“Kaçıyorum. Kaçtıkça yoruluyorum.
Yoruldukça yeniden yakalanıyorum..
Ve yakalandıkça sar başa yeniden kaçmaya başlıyorum.”
Bir davet bu. Beyazla süslenmiş bir davet. Masum bir edaya bürünmüş, cezb edici bir davet. Beyaz da olsa rengi korkuyorum. Yaklaşmasından ve yanına yaklaşacak olmaktan. Zira görünüşü ne kadar davetkâr ise takındığı masumiyet bir o kadar ürkütücü.
-Nesi var bu davetin?
-Nesi mi var? Kabul edenlerden bir isteği var.
-Ne istiyor peki?
-Beyazını boyamak istiyor.
-Bundan kolay ne var?
-Beyazı boyamak o kadar kolay değil.
-Neden kolay değil?
-Boyarken, boyayanın ellerine kan bulaşıyor.
-Neden kan?
-Boyayan yüreğini eline alarak boyuyor…
-…
-Sustun!? Bak boyanıyor beyaz ve yüreğimden kan damlıyor…
..alıntı..
...Öyle garip bir dünya...
...Olmaz dediğin ne varsa olur...
...Düşmem der düşersin...
...Şaşmam der şaşarsın...
...En garibi de budur ya;...
...Öldüm der durur yine de Yaşarsın...