Dijital ortama aktarılan her şeyin bir süre sonra sahiciliğini yitirdiğini, bir eğlence nesnesine dönüştürüldüğünü görüyoruz. İnsan bilinci sanal alemin sahte cennetine gönül indirdikçe her şey sahicilikten uzaklaşıyor. Kayıp ve yaslarımız bile sosyal medyada bir performans gösterisine dönüştürülüyor. Bir kayıp duyurusuna aldığımız ‘like’ lar ile ne kadar sevildiğimizi ölçmek gibi bir bahtsızlığa mağlup oluyoruz. Bizim inancımızda batılı tasvir batıldır. Batılı yaygınlaştıran her şeyden içtinap etmeyi başarabilmeliyiz.
Modern dünyanın türlü iğva araçlarına karşı perhiz geliştiremediysek, kendi kelimelerimiz bile bize pek az nüfuz ediyor demektir. İçinde yaşadığımız dünyada en zor şeyin, alkışa gönül indirmeyecek halisane bir hayat olduğunu düşünüyorum. ‘İnsan kendi kendisini sessizce kaybeder. Kaybettiği başka her şeyi fark eder de kendini kaybettiğini anlayamaz’ diyor Søren Kierkegaard. İnsanırn yolculuğu, tevazuyla aydınlanan bir farkındalık serüvenidir. Şişkin ve gürültücü egoların tarümar ettiği dünyayı ancak sessiz ve gösterişsiz egolar imar edebilir.
K.SAYAr