Dünyada kalma Allah’a yetiş!
Hakiki îman mertebesi nedir?
Hakiki îman mertebesinde olan adamın maksat ve gayesi ilâhi ente maksûdî dir.
Benim istediğim, kast ettiğim aradığım, bulmak istediğim ve yetişmek istediğim Sen’sin.
Çünkü Allah’ın varlığı ebedî ve ezelîdir.
Cenâb-ı Hakk’ın varlığı dâim ve kâimdir. Onun yokluğu düşünülemez. Başka herşeyin yokluğu
olur, düşünülür mânâsı; hepsi yokluğa mahkûm olur.
Asli varlık, evveli olmayan ebedi varlık, mutlak varoluş Allah’ındır. Mûmini hiçbir şey Allah’a doğru
hareketinden men edip hakka doğru yürüyüşünü engelleyemez. Müminin önüne çıkıp; “Beni ara
beni iste, beni bul, beni kazan, benimle yetin” diye gözünü dolduracak hiçbirşey yoktur. Îmanı fırsat
vermez.
Mûmini dünyadan alıkoyan herşey dünyadan sayılır.
Dünya mûmini Allah’ tan alıkoyarsa kötüdür. Allah’a doğru yürüyüşünde ona yardım ederse
makbûl olur.
Dünya melundur ne demektir?
Melun, lânetlenmiş demektir. Allah’ın yolunu isteyen kimsenin bana talip ol, nereye gideceksen
ben senin önündeyim diye önüne geçer.
Domuz bolşeviklerin çocukları aldattıkları gibi:
-Allah’ı çağır size şeker versin,
o masum çocuklar,çağırırlar bir şey yok,
-Lenini çağırın!
Çağırırlar
-haa, işte al şeker!
O domuzların şeytanlıkları gibi dünya müminin hemen karşısına geliyor;
-Ben varım nereye gidersin, ne istersin?
Dünyayı karagöz perdesinde oynatıyor gibi insanların önüne çıkarıp çeşit türlü gösteren
karagözcü, şeytandır. Durmadan insanların gözünün önüne getirir. Seni Allah’ı aramaktan eden
herşey melundur.
Dikkat et, hiçbir şey senin Allah’a doğru yürüyüşünü engellemesin ve yolunu kesmesin. Engelleri
aşasın ve çengellerden kurtulasın.
Sıratın üzerinde o engeller ve çengeller seni çekip cehenneme düşürecektir. Kalbinde dünya
muhabbeti olan insan sırat köprüdünden selâmet geçemez. Dünyaya muhabbet büyük bir
çengeldir. Dünyayı Allah’ı bulmak için iste ve Allah’ı bulmak yolunda kullan!
Dünyanın var oluşunun sırrı nedir, dünya niçin verildi?
Dünya, Allah’ı bulmak yolunda onu kullanasın diye verildi. Dünyaya tapıp kalasın diye değil, aşıpta
Mevlâyı bulasın diye verildi. Bir basamaktır, basasın ve mâbuduna ulaşasın diye verildi.
Dünya murat değildir,maksutta değildir
Lâkin murat ve maksut için arada vasıtadır ve vesiledir. Vasıtayı sen maksut yerine koymamalısın.
Tayyâre vasıtadır ama maksat Beytullahtır.
Gönlünü tayyâreye veripte kalırsan, Beytullahtan mahrum olursun. Vasıtasız Kâbeye
varamayacağımız için, tayyâreyi isteyeceksin, arayacaksın, bulacaksın ve bineceksin. Dünya
mevlâyı bulmak için vasıtadır. Olmasa Cenâb-ı Allah dünyayı yaratmazdı.
Şimdi dünyanın var oluşunun sırrıda meydana çıktı.
Namaz vâsıtadır, gâye değildir. Oruç vâsıtadır, gâye değildir, zikir, cihat ve hacda öyledir.
Gâye nedir?
-Gâye Allah’tır,Mevlâdır.
Her ne yaparsan vasıtadır ve Allah’ a ulaştırmak, yaklaştırmak içindir.
Şimdi millet şaşırıp gâyeyle gâyeye giden yolları karıştırıyor, yollarda kalıyor ve gâyeye ulaşamıyor.
Maksadını aydınlık tut ve maksadını bil! Maksada yetiştirecek vasıtadan da gâfil olma!
Öyleyse Allah bu dünyayı niye yarattı?
diye sorma. Yarattı ki Mevlâya giden yoldur ,vasıtadır.
Bineceksin ve yetişeceksin, lâkin bu vasıta çok güzel senin nefsâniyetini okşuyor, sevindiriyor diye
gâyeyi unutupta tayyâredeki yem yiyecekle, uçuşla, seyir ile meşgul oldun mu gayeden mahrum
kalırsın. O tayyâre de lânetlenir içindekiler de. Buna dikkat et!
Cenâb-ı Allah bizim gözümüzü kendisinden başka yere döndürtmesin. Allah’a bakalım. Bir söz var
tavuk su içer Allah’a bakar derler (Subhanallah!) O söz ibret içindir, boş söz değildir. O hayvan
hayvanlığıyla;
-bu suyu, bu hayatı veren Mevlâya bakayım şükredeyim der.
Sen dünyayı gâye tutarken, nerede insanlık, nerede insanı kâmil rütbesi?
Sözü ters anlama, dünya var Mevlâ var, lâkin dünya Mevlâya giden yoldur,akılsızlık edipde yolda
kalma!
Mevlâya gitmeyi unutuyor, piknik yapıyor. Saraydan sana dâvet olsa, pikniği çok beğendik deyip
yatsan, orada kalır, kurda kuşa yem olursun..
Dünyada kalma Allah’a yetiş!
Dünyaya dünyada kalmak için değil,mevlâya gitmek için geldin.
Sultana git sultana!
Zindana değil ey akılsız!
Zindana koşma!
Zindandan çıkmaya bak!
Sultana koş Sultana!
Ezel ebed Sultanına!
Bil hürmetil Habib, bil hürmetil fatiha