“Zaman bendedir ve mekan bana emanettir!” şuurunda bir gençlik…
...
Dininin, dilinin beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, öcünün davacısı bir gençlik… Halka değil, Hakka inanan, meclisinin duvarında “Hakimiyet Hakkındır” düsturuna hasret çeken, gerçek adaleti bu inanışta ve halis hürriyeti Hakka kölelikte bulan bir gençlik…
....
“Kim var?” diye seslenilince, sağına ve soluna bakınmadan fert fert “ben varım!” cevabını verici ve her ferdi “benim olmadığım yerde kimse yoktur!” duygusuna sahip bir dava ahlakını pırıldatıcı bir gençlik…
Can taşıma liyakatını , canların canı uğrunda can vermeyi cana minnet sayacak kadar gözü kara ve o nispette strateji ve taktik sahibi bir gençlik…
Büyük bir tasavvuf adamının benzetişiyle zifiri karanlıkta, ak sütün içindeki ak kılı fark edecek kadar gözü keskin bir gençlik…
...
Surda bir gedik açtık; mukaddes mi mukaddes!
Ey kahpe rüzgar, artık ne yandan esersen es...
Necip Fazıl KISAKÜREK