İnzivaya çekilmiş bir aşk müptelasıyım
Çok aşık olmak değil benim suçum
Ne zaman, kimi, ne kadar seveceğimi bilemedim
Ve şairin dediği gibi
Hep bana gelene değil de benden geçene yeltendim
Bir sigara yakıp bir çay bahçesi camından seyretmek bellediğimde dünyayı
Hep acı çekmek sanmışımdır aşk denen bu haltı
Sonra ki yıllarımda gülüşülmesi gereken bir hatıra olarak
Aklımda bir tek bu kaldı
İkrah etmişken yaşadığım bu beşeri yattan
Sen giriverdin gönlüme açık unuttuğum kapı aralığından
Kim bilir belki de cevap verdi yalvarışlarıma yaradan
Beklide sen gelmeseydin ölecektim bu yaradan
Doğrudur; bir zamanlar paftalarmışçasına sarılmışımdır serseriliğe
Ama bir katre olsun halel getirmedim efendiliğime
Gece yarıları görüşünü beğenmediğim insanların
Afişlerini yırttığımda oldu
Liseli kızlar gibi aşk şiirleri yazdığım sayfalar arasında
Gül yaprağı kurutmuşluğumda…
Çok sigara içerim doğrudur ve hak edene hiç utanmadan küfrederim
Ama gülüm ben sevdim mi adam gibi
Ben sevdim mi ölüm gibi
Ben sevdim mi Allah’ına kadar severim…
Şehrayin
not: arabesk kokan bir şiir
