![[Resim: 75170630qc3nz5bv2.jpg]](http://img216.imageshack.us/img216/7332/75170630qc3nz5bv2.jpg)
Büyükleri sevenler, itaat edenler, onlardan istifade ederler
Bir ilm yuvasında mübarek bir zat talebelerine ders verirken, kitab bitmeden vefat etmiş.... Talebeler başka bir hoca aramışlar...ve bir hoca bulmuşlar, dersimize devam ettirirmisiniz diye sormuşlar. Hoca efendi, hayır demiş, kendi hocanızdan devam edin diye nasihat vermiş. Talebeler, hocamız vefat etti deyince, hoca efendi diyorki; "Onlar vefat etmez. Hocanızın kabrine gidin, derse devam edin. Eğer hocanız gelmezse, biz geldik deyin". Talebeler kitabı eline alıyor ve kabre gidiyorlar, hocam biz geldik diyorlar. Ne gelen var, ne giden. Ertesi gün yine gidiyorlar. Yine gelen giden yok. Üçüncü gün yine hiç kimse yok. Dördüncü gün hocam biz geldik deyince mübarek zat kabirden kalkıyor. Kitap nerde, kaldığımız yerden devam edelim diyor. Talebelerinden bir tanesi; "hocam madem gelecektiniz, niye dört gün bizi beklettiniz" diyor. Hocaları diyorki; "dört gün mü geçti,..? buradan bir müslüman geçiyordu, üç ihlas bir fatiha okudu, bütün ruhlara gönderdi, o kadar çok sevap dağıtıldı ki, bana ancak sıra geldi" diyor.
Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri buyurdu ki; Mahzar-ı Can-ı Canan hazretleri bir kabrin önünden geçerken, kabirde yatan kadının halini görüyor. Kadın kabirde ateşler içince yanıyormuş... Kabrin başına oturup, Yarabbi, nezdimde okunmuş bir hatmi tehlil’i ruhuna hediye ettim deyince, kadının azabı kaldırılmış, orası cennet bahçesi olmuş.
Bir gün Peygamber efendimiz ‘aleyhisselatü vesselam’ otururlarken, eshab-ı kiram, bir zattan bahsetmişler. Demişler ki; Ya Resulallah, bu zatın çok güzel huyu var, çok iyi bir insan, çok hayırsever,... çok meth-ü sena etmişler. Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi vesellem başlarını önlerine eğip, "vacip oldu" buyurmuşlar. Biraz sonra başkaları gelip, başka bir zattan bahsetmişler. Ya Resulallah, bu zat çok zulm ediyor, çok sıkıntı veriyor, kan kusturuyor... Peygamber efendimiz yine başlarını önlerine eğip "vacip oldu" buyurmuşlar. Eshab-ı kiramdan biz zat; anlayamadık efendim, ikisine de vacib oldu buyurdunuz ama ne vacib oldu diyor. Resulullah efendimiz sallallahü aleyhi vesellem buyurmuşki; "Dinimizde şahitlik çok mühimdir. Siz ilk zat hakkında iyi şahitlikte bulundunuz. Cenabı Hak’ta kabul etti ve cennetlik oldu. İkincisinde anlattığınız kişinin kötülüğüne şahit oldunuz. Allahü teala şahitliğinizi kabul etti ve cehennem vacip oldu". İyi ahlaklı olmağa ve iyi geçinmeye çalışmak lazım ki, insanlarda hakkımızda iyi şahitlik yapsınlar.
Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi vesellem buyuruyorlar ki; "iki salih müslüman birisi hakkında iyiliğine şahitlik yapsa Allahü teala onu afveder ve cennete koyar".
Büyükler buyuruyorlar ki; dine ait bir meseleyi öğretmek veya öğretmeye sebep olmak yüz ömre sevabından daha fazladır. Ehli sünnet itikadını anlatan bir kitabı başkalarına vermek çok kıymetli bir işdir.
Mübarek zâtlar herzaman muvaffak olmuşlar. Çünki kendilerinde üç mühim haslet vardır. Bu üç hasletden dolayı herzaman muvaffak olmuşlar. Birincisi; hiçkimseyi kötülemezler, şikayet etmezler. Hiçbir zaman kalblerinde başkalarına karşı kötülük duygusu bulunmaz, hücrelerinde kötülük duygusu yoktur. Zaten kötülük yapamazlar. İkincisi; Onlarda anlaşılamaz bir sabır vardır. Hadis-i şerif de buyuruldu ki; Sabretmek, ferahlamanın anahtarıdır. Üçüncüsü ise; güleryüz-tatlı dildir. Bir zamanlar savaş aleti ok idi. Ondan sonra kılıçlar çıktı. Daha sonra tüfekler toplar çıktı. Atom bombası yapıldı. Bunlar insanların başarılı olmak için kullandıkları aletlerdir. Fakat şimdi başarılı olmak için bunlara lüzum kalmadı. Atom bombasının yerini, tatlı dil güler yüz aldı. Buna diplomasi denir.
Bir başka büyük zât muvaffak olmanın üç sebebini anlatırken buyuruyorki; birincisi, Hocasını çok sever, herzaman hocasından bahseder, her zaman hocasına itaat ederler. İtaat arttıkça sevginin gerçeği artar. Sevginin gerçeği arttıkça itaat artar. Ve en sonunda sevenle sevilen bir kişi olur. İkincisi; Zamanını en iyi kullanırlar. Onların defterinde "sonra" kelimesi yoktur, helekel müsevvifun hadis-i şerifine tam uyarlar. Üçüncüsü; çok vefakardırlar. Elli sene önce çay veren birisini dahi unutmayıp rahmetle anarlar.
Büyükler buyuruyorlar ki; Sevgi itaattir, kim Allahü tealanın emirlerine ne kadar çok itaat ediyorsa, o kadar çok seviyor demektir. Kim Resulullah efendimizin emirlerine çok uyuyorsa resulullah efendimizi o kadar seviyordur. Kim ne kadar hocasının emirlerine itaat ediyorsa o kadar hocasnı seviyordur.
Medine-i münevvereden yayılan nurlar bazı istasyonlarda toplanır, birikir, o istasyonlardan yayılmağa devam eder. İmam-ı Rabbani hazretleri, Mevlana Halid-i Bağdadi hazretleri, Abdülhakim Arvasi hazretleri birer istasyondur. Nurlar buralarda birikip tekrar buradan yayılır. Bu büyüklerin yolunda bulunanlar, bu büyükleri sevenler, bu büyüklere itaat edenler, yayılan bu nurlardan istifade ederler.
Allahü tealaya emanet olunuz efendim.
Ali Zeki Osmanağaoğlu
![[Resim: 1871qt9.gif]](http://img67.imageshack.us/img67/9378/1871qt9.gif)

giderayak işlerim var bitirilecek,