiği budur. Hatta bu mantığında ötesinde son derece açık ve ortadadır.” (Seyyid Kutub / Kur’an’ın Gölgesinden Mesajlar - s. 84, ayrıca bkz. Fizilâl’il Kur’an - 8/405)
Seyyid Kutub (rh.a), insanların Tevhid konusundaki cehaletlerine mazeretler arayanlar hakkında şunları söylüyor:
"Halka acıma iddiasında olan kimi insanlar ise bu cehalete mazeret bulma peşindedirler. Sözde onlar "Allah'ın dini" kelimesinin gerçek muhtevasını bilmedikleri için ilahi kanunu hakem kılmıyorlar. Şeriati "din" olarak bilmedikleri için direnmiyorlar. Sanki dinin gerçek muhtevasını bilmemeleri, kendilerinin cahil müşrikler olmalarına mazeret teşkil edecekmiş türünden bir iddia..."(Seyyid Kutub / Davet Yolu - s. 22)
Apaçık görülüyor ki; Seyyid Kutub (rh.a) Tevhid konusunda cehaleti mazeret saymamaktadır.