You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Bir sorum olacaktı

Yönetici
RE: Bir sorum olacaktı
Diğerleri iyi vatandaş, İslam iyi insan yetiştirmeyi amaçlar.


Herkes aynı fikirdeyse,
hiç kimse yeterince
düşünmüyor demektir.
Mevlana
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: Bir sorum olacaktı
Bu soruda abes bir sey mi varda dalga gecildigi dusunuluyor. Son derece doğru bir soru insanlar soruyorlar sormamalarini mi soyleyelim, kızaĺım mı? Cevabı bilmeyen neden yazıyor, cevabı bilende kızip dalga geçmeden cevap veriyor zaten. Kadin zaten yardim ediyor zekatinin fitresininde usul oldugu uzre en yakinina gitmesi icin ugraşıyor. Bu konu mezheplere gore degisiyor galiba. Nette aradim bulamadim, ben sadece soruyu sorana yardimci olmak istiyorum. Soruya cevabiniz varsa buyrun, yoksa azarlamanin bir anlami yok, size yakismiyor müslümanlar.pişman ediyorsunuz.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: Bir sorum olacaktı
Zekat verebiliyorsa o zekatin yada fitrenin oncelukle en yakinina verilmesi gerekirken yakini olmayan birine verildigi taktirde gunaha girmekten korkuyor.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: Bir sorum olacaktı
Daha biraz once birine sordum verebilir dedi, iyice kafam karişti. Delilleri ile ciddi bir bilgiye ihtiyacim var.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Yönetici
RE: Bir sorum olacaktı
“Sadakalar (zekâtlar) Allah tarafından bir farz olarak ancak fakirlere, miskinlere, zekât görevlilerine,kalbleri (İslâm’a) ısındırılmak istenenlere, kölelere, borçlulara, Allah yolundakilere ve yolda kalmışlara verilir.” (Tevbe 60)

Hanefi mezhebine göre ayette sıralanan zekat verileceklerlerin tefsilatı şöyledir.

Fakir: Nisâb miktarından daha az bir mala sâhib olan veya ihtiyacını tam olarak karşılayacak nisaba
sâhib olmayan veyahut da ihtiyacını karşılayacak kadar tam olmayan bir çok nisâblara sâhib kimsedir.
Bir kimse sâhib olsa bile, fakir olmaktan çıkmaz kendisine zekât verilmesi caiz olur. Zekâtı âlim olan
fakire vermek daha faziletlidir.

Miskin: Hiç bir şeye sâhib ve günlük yaşamını sağlayacak azığa, ya da bedenini kapatacak elbiseye
sâhib olmak için ancak dilenmesi gereken kişidir. Böyle birinin bu gibi şeyleri sağlamak amacıyla
dilenmesi helâldir. Ama fakirin, bedenini kapatacak elbiseye ve günlük yaşamını sağlayacak olan azığa
sâhib olduktan sonra dilenmesi helâl olmaz.

Zekât toplama görevlisi: Devlet başkanı tarafından zekât ve öşürleri tahsil etmek üzere
görevlendirilen kimsedir; topladığıyla orantılı olarak ücret alır.

Köle: Âyet-i kerîmedeki kölelerden maksat, mükâteb, yani belli bir bedel karşılığında özgürlüğüne
kavuşmak için efendisiyle anlaşma yapmış olan köledir.

Borçlu: Borcunu ödedikten sonra tam bir nisâb miktarı malı kalmayacak olan kimsedir. Borcunu
ödeyebilmesi için böyle birine zekât vermek, fakire vermekten daha faziletlidir.

Allah yolundakiler: Şunlardan maksat, esahh olan görüşe göre kendilerini Allah yolunda gaza etmeye
adamış olan fakirlerdir.

Yolda kalmışlar, derken de mal ve mülkünden uzakta bulunan kimseler kastedilmektedir. Böylelerine
sadece ihtiyaçlarına yetecek kadar zekât vermek caizdir. Ama bu gibi kimselerin (zekât almayıp)
borçlanmaları daha erdemli bir davranıştır.

Kalbleri İslâm’a ısındırılmak istenen (müellefe-i kulûb), kimselere gelince, Hz. Ebû Bekir (r.a.)’in
halifeliği zamanında bunlara zekât verilmesi yasaklanmıştır.

Verme anında, verilen malın zekât olduğuna niyet etmek, zekâtın sıhhat şartıdır. Veya zekât olarak
verilecek mal, ayrılıp bir tarafa konulduğunda bu niyetin yapılması şarttır.

