Dünde kalır biriken tüm umutlar.
Ertelenen düşler ruhumuzun en mukavi yerinde bıraktığımız yolcular.
Ve yarına dair dün kalır elimizde.
Döneriz sanırız çoğu zaman zaman denilen virajdan,
Aşarız diyoruz ertelenen işlerden büyüyen tepeleri...
Ama hayır geçemeyiz ve aşamayız hiçbirşeyi,
Çünkü dünde saklıdır ve dünde kalmıştır umutla beklediğimiz yarınlar.
Hüzünlere dair çizgiler düşer suretimize,
Ve aynalar eskisi kadar gülmez yüzümüze.
On yedi yaşıdaki delikanlıyı görmek ister
hoyrat kalbimiz çürüyen aynalarda...
Ve buruşan bir ruh kalır yorgun bedende
siyah aklar çoktan beyaza vurmuş.
Ve o dem anlarız zaman trenini nasıl kaçırmışız avuçlarımızdan.
Artık gülemeyiz hayata asi bakışlar kalır.
Çünkü dünde kalmıştır yarınlar.
Bir teselli ararız bir süre sonra.
Ve umutsuzca açarız ellerimizi yıkılan bir mabet önünde
bir martı kanadında büyüterek yalnızlıktan türettiğimiz umutlarla.
Çünkü dünde kalır yarınlar çünkü dünde bıraktık yarınki düşlerimizi.
Beyaz kağıda karalanan üç beş anı
Ve silinmeye yüz tutmuş birkaç satır kalır koca ömre dair.
Son sigaramızı yakarız ömrümüzün.
Ve bir nefes daha çekeriz ciğerimize
Yorgun bir ömre dair yaşadıklarımızdan
Çünkü dünda kalmıştır yarınlar.
Ve nihayet bekleriz o durakta otobüsün kalkış saatini...
Tüketmişiz bize ayrılan zamanı artık gitme vakti gelmiştir
Ağlamak boş,
Üzülmek boş
Sızlanmak boş.
Tükettik bize ayrılan zamanı çünkü dünde bıraktık yarınlarımızı,
Çünkü erteledik ve yaşamadık doyasıya yaşamak istediklerimizi
Hep yarınları düşündük
Ve bugünü yaşamadan gidiyoruz…