RE: Bütün Yönleriyle Rıza Nur (Atatürkçülere Cevap)
1-Turgut ÖZAKMAN diyor ki: “(Rıza Nur’un hatıratını yayımlayan) Yayınevi, Rıza NUR’un British Museum’a verdiği dört yazmanın tamamını değil, yalnız Atatürk aleyhinde olanları seçip yayınlamıştır (Dr. Rıza Nur Dosyası , Turgut ÖZAKMAN sf.8 )
Defalarca yayınevi tarafından belirtildiği üzere amaç tarihte bilinmeyen bir noktanın olmaması gayesidir. Yayınevi, ‘SON SÖZ’de “Rıza Nur’un elyazısıyle üçyüz sahife kadar tutar ve gayri siyasi mahiyette olan şiir ve nesirler , Birinci ciltte dercedildiği için tekrarlamama maksadıyle Vasiyetnamem, Namık Kemal’in şiirlerinin sadeleştirilmiş şekli olan Rüya adlı ek, Klod Farrer’e yazılmış olup Fransızca aslı dercedilmiş olan yedi sahifelik mektup, önemli görülmediği cihetle hariç bırakılmıştır.” Tarihçi için lazım olan Rıza Nur’un gözlemleridir. Önemli görülmeyen eserler bu yüzden yayınlanmamıştır.
2-Turgut ÖZAKMAN diyor ki : “Rıza NUR’un Abdulhamid ve diğer hanedan mensupları hakkındaki görüş ve düşüncelerini sübjektiflik , nankörlük, şahsilik, hatalı olmak ve hissilikle suçlayan yayınevi, Rıza Nur’un M. Kemal Atatürk ve Milli Mücadele kadrosu hakkındaki kaba ifadelerini ve çirkin iddialarını ise şöyle sunmaktadır ( …)”
Yani demek istiyor ki ; Rıza Nur’un hatıratını basan yayınevi, Atatürk eleştirilince durumu objektif, Abdulhamit eleştirilince subjektif olarak değerlendiriyormuş!!! Kimin subjektif olduğu bellidir. Öze gelirsek; Şimdi Osmanlı yoktur . Şeriat Devleti yoktur. Buna rağmen belgeler Osmanlı Hanedanının lehindedir. Dolayısıyla Rıza Nur’un Osmanlı’yı değerlendirmesinde subjektif olduğu ; gerçektir.
3-Yayınevinin bazı cümlelerini özellikle almayan Turgut ÖZAKMAN’a ve kandırmaya çalıştığı okurlarına biz yazalım: Yayınevi diyor ki : “Doktor Rıza Nur da nihayet insan olmak itibariyle muayyen hatalara düşebileceği gibi gözlemleri kısmen eksik veya yanlış da olabilir. Fakat okuyucular hatıratın bütününü dikkate aldıkları zaman, onu kendi kusurları hakkında DAHİ SAMİMİYET VE HAKİKATE SADAKAT GAYRETİ içinde bulacaklardır. Bu itibarla ümit ediyoruz ki; hatırat sahibinin kendi kusurlarını dahi açıkça ortaya koyabilmek samimiyetini göstermiş olması okuyucular tarafından eksik ve hataların tesamühle karşılanmasını sağlayacaktır.”
Rıza NUR’a güveni zedelemek için ona yapılan iftiraların başında ise onun ‘homoseksüel eğilimli’ olduğu iddiası gelmektedir. Halbuki durum öyle bile olsa, örneği ABD’de vs. olan, homoseksüel olup ta mesleki ve politik hayatında işini düzgün yapabilen insanların varlığı; ‘homoseksüel eğilim’in aslında ruh hastalığı derecesinde kafası karışıklıktan kaynaklanmadığını ispatlamaktadır.
