Her nefis ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz. Ankebut-57
Bu dünya hayatı sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir. Asıl hayat ahiret yurdundaki hayattır. Keşke bilseler! Ankebut-64
Bu soruyu sorduğum için çok utanıyorum
Bu soruyu sorduğum için çok utanıyorum
Allahü teâlâ, İsa aleyhisselama, (Önce kendine nasihat et, eğer kendin bu nasihati tutarsan, kendin bunu yaparsan, başkalarına da söyle! Kendin yapmazsan benden utan) buyurdu. (Şir’a)
Bir kimsenin kusurunu, emr-i maruf için de olsa, herkesin önünde söylemek, uygun değildir. Aksine, kusurlarını gizlemek gerekir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Kim arkadaşının aybını örterse, Allahü teâlâ da kıyamet günü, onun aybını örter. Kim de, müslüman arkadaşının aybını açığa vurursa, Allah da onun aybını açığa vurur. Hatta evinde bile onu rezil eder.) [İbni Mace]
Birine nasihat eder gibi konuşursak, yaptığının yanlış olduğunu bildirirsek, karşımızdakine, (Sen cahilsin, sen bu hususları bilmezsin) demiş oluruz. Böylece karşımızdakini üzmüş, kalbini kırmış oluruz. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: Hiçbir insanın kalbini incitmemelidir! Kalb kırmaktan pek sakınınız! Allahü teâlâyı en ziyade inciten, küfürden sonra, kalb kırmak gibi büyük günah yoktur. (c.3, m.45)
Genelde kendini beğenen, kibirli olan kalb kırar.
Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:
(Bir müslümanı incitmek, kalbini kırmak, Kâbe’yi yetmiş kere yıkmaktan daha günahtır.) [R.Nâsıhin]
(Mümin Kâbe’den üstündür.) [İbni Mace]
İyiliği tavsiye için üç şart lazımdır: İlim, Akıl ve İhlas.
1- İlim sahibi olmalıdır. Anlatacağı iyiliğin iyi, kötülüğün kötü olduğuna dair muteber kitaplardan delili bulunmalıdır! Sabretmesini bilmelidir! İlmi noksan olan, tebliğ edeceğini kendisi bilmeyen ve kendi tatbik etmeyen, başkalarına doğruyu nasıl öğretebilir? Tecrübesi de yoksa, birçok yanlışlıklar yapar. Fayda yerine zarar verir.
2- Akıl sahibi olmalıdır. Bir kimsenin aklı az ise, nakli anlamakta aciz ise, ilmi de noksan olur. Ahmak, hizmet ediyorum diye uygunsuz işler yapar. İlm-i siyaseti bilmeyen, yumuşak söylemeyen, insanları idare etme sanatından uzak olan kimse de, fitneye sebep olur. Rıfk ile konuşmalıdır. Akıllı kimse, rıfk ile konuşur. Rıfk yumuşaklık demektir. Katılığın tersidir. Sert ve kaba konuşan, fitneye sebep olur. Hilm ile tatlılıkla söylemeli, şefkatle muamele etmelidir.
Bir vaiz, zalim sultan karşısında doğruyu söylemek en büyük cihad diye, Halife Memun’a, sert sözlerle nasihat vermeye başladı. Halife, (Ey vaiz, Allahü teâlâ, senden iyisini, benden kötüsüne gönderdiği halde, o, yumuşak konuştu) dedi. Vaiz, (Benden iyi ve senden kötü olan kimdir?) dedi. Halife, (Benden kötü olan Firavun’dur, senden iyi olan da Musa aleyhisselamdır) dedi. Allahü teâlâ da, Hazret-i Musa’ya, Firavun’la konuşurken yumuşak konuşmasını emretmiştir. (Tâhâ 44) Ahirette Firavun, (Bana sert hareket edildiği için, kabul edemedim) diyemeyecektir.
3- İhlaslı olmalıdır! İhlas yoksa, yaptığı işleri sırf Allah rızası için yapmıyorsa, dünya menfaatleri için yapıyorsa, o işin hayrı olmaz.
Allah'ım sen kimlerden razıysan, kimleri seviyorsan, bizleri onlarla dost eyle.
Dinimizi yanlış öğrenmekten bizi koru. Amin.
Sizin yaşınız kaç bilmiyorum. Ama bence siz hiç karışmayın. Mesele zaten sizin sorumluluğunuzda da değil. Annenize söyleyin, gereken neyse o yapsın. Siz de kafanıza çok takmayın, dua edin kardeşinize.
Eğer kardeşiniz sizin sözünüzü dinliyorsa ya da sizi dinleyeceğini sanıyorsanız, onunla tenhada baş başa konuşun. Aksi halde sizi dinlemeyeceğini düşünüyorsanız hiç konuşmamanız daha iyi olur. Kardeşinize direkt olarak nasihat etmek yerine, tatlı dille, yumuşaklık göstererek, mecazi yollarla mevzu bahis olan konuyu konuşabilirsiniz. Ancak anne ve babası varken siz birinci dereceden sorumlu değilsiniz. İçinizi hoş tutun ve kardeşinize dua edin.
Allah'ım sen kimlerden razıysan, kimleri seviyorsan, bizleri onlarla dost eyle.
Dinimizi yanlış öğrenmekten bizi koru. Amin.
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi