ARİFAN DERGİSİ NİSAN 2012
İstanbul dışından mektup yazan bir kardeşimiz Efendi Efendi Hazretlerimizi görmüş, kendisine “Cübbeli Metris’te” denilince, “Siz öyle zannedin” buyurmuş Bu müjdeyi mektupta okudum, fakat tam anlayamadım Sonra evvelki gün başka bir mektup geldi Farklı bir ilden, hiç birbirini tanımayan diğer bir kişiden gelen bu mektupta da bir hanım kardeşimiz rüyada değil, zuhurat da yani tarikat dersi yaparken bakın ne gördüğünü bildirmiş:
“Kur’ân-ı Kerîm’in açılmış sayfalarından birinin ortasında Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)görünüyor, bir yanında Efendi Hazretlerimiz, diğer yanında da Cübbeli Hocamız! Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem): ‘Bunlar benim evlatlarım ve torunlarım’ buyuruyor Sonra o hanıma: ‘Git Efendi Hazretleri ile Cübbeli’nin(Peygamberimiz bile bu iki kişiye nasıl hitab etmiş bakın-birine Hazretleri derken,diğerinin de lakabını zikretmiş) benim yanımda olduklarını ihvâna bildir’ buyuruyor”
İşte hiç birbirini tanımayan farklı illerdeki iki kişinin mektubu nasıl birbirini çözdü! Efendi Hazretlerimizin daima Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in yanında olduğu zaten izaha muhtaç değil(Neden izaha muhtaç değilasıl izah edilmesi gereken nokta burasıdır bence), inşâallâh bunca iftira ve sıkıntılarla biz de o huzura kabul edilmişizdir
ARİFAN DERGİSİ NİSAN 2012
Namazdan sonra Efendi Hazretleri beni çağırttı ve “Ahmed! Senin hakkında evliyâullâha müracaat ettirdim fakat bu iş hepsini aşınca bizzat Allâh-u Te‛âlâtecelli buyurarak ‘Ahmed’i Bana burakın, onun işlerini ben hususi yönetiyorum, ona kimseyi dokundurmayın’ buyurdu” diye bana anlattı
Size rüya anlatmıyorum hâ!(Yani Mahmud efendi rüyasında falan görmedi haaa diye uyarıyor bizleri,bizzat görüşmüş haa diyor meseledeki mucizeyi anladınız mı şimdi) Yaşanmış bir olayı anlatıyorum Sonra Şevket Abi ile görüştüğümde bana bu istihârenin öyle tesirinde kaldım ki Allâh-u Te‛âlâ’nın tecellisine senin sâyende mazhar oldum, anlatılacak bir hal değil, her zerreme nur sirâyet etti” diye anlattı
Biraz da İbn-i arabi den dinleyelim:
İ Arabi hurilerle evlendirildiğini iddia ediyor (s:50)
« Allah beni bu sebeble, hûr-i oyn'lar ile (cennet hûrileriyle) izdivaç ettirdi»
İbn Arabi'ye indirilen kitap yalanı(s:57-58)
Bu rada kendisine altı ve üstü yazılı bir kâğıt sunulmuş ve İbn'ul-Arabî bu kâğıdı çe* şitli kılıklarda (biçimlerde) görmüş ve bütün müşahede ettiklerini bize şöylece ak* tarmıştır :
« Üstünlük rekabetini veren bu tevhîd için, bu (197nci) bâb'ı yazarken, acâib bir vakıa gördüm Bana bir yazılmış kâğıd verildi ki, göz kararıyla yirmi dirsek (yani 135 metre) den fazlaydı Uzunluğuna gelince: tahkik edemiyorum (gerçek olarak bilemiyo*rum) Kenarda tasvir edilmiş şekildeydi ve bir tek cild idi Bir cild ki, bakarsın, okurken onu beyaz görürsün; okumaksızın bakarsan, onu yeşil görürsün Onu okuduğun zaman bir cild (kitap) olarak görürsün; okumadığın zaman : bilemem, ipek veya keten bir top kumaş ola rak görürsün
Canlı bir varlık gibi Ka'be ile konuşması ve mektuplaşması yalanı (s:60-61)
« İşte bu beyitler benden sâdır olunca, gâib'ten (görünmez âlem den) bir ses duydum Bana denildi ki: Kabe'nin sırrına bak »
« Kendi başına akl'ın ulaşamıdığı ve idrâk'in elinden gelmediği böyle bir ilim (?) bana verilince, (Kabe) bana dedi ki:
Sen bana çok nâdir bir sırr işittirdin ve tuhaf bir mânâyı açtm Bunu senden önce hiç bir velîden işitmemiştim Bu hakikatlara senin gibi sahip hiç bir kimseyi görmemiştim»
« Birgün Kabe'ye baktım: Kendisini tavaf etmemi istiyordu Zemzem ise, bize kavuşmayı rağbet (arzu) ederek kendi su'yundan bol bol içmemi diliyordu : (Hem de) kulakla işitilen bir konuşma dileği ile (!) Onların her ikisinin mekânet (mertebe) lerinin örtülenmesinden korktuk da, her ikisine hitaben beyitler (=şiir) söyledik (Burada oniki beyitlik ve kendisine ait bir şiir var) Kabe ile benim aramda, ona komşuluğum zamanında mektuplaşma* lar (mükâtebât) ve haberleşmeler (teressülât) ve daimî serzenişler (muâtaba'lar) vardı Kabe ile kendi aramdaki konuşmalardan bâzılarını, Tâc'ür- Resâil ve Minhâc'ül-Vesâil (XXVIII 78 ) adını verdiğimiz, yedi veya sekiz risale (mektup) ihtiva eden bir kitapçığımızda zikretmiştim
İbn Arabî'nin yazılarının Allah'tan gönderildiği yalanı(s:93)
« Eserlerimi yazmak hususunda, bana gerçekten izin verilmiştir»
Yine Fütuhat adlı muazzam eseri için :
« Allah Teâlâ'ya yemin ederim ki, buradaki her harfi bile ilâhî bir im* lâ ve rabbani bir ilkâ (=ulaştırma) ile yazdım»
demektedir İşte bu gibi sözlerle, normal boyda 7000 sayfa tutan Futûhat'ın her harfini dahî kendisine Allah'ın dikte ettiğini iddia ediyordu
Kendisine ayet gelmesi yalanı (s:99)
« İşte bu 586 yılında İşbiliyye kabristanında bir Cuma günü namaz* dan sonra bize gelen âyet'dir Bu sırada sarhoş (gibi) kaldım : Üç yıl müddetle,namazda(!!!)veya uyanıkken yahut uykuda, ancak bunu okuyabili yordum»
Muhyiddin-i Arabi altı peygambere iftira ediyor (S39)
Muhyiddîni Arabi Fütühât-ı Mekkiye'nin 667 babında diyor ki:
«Hazreti Âdem, Hazreti Yahya, Hazreti Yusuf, Hazreti İdris, Hazreti Musa ve İbrahim Aleyhisselâm'la görüştüm Cümlesinden hakayık öğrendim Bütün nebiler tarafından il*tifatla; «Hoş geldin ya varis-i Muhammedi» diye karşılandım»