Bu ulvi burçtan sosyal ve içtimai hayatımızdaki birkaç hadiseye nazar edecek olursak bazı konularda imanımızı ifade eden göstergelerin ne kadar aleyhimizde olduğunu görürüz.
Mesela, hiçbirimiz su-i zan edilmeyi istemeyiz. Fakat en ufak bir nemden etkilenir de hemen kardeşimizi zihnimizde infaz ederiz. Üstad boşuna demiyor; “-Men dakka dukka- kaidesiyle , su-i zan eden, su-i zanna mâruz olur.”
Şeytanın tayfları hücum ettiği anda, onun su-i zan ataklarına karşı derhal hüsn-ü zan kontra atağıyla cevap vermek müslümanın hareketi olacaktır. Zira, hüsn-ü zan etmek insana birşey kaybettirmez, aksine mutlu kılar; su-i zan edenin ise huzuru kaçar, negatifliği her yere akseder. “Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır” Risale-i Nurdaki veciz kaide herkesçe malumdur.
Sait Özdemir ağabeye Üstad’ın son vasiyeti çok enteresan. “Hizmeti düşünmeyin.. Bu hizmeti Cenab-ı Hak inayet ve tevfikiyle tüm dünyaya yayacak. Sizin düşüneceğiniz; Uhuvvet, Muhabbet, İttihad, Tesanüddür.” diyerek bizim için en kıymetli hizmetin kardeşlerimizle aramızdaki muhabbet ve kardeşlik ve beraberlik ve dayanışma ve birlik duygularının teessüs etmesi olduğunu ifade ediyor. O fedakarane menfaatsiz halis muhabbetin sırrı da, kardeşinin nefsini kendi nefsine tercih etmekten; ve o münasebeti bozacak su-i zanları def etmekten geçiyor.
Osman Sungur Yeken
“Hayat tiyatro gibidir, en kötü insanlar, en iyi yerlerde otururlar.”
Aristofanes