Yeniden kurmalıyım cümlemi. O samimi, o aklımın hususi korumaya azmettiğim saflığı ile: “Ben...Film çevirmek istiyorum.”
Filmden kasdım ise tamamen gerçek kişilerden oluşan, kimsenin rol yapmadığı, oynanmayacak bir samimiyetle hayatını, kimliğini, kişiliğini, karakterini ortaya koyduğu, maskenin, kostümün olmadığı, gülümseyenin gerçekten gülümsediği, ağlayanın gerçekten ağladığı bir hayatı...yaşamak istiyorum.
Seyretmek istemiyorum.
Seyir halinde olmak, yaşamı adımlamak, yolculuğumu keyifle veya ağıtla, fakat ne ise önüme konan ve önüme koyduğum; işte tam onu, sorumluluk bilinci içinde yaşamak istiyorum.
Ne o? Sorumluluktan bahsetmem bir edebi metne yakışmadı mı?
Vallahi en edebi bir metne; Kuran’a bakıp duran şu gözlerim şahittir ki; kitap sürekli sorumluluktan bahseden bir hayatı anlatır.
Hayatı şiir kılan şey salt duygusallık değildir.
Yaşanılan hiç bir şeyin, yapıp edilen hiç bir eylemin yüreksiz, gönülsüz yapılmamasını şart koşan bir metnin şiirden yana olmadığı da söylenemez.
ayşe şener