Bir insan…
Bir insan vardı
Dağların çöllerin ötesinde
İnsanlığı doğruya çağıran masum bir insan
Allahın çölünde gül yetiştiren bir adam
Küfrü yıkayıp durulayıp hak yapan
İki ayaklı hayvanları eğitip insanlaştıran
Doğaüstü idealist bir varlık vardı
Yusuf’tan daha yakışıklı
Eyüp’ten daha sabırlı
Davut’tan daha iyi savaşçı
O sevgiyi yayan bir savaşçıydı…
Sürme çeken, esans süren, hilal kaşlı, zümrüt gözlü, süt beyaz tenli
Güzeller güzeli bir varlıktı o
Erkeklerin bile âşık olduğu
Genç kızların ona pencereden bakmada yarıştıkları bir insandı o
Teri bile has gül kokuyordu
Sözleriyle adeta petek örüyordu
Evrenin yüz akıydı
Onun vefatı bile muhteşemdi
Öldüğünde canlı cansız her şey gözyaşı döküyordu şimdi o olsa böyle olurmuydu?
Gözyaşlarını, siler onları teselli eder, kişi sevdiğiyle beraberdir derdi
İnsanlık sonsuza dek ağlayacaktı ona
Çünkü kavuşamayacaktı ona
Yiğit ona âşıktı aşkta söz mü artık maşuk olmuştu
Ona kavuşsa cehennemin en altında yanmaya bile razıydı yeter ki yanında o olsundu
Yunus onu harabatlarda bulmuştu yiğit ise zenginlik içindeki fakirlikte
Bu yüzden o daha bir hasretti
Cennette olmasına rağmen cennet bile hasretti çünkü bağrına basamıyordu sarılamıyordu.
En önemlisi Tek benim Muhammedim sevgilim diyemiyordu.
Seyyid Kemerkaya
furkan 63
giderayak işlerim var bitirilecek,