“Beşer”, “Derinin dışı, dış deri, üst deri (epiderm), derinin gözüken kılsız kısmı, bir şeyin güzelliğiyle ortaya çıkması, görünmesi” demektir. (Lisan, Tac, Müfredat vs.)
İnsana "beşer" denmesi, hayvanların aksine üzerinde yün, kıl ve tüy gibi şeylerin bulunmayıp derisinin olduğu gibi görünmesindendir.
Bu kökten “beşîr”: güzel yüzlü, müjdeleyici; “beşâre”: güzellik anlamına gelir.
Sözlük anlamından da anlaşılacağı üzere “beşer” tabiri, insan hakkında, onun maddî ve dış görünümü (iki ayak üzerinde duruşu, dersinin keçi, koyun vs gibi kıllı olmayışı, yemesi içmesi, üremesi vs) ile ilgili olarak kullanılır.
Dikkat edilirse Kur’an’da (Furkan/ 54, Hicr/28-29 ve Sâd/71) beşerin bu özellikleri sözkonusu edilir.
Ahırete ve Allah’ın toplumlara müdahalesini (elçi göndermesini, kitap indirmesini) kabul etmeyenler, insan denen varlığı sadece bu özelliği (beşer oluşu) ile ele alırlar. Bunu bu gün olduğu gibi geçmişteki anlayışlarda da görüyoruz:
Müddessir/24- 25, Kamer/24, Teğâbun/6, Kehf/110, Yusuf/31.
Kısacası “Beşer” sözcüğü, insanın sıradan bir canlı oluşunu; beden yapısını, gelişmemiş halini ifade eder. Yeryüzündeki insanların tümü; istisnasız olarak beşerdir. “Beşer” kelimesi ise Kur’an’da 36 defa geçmektedir.
Alıntı