Bu Dini Nereden Öğrendiniz?
Emri bil maruf nehyi anil münkerde bulunma insanları gerçekten seven kişiye muhtaçtır. Uzak görüşlü, dili tatlı olan kişiye muhtaçtır. Gelip: "Ben Allah için seni sevmiyorum, sana buğz ediyorum. Çünkü sen şöyle şöyle yapıyorsun" diyen kimseye değil. Tatlı dille söylemeye gücün yetmiyor mu? "Kardeşim ben seni Allah için seviyorum. Ancak kardeşim sende şöyle basit bir hata gördüm. Bunu düzeltmen çok hoş olur" diyemiyor musun? Vallahi bir kardeşim bana kendisine gelen birinin şöyle dediğini naklediyor: Ben Allah için sana buğz ediyorum. Neden Allah için bana buğz ediyorsun? Çünkü senin baban Müslüman Kardeşlerden! La havle vela kuvvete illa billah!
Bu nasıl İslâm anlayışı!
Allah için bir müslümana kin duymak...! Neden mi? Çünkü babası Müslüman Kardeşler cemaatinden. Hasbunallahu ve nimel vekil! Bunu söyleyen kendisinin emri bil maruf yaptığını, tebliğde bulunduğunu ve hakkı açıkladığını sanıyor. Müslümanlara nefret beslediği için ecir alacağım umuyor!
Halbuki yüce Mevla şöyle buyurmaktadır:
"Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekatı verirler. Allah'a ve Rasulü'ne itaat ederler. İşte Allah bunlara rahmet edecektir. Allah, Azizdir, Hakim'dir."
(Tevbe, 71) Peygamber efendimiz de: "Sizden hiçbiriniz kendi nefsi için istediğini kardeşi içinde istemedikçe iman etmiş olmaz" buyurmaktadır.
Bu dini nereden öğrendiniz? Ben, senden Allah için nefret ediyorum, sana buğz ediyorum, demeyi nereden öğrendiniz? Seninle karşılaşmak istediği ya da bir hayır istediği zaman sanki önce yüzünü ekşitmesi ve arkasını çevirmesi gerekmekte! Kaşlarını çatarak bakması gerekmekte! Bakarsın ki bu zat "düşündü, ölçtü, biçti." Baktı, yüzünü ekşitti, gözlerini sana dikti, nerede ise gözleri ile seni yiyecek. Vallahi bunlardan biri benim yanımdan geçti, bana öyle bir bakışla baktı ki, ona bir tokat vurup gözlerini çıkarasım geldi.
Aziz kardeşim İslâm nerede? islâm'ın muhabbeti nerede? Emrolunduğumuz yumuşaklık nerede?
Bir adam Harun Reşid'e gelir ve; "sert bir hitab ile sana nasihat etmek ve galiz sözler söylemek istiyorum" der. Harun Reşid'de: "Hayır, şüphesiz yüce Allah senden daha hayırlısını, benden daha şerlisine göndermiştir. Ve ona yumuşak olmasını emretmiştir. Yüce Allah Musa'yı Firavun'a göndermiştir. Hz. Musa senden daha hayırlı, Firavun'da benden daha şerlidir. Üstelik yüce Allah Musa'ya da şöyle emretmiştir:
"Firavun'a gidin, çünkü o azmıştır. Ona yumuşak söz söyleyin, belki öğüt alır, yahut korkar." (Taha 43-44)
Hoş kelime, iyi söz, sadakadır. Hele de bu söz hayra vesile olan bir söz olur ise düşünün nasıl olur?
Allah Teala Uhud savaşında Rasulullah'ın emrine muhalefet eden insanlara karşı Rasulullah'ın nasıl şefkatli davrandığını beyan ederek buyuruyor ki:
"Allah'ın bir rahmeti dolayısıyladır ki, sen onlara karşı yumuşak davrandın, eğer kaba, katı kalbli olsaydın, elbette etrafından dağılır giderlerdi. Bu itibarla onları bağışla ve onlar için Allah'tan mağfiret dile. İşlerinde onlarla istişare et." (Âl-i İmran, 159)
Yumuşak olmak Allah Teala'nın büyük bir nimetidir. Mü'min yumuşak davranır, kolaylaştırır, muhatabını hoşnut kılar. Adeta uslu bir deve gibidir. Nereye çekersen oraya gider. Nereye de çöktürürsen oraya çöker.
Rasulullah (sav) küçük bir kız çocuğu ile karşılaştığında çocuk onun elinden tutar. Ona bir şeyler yaptırmak isterdi. Rasulullah'a; "benimle gel! Şu taşı veya şu şeyi bana göster" derdi. Sense kardeşim karşımda, burnundan soluyor, yüzünü ekşitiyorsun. Neden böyle yapıyorsun? Senin bana hediye edecek ne bir atın var ne de malın. Beni sevindiremiyorsan bari güler yüz göster.
Hem hostik (adi) hurma Hem de gramı az olsun.
(Şehid İnşaAllah Dr. Abdullah Azzam)