Şu hususu da kaydetmekte yarar vardır ki: Mal sahibi, zekâtını, âyet-i kerîmede anılan sınıfların
tümüne veya bazısına, her sınıftan bir kişiye de olsa verebilir. Verilecek zekât, nisâb miktarından az ise
bir kişiye vermek daha faziletlidir. Tam bir nisâb miktarından fazla olan zekâtı bir tek kişiye vermek,
kerahetle birlikte caiz olur. Ama zekât verilen kişi borçlu ise, mal sahibi, nisâb miktarından fazla da
olsa vereceği zekâtla onun borcunu kapatabilir. Çoluk çocuk sahibi olan kişiye de nisâb miktarından
fazla zekât verilebilir. Ancak bu zekâtın, aile bireyleri arasında paylaştırılması hâlinde her birinin
elinde nisâbtan az bir miktar kalmış olmalıdır. Borcun zekâtla kapatılmasında borçlunun bunu istemesi
şarttır. Mal sahibi, borçlunun isteği olmaksızın kendi zekâtıyla onun borcunu kapatacak olursa, borcu
düşer ama zekâtı geçerli olmaz.

Mal sahibinin baba, dede... gibi yukarıya doğru yükselen kendi asıllarına zekât vermesi caiz olmaz.
Aynı şekilde oğul, oğlun oğlu..., gibi aşağıya doğru inen kendi fürûuna da zekât vermesi caiz olmaz.
Kişinin bâin talâkla boşanmış karısına, iddet beklemekte de olsa, zekât vermesi caiz olmaz. Ebû
Hanîfe’ye göre kadının da, kocasına zekât vermesi caiz olmaz. Diğer akrabalara gelince, onlara zekât
vermek, verirken de özellikle şu sırayı gözetmek daha faziletlidir: Erkek kardeşler, kız kardeşler,
bunların çocukları; dayılar, teyzeler, bunların çocukları; sonra da diğer yakınlar. Nafakasına mahsub
etmemek şartıyla kişinin, nafakasını temin etmekle yükümlü olduğu yakınlarına zekât vermesi caiz
olur. Mescid veya okul yapımı için, hac veya cihad masrafını temin için, yol, köprü ve su yollarının
onarımı için, ölüye kefen almak için ve hak edene mülk olarak verilmeyecek şekilde zekât vermek caiz
olmaz. Önce de söylendiği gibi verilen malın, hak edene mülk olarak teslim edilmesi, zekâtın rükünlerinden
biridir. Mal varlığı nisâbtan az olan kişi, sağlıklı ve kazanç sahibi de olsa, kendisine zekât
verilmesi caizdir.

Ev, ev eşyası, elbise, hizmetçi, binek, ve silah gibi aslî ihtiyaçlarından fazla olarak
herhangi bir maldan nisâb miktarına sâhib olan kişiye zekât vermek caiz olmaz. Zengin birisinin fakir
olan büyük çocuğuna zekât verilebilir. Ama zenginin küçük çocuğuna zekât verilmez. Oğlunun mâli
durumu iyi olsa bile, sıkışık durumdaki bir babaya ve zengin bir kimsenin fakir olan karısına zekât
verilebilir. Zekâtın bir beldeden başka bir beldeye nakledilmesi mekruhtur. Ancak başka beldedeki
akrabalara veya içinde bulunulan belde halkından daha muhtaç olması hâlinde, zekâtı başka beldeye
nakletmek mekruh olmaz. Yukarıdaki mekruhluk, zekâtın tam zamanında verilmesi hâlinde söz
konusudur.Ama zekât verme zamanından önce acele edip başka beldeye nakletmek mekruh olmaz.
Zekâtın naklinde muteber olan, zekâtı verilecek malın bulunduğu beldedir. Meselâ mal sahibi bir
beldede, malı da başka bir beldede bulunursa; zekât, malın bulunduğu beldede dağıtılır. Kişi kendi
akraba çocuklarına, kendisine müjde haberi getirenlere para verirken bu paraları zekât niyetiyle verirse
zekât yerine geçerli olur. Aynı şekilde bayram, tören ve şenlik günlerinde fakir erkeklerle kadınlara
verilen paralan zekât niyetiyle vermek de zekât yerine geçerli olur. Zımmîlere, zekât malı dışındaki
mal ve paralarla sadaka vermek caiz olur.
(Dört Mezhebe Göre İslam Fıkhı.2.Cilt Sayfa 571. Abdurrahman el-Ceziri)
Diğerleri iyi vatandaş, İslam iyi insan yetiştirmeyi amaçlar.


Herkes aynı fikirdeyse,
hiç kimse yeterince
düşünmüyor demektir.
Mevlana
Bunu ilk beğenen sen ol.
Yönetici
RE: Bir sorum olacaktı
Diğerleri iyi vatandaş, İslam iyi insan yetiştirmeyi amaçlar.


Herkes aynı fikirdeyse,
hiç kimse yeterince
düşünmüyor demektir.
Mevlana
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.