Batıda İslamofobiyi (İslam’dan Korkma) pompalayan kaynakların İsrail’den beslendiği artık herkesin malumudur. İsrail, Batı toplumunda İslam korkusu yayarak ve İslam’a/Müslümanlara karşı bir cephe oluşturarak kendisinin Müslümanlara yaptığı zulme oluşabilecek tepkiyi en aza indirmeyi amaçlıyor.
a) Avrupa’da İslamofobi’ye ve Müslümanlara yönelik ırkçı söylemlere karşı çıkan büyük bir kitle var ve son birkaç haftadır ırkçılığa karşı bir kampanya başlattılar. İslam karşıtlığı bilinen Alman Başbakan Merkel bile bu kampanyaya destek verdi.
Maalesef bu saldırı bu sağduyulu insanların kazanımlarını eriteceği gibi ırkçı söylemleri de cesaretlendireceği aşikârdır. Bu ise İsrail’in istediği bir şeydir.
b) Avrupa’da Filistin’i tanıyan ülkeler birer ikişer artıyordu. İki hafta önce Filistin Devleti’nin Uluslar arası Ceza Mahkemesine üyeliği kabul edilmişti. Bu saldırı belki bu tanınmayı engellemeyecektir ama Filistin’in tanınmasını isteyenlere geri adım attıracaktır.
c) Geçen ay Fransa Senatosu, Filistin’in tanınması için tavsiye niteliğinde bir karar almıştı ve bu kararın onaylanması için Hükümete baskı kuruluyordu. Ne gariptir ki bu saldırı oldu ve uzun bir süre kimse Filistin’in tanınması için ağzını açacağını sanmıyorum.
d) Batı kamuoyunda IŞİD ve Esad birbirinin zıttı görünüyor. “IŞİD olacağına Esad olsun” diyorlar. Nitekim İsrail, tüm platformlarda Esad’ın kalması gerektiğini dile getiriyor.
Geçen hafta Fransa Cumhurbaşkanı “IŞİD’ten önce Esad’a saldırmak lazım” demişti. Ama bu saldırıdan sonra Esad’a karşı operasyon yapalım diyemeyecek.
Sonuçta; bu eylemin tek karlı çıkanı İsrail olmuştur.
Bu bir tesadüf mü?
Son 150 yıllık tarihe baktığımızda bu sonuç hiç de tesadüf gibi durmuyor.
Bu saldırıyla ilgili fikrim:
Saldırıyı tasvip etmiyorum. “Oh olsun!” demiyorum ama “vah vah..!” da demiyorum.
veysel tepeli