Ben barbarların atlarını iyi bilirim.
Bir ben dururum onların karşısında, bir ben,
(Filistinli Sevgili şiirinden)
Günümüzde dünyanın sorunları şiirde soruyla başlar, bunlar siyasi şiirle bağlantılı olan sorulardır; genelde bu soruların niteliği şairleri kızdırıyor. Hangi şairleri diye sorarsanız, kendi kabuğuna çekilmiş şairler derim.
(Nazım Hikmet Şiir Ödülü töreninde yaptığı konuşmadan)
1941 yılında Celile ilinin bir köyünde doğan ünlü Filistinli şair Mahmud Derviş, ABD'de olduğu kalp ameliyatının sonrasındaki 3. gün olan 10 Ağustos tarihinde yaşama gözlerini yumdu.
1948 yılında siyonist ordu köyünü yerle bir edince, ailesiyle kaçıp Lübnan dağlarını geçmek zorunda kalmış ve sürgünle tanışmıştı. Daha 7 yaşında kendisini sürgünle tanıştıran İsrail sonraki yıllarda tutsaklıkla da hasır nesir olmasını sağlayacaktı.
O ise daha okul sıralarından başlayarak işgal altında, zindanda, 1970'den sonraki 2. sürgün yaşamında şiiriyle direnişin içinde yer almaktan hiç vazgeçmedi. İşgal altında birçok dergi ve gazetenin müdürlüğünü yaptı. Şiir ve yazılarından ötürü hapse girdi. Hapiste de şiirlerini yazmaya devam etti. Hatta bir ara sırf ona özel sokağa çıkma yasağı bile ilan etti İsrail ve akşam 5'ten sabah 5'e kadar evinden çıkmasını yasakladı. O ise özgür Filistin düşünün çığlığı olmayı bir an bile bırakmadı.
"Bir Filistin vardı / bir Filistin gene var" dedi, Şabra ve Şatilla katliamının ardından... Filistin kavgasının ozan ve neferi Mahmud Derviş öldü ama aralarında Filistin Milli Marşı Neşid El İntifada da olmak üzere şiirleriyle ve düşüyle bir Mahmud Derviş gene var.
Usta şaire şiirlerinden bir demet ile saygılarımızı sunuyoruz. Ve son sözü yine ona bırakıyoruz. 2003 yılında aldığı Uluslararası Nazım Hikmet Şiir Ödülü töreninde yaptığı konuşmadan bir bölüme yer veriyoruz. Mahmud Derviş bu konuşmada şairlere ve lirik savaşçılara sesleniyor.
Şimdi kurşun seslerine kulak verelim! Açık hava hapishanesi Filistin’den, Beyrut sokaklarından, toplama kampı haline getirilen Kürt kentlerinden yükselen sese kulak verelim. Modern barbarlığın silahlarına inat ezilen halkların kararlı sabrıyla yaratılan direnişi ağıtlayan dizelere, ezgilere kulak verelim
Benim gençliğin yüreği!
Benim beyaz kanatlı atlı!
Benim yıkan putları!
Kartalları tepeleyen şiirleri benim eken
tüm sınırlarına Suriye’nin!
Zalim düşmana bağırdım, ey Filistin, senin adına:
"Ölürsem, ey böcekler, vücudumu didik didik edin!"
Karınca yumurtasından kartal çıkmaz hiçbir vakit,
yalnız yılan çıkar zehirli yılanlardan!
Ben barbarların atlarını iyi bilirim.
Bir ben dururum onların karşısında,
bir ben,
gençliğin yüreğiyim her daim,
yüreğiyim beyaz kanatlı atlıların.
Gözleriyle Filistin,
kollardaki, göğüslerdeki dövmelerle Filistin,
adıyla sanıyla Filistin.
Düşlerin Filistin’i ve acıların,
ayakların, bedenlerin ve mendillerin Filistin’i,
sözcüklerin ve sessizliğin Filistin’i
ve çığlıkların.
Ölümün ve doğumun Filistin’i,
taşıdım seni eski defterlerimde
şiirlerimin ateşi gibi.
Kumanya gibi taşıdım seni gezilerimde
Arap Ahmed, diren!
Kuşatma altında gezeceğiz
Ulaşıncaya dek kıyısına
Ekmeğin ve dalgaların.
Öleceğiz düşü uğruna
Bir yurdun
Ve bekleyen yaseminlerin.