You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Biz O zamanlar, ne bulsak biriktirirdik.

Biz O zamanlar, ne bulsak biriktirirdik.

General
Biz O zamanlar, ne bulsak biriktirirdik.
Biz O zamanlar, ne bulsak biriktirirdik.
Dalyan’da Kalamış ilkokulunun arkasında, Nurettin Teksan ilkokulunun da ön sokağında adı “YokYok” olan bir dükkan vardı. O zaman bir çocuğun hayatında satın almak isteyeceği ne varsa hepsi oradaydı. Hani yazılı tüm bilgilerin bir oda dolusu olduğu, Da Vinci gibi dehaların da dünya da o güne kadar keşfedilmiş ve yazılmış tüm bilgiye ulaşabilmesi gibi bir şeydi. Yok yoktu gerçekten.
Alabileceğimiz her şey oradaki kadardı. Daha çeşit çeşit kalemler, defterler üretilmemiş, silgiler keşfedilmemişti. Hepimizin aynı kurşun kalemi, kırmızı ve mavi renkli kalemleri vardı. Türkiye haritasını kağıda çizdiğimizde, denizleri o mavi kalemin ucunu bıçak ile ince ince kıyar, kağıda dökülenleri de pamukla yayarak boyayıp, mavi yapardık.
Çevirince dönen koca kartpostallar raflarından dükkanda zor hareket edilirdi. Biz o zamanlar birbirimize pek hediye almaz, onun yerine her vesile ile kartpostal yazar da verirdik. Seyahatte isek gittiğimiz şehrin kartpostalını gönderir, iki satır selam eder, gözlerinden ya da ellerinizden öperim diye bitirirdik.
Hepimizin biri turuncu olan birkaç pul defteri vardı. (benimki halen duruyor) Dikdörtgen kartonların üzerinde sıralı çeşit çeşit pullar satılırdı. Harçlıklarımızı biriktirip ne yapar eder, mutlaka pul alırdık. Ben o satın alınınlar arasında en çok kuşlu ve çiçekli olanları severdim. Eve gelen mektuplardan fiyatına göre rengi değişen Atatürk’ün profil portre pullarını, bir de babama yurtdışından gelen mektupların üzerindekileri biriktirirdim. Babama en çok İngiltere’den mektup gelirdi. Onlarında ya tamamında ya da kenarında, başında tacı ile kraliçeleri vardı. Sanırım koleksiyonum son yıllarında Lady Di ve Prens Charles’ın düğün resimlerinin olduğu pullarım oldu. Zarfların köşesini keser, mutfakta bir çanağın içine su doldurup, içine koyardım. Bir süre sonra pul yapışkanından ayrılır, yırtılmasın diye özenle kurutup defterime yerleştirirdim.
Ne bulsak biriktirirdik galiba o yıllarda. Gerçi bulunacak ve biriktirilecek fazla bir şey yoktu ama koleksiyon yapmak çok önemli bir durumdu.
Ablamla ikimizin ortak peçete koleksiyonu vardı. Bir eve misafir gittiğimizde evde değişik bir peçete gördük mü, mutluluktan kendimizden geçerdik. Ev sahipleri de bilirdi misafir çocuklarının peçete konusundaki bu tutkularını, masaya çıkarırken gözümüze bakar sevincimize ortak olurlardı. Annemlerin yurtdışına gidip gelen arkadaşlarına gitmeye can atardık. O evlerde başka hiçbir yerde bulunmayan nadide eserler olurdu.
Kibrit kutusu ve sigara paketi de biriktirirdik. Biz bu konuda biraz şanslıydı. Babamla tura çıktığımızda ki babam o yıllarda çok sık tura gider, Anadolu turuna sene de bir ya iki kere bizi de yanına alırdı. Beni daha sık götürürdü. Ablam sıkılır, burada babaannemlerde kalmayı tercih ederdi, ben de akıllı uslu bir kız olur, giderdim. Babamın rehberlik yaptığı Amerika’lı turistler yanlarında renk renk, ebat ebat sigara ve kibrit getirmiş olurdu. Günü birlik İstanbul turundan ya da uzun Anadolu turlarından çanta dolusu ganimet ile dönerdim. Ucu renkli ilk kibritleri gördüğümüzde gözlerimize inanamamış, onları ne yapacağımızı şaşırmıştık.
ayçE ayyıldız
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.