İkindi namazında ise dört kişiyi sohbet ederken gördüm. Bunlardan dördü de hak bir itikat mezhebi arıyorlardı. Birisi Şia'yı desteklerken, birisi vehhabiliğe hak diyordu. Onlarla iyi anlaştım. Biraz sorular sordum, onlar benden öğrendi ben onlardan öğrendim.
Burada anlamamız gereken nokta şudur. Bir müslüman, bir müslümana önyargıyla yaklaşmamalı. Bizim bölünmemizi isteyen İngilizlere, Amerikanlara, Yahudilere bu şekilde yardım etmiş oluyoruz. Onların da görüşlerini almalı ve saygı göstermeliyiz. Ancak bu şekilde gerçek imana kavuşmuş, Allah'ın Kur'anda bildirildiği gibi "birlik, beraberlik içinde" ve "Allah'ın ipine sımsıkı sarılmış" bir vaziyette İslam'ı yayarız.
Zamanımızda o kadar bölücü insan var ki? Sünnilere, Şiilere, hakaret eden. Hakaret etmeye, onları tekfir etmeye kimsenin hakkı yoktur. Herkesin bir görüşü vardır. Bu önemli değil, önemli olan birlik-beraberlik içinde, mezhep konusunu konuşmadan dinimizdeki ilahi kaynaklı delillerle hareket etmektir.
Bugün, bir müslüman (!) bir müslümanın kafasını kesiyor. Biz, bu insanlara ne anlatabiliriz ki? Bizim önce kendimizi düzeltmemiz lazım. Bunun için bölücü olmamalı, müslüman müslüman kardeş bilmelidir. Herkes doğruyu bulmak için Şii bile olsa, tartışmalı Ehl-i sünneti yaymalı, Emr-i maruf ve nehy-i münkeri SAYGI ÇERÇEVESİNDE yapmalıyız.
Allahü teala, hepimizi Ehl-i sünnet yolunda, insanlara dini gerçekleri öğretmeyi, önce müslümanlara sonra da ehl-i kitaba, ve en sonunda da müşriklere dini öğretmeyi nasip eylesin! AMİN!