Rıza Nur ise hatıratının başlangıcında şöyle demektedir: “Bu eserimdeki itiraflarımla bazı fırsat arıyanlar bazı kusurlarımı ele alıp beni kötülemeye çalışacaklardır. ŞİMDİDEN DERİM Kİ benim gibi iyilik ve kötülüklerini böyle yazabilecek kaç babayiğit vardır?! YAZMASAM KİMSE BİLEMEZDİ. Buna rağmen saklamadım.” “Biz bu eserde ne gurur ne de tevazu gösterdik. Hakikatleri hiç bozmaksızın hatta aleyhimize de olsa aynen yazdık. Lehimize olursa da tevazu hasebiyle onu yazmaktan vazgeçmedik. VAK’ALAR ACI TATLI AYNEN TARİHE MAL EDİLMELİDİR. Kendi görmediğimiz veya pekiyi öğrenemediğimiz şeyleri tafsil etmedik. Bir zikir ile geçtik.” “Burada her şeyi, hatta şehvete ait şeyleri de yazdım. Bu çirkindir; telakki böyledir. Nerde değil , bütün cihanda; şimdi değil ; bütün zamanda asırlardan beri hep böyledir. Fakat bu hayattır. Hem de insanların ameli hayatının en mühim kısmı. Şimdiye kadar bunu yazan azdır. Halbuki herkes bunu yapmıştır. Bunlarda tıbbi, sıhhi , içtimai, ahlaki bilgiler, dersler ibretler vardır. Ben bu adetin haricine çıkıp onları da yazdım. Denecek ki ; bu terbiyeyi, ahlakı bozar. Gençlerin gözünü açar. Halbuki şimdiye kadar bu iş hep saklanmıştır. Buna rağmen her genç de bunu behemehal öğrenmiştir. Önüne geçilmez bir şeydir. Demek ki bu fikir boştur. Açıkça yazmak evladır. İnsanların her hali yazılır da her gün ve bol bol yaptıkları bu iş neden yazılmaz. Halbuki beşeri varlığın, işlerin, siyasi, içtimai birçok şeylerin de ekseriya masdarı, sebebi, esası budur. Bir Arap şairi: Kıvamüd dini veddünya bi hazel’uzvi iz kama / Fela haşre vela neşre vela ba’se iza nama Demiştir ki, ne doğrudur. İşte buna kadar her şeyi AÇIKÇA yazıyorum. Dr. Rıza NUR Paris 1929 ”
Yukarıdaki satırları okumadan Rıza Nur’u doğru değerlendiremeyiz. Bu cümleler Hatırat’a bakışımızı kökten değiştirecek bilgilerdir. Ancak Turgut ÖZAKMAN bu cümleleri bilinçli olarak almamış , okurunu bilgilendirmemiştir. Bu affedilmez bir ciddiyetsizlik, terbiyesizliktir.
4-Turgut ÖZAKMAN diyor ki: “(Rıza Nur’un kendi ile ilgili itiraflarını okura sunduktan sonra)M. Kemal Atatürk’e karşı olanların dört elle sarıldıkları, ciddi bir kaynak olarak ileri sürdükleri bu hatıraları Rıza Nur işte bu durumdayken yazmış.”
Evet, bu durumdayken. Yani gerçeğe son derece sadık bir nakledici durumunda!
5-Turgut ÖZAKMAN diyor ki: “Hatıralarının, başlıca tanıkların hayatta olmayacağını tahmin ettiği bir tarihe -1960 yılına kadar- kadar açıklanmaması için de önlem almış. Sadece bu önlem bile yazarın niyet ve amacının, tarihe hizmet olmadığını göstermektedir.”
Halbuki Rıza Nur’un hatıratının yayınlanmasının uzak bir tarihe ertelemesinin sebebi, her kanlı devrimlerin, toplumca zaman geçtikçe daha objektif olarak değerlendirildiği gerçeğidir.
6-Turgut ÖZAKMAN; Rıza NUR’un çoğu kelimesini (derhal not etmek,hatırda kalmak, aynen yazmak vs.) cımbızla çekiyor, sözlükten anlamlar yükleyerek, birkaç alıntıyla karşılaştırıp Rıza NUR’un yalancı olduğunu iddia ediyor… Edebiyat fakiri olmak böyle bir şey…. Oysaki Rıza NUR çoğu kelimeleri kendi sözlük anlamlarıyla değil, edebiyatta akıcılığın ve söz sanatının , günlük konuşmada cümle içinde akıp durduğu yeri bilerek, yan anlamında kullanmaktadır.
Bunu ilk beğenen sen ol.