Türkiye’yi idare edenlerin sözlerine bakan bir ‘seçmen’in bunları anlaması kolay değil. Çünkü bu dâvâlar başladığında ve devam ederken, tutuklanan kişilerin suç işlediği ilân edilmişti. Neticede de bazıları ömür boyu cezalar aldı. Derken, bir anda hava tersine döndü ve dün itham edilenler beraat etmemiş olsalar bile tahliye edilmeye başlandı. Gelişmeleri izleyen vatandaş ne düşünecek? Tutuklanıp mahkûm edilmeleri mi yoksa tahliye edilmeleri mi doğru?
Türkiye’de işleyen sistemin ciddî sıkıntıları olduğu herkesin bildiği bir konu. Hele adalet söz konusu olduğunda kanayan bir yaradan bahsedilebilir. Adaletin geç tecelli etmesi, kararların ‘âdil’ olup olmadığının tartışılması sürüp giden bir konudur. Hakkındaki hükümler kesinleşmeyen binlerce kişi cezaevlerinde. Bu çelişkiyi azaltmak için 10 yıl olan tutukluluk süresi 5 yıla indirildi ve bu süre zarfında da bazı kararlar kesinlik kazanmadığı için kafa karıştıran tahliyeler yaşanmaya başladı.
Elbette hiç kimsenin haksız yere hapse atılmasına razı olunmaz. Fakat bir konuda kesin karara varabilmek için 5 yıl beklenmesi adâlete uygun mudur? Nasıl bir sistem ki bu süre zarfında delilleri toplayıp nihaî kararını veremiyor?
Başka konularda olduğu gibi adâletin tesisi noktasında da yeni keşifler yapmaya pek ihtiyaç olmasa gerek. Başka ülkeler bu konuda nasıl davranıyorsa Türkiye de onları örnek alabilir. “Asrın hadisesi” olarak ilân edilen dâvâların bunca yıl sürmesi ve kesin bir karara varılamamış olması büyük bir çelişkidir.
Tabiî ki tahliyeler bu çelişkileri sona erdirmiyor, aksine daha da içinden çıkılmaz bir hale sokuyor. Türkiye’yi idare edenlerin hukuk ve adalet noktasındaki açıklamaları her geçen gün biraz daha güven kaybına sebep olmaz mı?
Yanlış anlaşılmasın: Önüne gelen tutuklansın ve hapse atılsın demiyoruz. Sistem düzeltilsin, adâletle hükmedilsin ve bu yapılırken geç kalınmasın, talebimiz bu! Adalet sisteminin iyi işlememesinin onlarca sebebi var, ama en büyük sebep sistemin yanlış temeller üzerine kurulmuş olmasıdır. Tercüme kanunlarla bir yere varılmasının kolay olmadığı ortada.
Aynı şekilde bünyemize uygun bir anayasa yapamamış olmamız da adâlet sisteminden herkesin şikâyet etmesine sebep oluyor. Âdil olmayan bir anayasa ile âdil bir yargı sistemi mümkün olabilir mi?
Ortaya çıkan bu neticenin sevindirici olmadığını herkes bilir. O halde anayasayı değiştirmek suretiyle sistemi düzeltmeye çalışmak lâzım. Zor, ama doğru olan bu adımı atmak yerine yine pansuman tedbirlerle, basit değişikliklerle yolumuza devam etmeyi tercih edersek sistem iyice tıkanacak. “Ömür boyu hapis” cezası almış kişilerin tahliye edilebildiği bir adalet sistemine kim tam güven duyabilir?
Tahliyelerin hukukî gerekçeleri olabilir; ama vatandaşın anlayacağı şey sistemde bir arıza olduğudur. Bazı hukukçuların dahi işin içinden çıkamadığı “gerekçeler”le gelişmeleri izah etmek vatandaşı ikna edemez. Onlar “Dün suçlanan, mahkûm olan kişiler tahliye edildi. Bu işte bir yanlışlık var” diye düşünür sadece...
Yanlışlık olduğu noktasında itiraz yok da, yanlışın nerede olduğu hususunda ihtilâf var. Türkiye, gerçekten sivil ve âdil bir anayasa yapamadan bu çelişkilerden kurtulamayacak...
Faruk ÇAKIR
Demek ki görmüyorsun, sana gösteriliyor.