Besmele Kur'an'da yer alan bir ayettir (Neml). Fatiha'daki de dahil diğer tüm besmeleler Peygamber'in Neml suresinden iktibas yoluyla her surenin başına koydurduğu bir "alıntı"dır.
a) Alak suresinin, başında besmele olduğu halde inmesi mümkün değildir. Çünkü sure zaten "Rabbinin adıyla oku" emriyle iniyor. Demek ki, bu emirden önce besmele inmemiş. Bu da demektir ki, besmele Alak suresinden bir ayet değildir.
b) Fatiha'nın ikinci ayeti "er-Rahman er-Rahim"dir. Bu bir beyandır, bir üstteki ayeti açıklar. Eğer besmele fatiha'nın birinci ayeti olsaydı bu tekrara gerek olmayacaktı. Çünkü zaten besmelede Rahman ve Rahim sıfatları aynen Fatiha'da olduğu gibi Allah ismini tanımlamaktadırlar.
c) Besmele sadece Fatiha'nın değil tüm surelerin başında yer alıyordu. Diğer sure-lerdeki besmeleler nasıl sureden bir ayet sayılmıyorsa, Fatiha'daki besmele de aynı hükmü taşır. Kur'an'ın yalnızca Tevbe suresinin başında besmele yer almaz. Bunu kimileri surenin içeriğinin pozitif değil negatif oluşuna bağlarlar ve aynı yazarlar Fa-tiha'nın besmeleyle başlamasını da saf bir merhameti simgelemesiyle açıklar (bk. el-Menar 1:52). Ne ki, birçok hadis mecmuasında yer alan İbn Abbas'tan gelen şu rivayet Tevbe suresinin başında besmelenin neden yer almadığını açık-seçik ortaya koyuyor: "Osman'a dedim ki: Niçin ayet sayısı yüzden aşağı olan Enfal suresi ile ayet sayısı yüzden çok olan Tevbe suresini peş-peşe koydunuz da aralarına besmele yazmadınız? Osman dedi ki: Rasulullah'a sureler parça parça inerdi. Herhangi bir surenin bir parçası indiğinde vahiy katiplerini çağırır ve 'şunu şuraya koyun' derdi. Enfal suresi Medine'de inen ilk surelerdendir. Tevbe suresi ise Kur'an'ın son inen surelerindendir. Her iki surenin içerdikleri konular birbirlerine benzer. Ben bu iki surenin bir sure olduklarını sandım. Şu da var ki, Rasulullah vefat edinceye kadar bunların bir sure oldukları konusunda bize herhangi bir açıklama yapmadı. Bu yüzden ikisini yanyana koydum ve aralarına da besmele yazmadım." (Ebu Davud, Salat 122; Tirmizi, Tefsir 9:1 vd.)
d) Kur'an tevatürle sabittir. İhtilaflı olan bir şey Kur'an'dan sayılamaz.
e) Mülk suresinin otuz, Kevser'in üç, İhlas'ın dört ayet olduğuna dair sahih rivayetler vardır. Buna göre surelerin başlarında yer alan besmeleler Rasulullah tarafından o sureden bir ayet sayılmamaktadır.
f) Rasulullah'ın Fatiha'nın başında besmele çektiğini belirten sahih haberlerin (bu rivayetler için bk. Nesefi, Lubabu't-Te'vil, I/21) hiç biri, ne Besmele'nin Fati-ha'dan bir ayet olduğunu söyler, ne bunu ima ve ihsas edecek bir delil sunar. Bu tür rivayetlerin tümü, Rasullullah'ın Fatiha'ya ve diğer surelere başlarken besmele ile başladığına delildir ki, bu da Allah'ın ilk indirdiği ayetlerdeki emri gereğidir.
g) Rasulullah'tan cemaatle namazda açıktan besmele okunmadığına dair onlarca sahih hadis gelmiş, buna mukabil bu görüşün karşısında yer alanlar ise zayıf ya da uydurma hadislerden delil aramak zorunda kalmışlardır. Darakutni'ye bu konu sorulduğunda besmelenin açıktan okunacağına dair hiçbir sahih hadis olmadığını söyler ve bu konuda uydurma hadislerin çokluğuna dikkat çeker (bkz. İbn Teymiyye, Tefsir Usulüne Giriş, s. 80-81 dipnotu).
Besmele, sadece bu ümmetin değil geçmiş ümmetlerin de şiarıydı. Yani çağlar üstü İslam'ın tüm zamanlarda geçerli olan sembollerinden biriydi. Şöyle ki:
a) Hud suresi 41. ayette Hz. Nuh inananları gemiye alırken besmele çekiyor: "Allah'ın adıyla çıkıp yüzsün ve dursun."
b) Neml suresi 30. ayette Süleyman'ın (as) kraliçe Belkıs'a yazdığı mektuba besmele ile başladığını görüyoruz.
c) Hudeybiye'de Süheyl b. Amr "Bismil-lahirrahmanirrahim" şeklinde yazılmasına karşı çıktığı besmelenin "bismikâllahüm-me" şeklinde yazılmasına Rasulullah ses çıkarmamıştı ve bu form tevhide uygundu. Anlaşılıyordu ki, cahiliye döneminde hem Hanifler tarafından sürekli, hem de müşrikler tarafından "Bismi'l-lat ve'l-Uzza" gibi putlar adına olanıyla birlikte İbrahim'den gelen bir tevhidi gelenek olarak Besmele kullanılıyordu. (Zühri'den: Nebi katibe yaz dedi: Bismillahirrahmanirrahim. Süheyl itiraz etti: "Rahman mı? Vallahi ne olduğunu bilmiyorum. Öteden beri yazdığın gibi "Bismikâllahümme" yaz. dedi. Buhari, fiu-rut 15 (3,181). Aynı olay Müslim'de şöyle yer alır: "Nebi Ali'ye 'Bismillahirrahmanir-rahim yaz' dedi. Süheyl karşı çıktı: Besmele konusuna gelince, Bismillahirrahmanir-rahim'in ne olduğunu tanımıyoruz. Fakat bildiğimiz şekilde yazın: Bismikâllahüm-me." Müslim, 32 Cihad 34 (2,1411)