Bektaşi dervişlerinden birine:
Erenler! Cenabı Hak her şeye kadirdir, dersiniz; bir dikiş iğnesinin gözünden bir deveyi geçirebilir mi, demişler. Bektaşi:
Vızır, vızır, der.
Nasıl, diye sorulunca,
Ya dikiş iğnesinin gözünü büyütür, ya deveyi küçültür, geçirir, demiş.
(Türk Edebiyatında Bektaşi Fıkraları, Dursun, Yıldırım, Akçağ Yayınları 286)
Balıklara ziyafet verebilir
Bir Bektaşi, yelken gemisine binip giderken birden bire fırtına zuhur etmekle gemi dalıp çıkmaya, Bektaşi de fena halde korkmaya başlar. Yolculardan biri yanına sokulup “Dedem, korkma, Allah kerimdir” deyince Bektaşi, “Ben de onun için korkuyorum ya, kemal-i kereminden balıklara ziyafet verebilir” demiş.
(Türk Edebiyatında Bektaşi Fıkraları, Dursun, Yıldırım, Akçağ Yayınları 286)
Dediklerimin aksini yapıyordu
Adamın biri hasta yatmakta olan çocuğuna okuyup dua etmesi için bir Bektaşi babasını çağırmış. Bektaşi gelip çocuğun başında okuyup üfleyerek elini sürüp “İnşallah bu çocuk ölür” demiş.
Buna canı sıkılan ev sahibi ses çıkarmadan Bektaşiyi yolcu etmiş.
Aradan birkaç gün geçince hasta çocuk iyileşip ayağa kalkmış ve bir gün Bektaşi’ye rastlayan adam:
Baba erenler, geçen günler seni götürüp hastamıza dua etmeni istemiştik. Siz aksine beddua ettiniz. Fakat Allaha çok şükür çocuk iyileşti. Senin kötülüğün yanına kaldı, diye kahırlanan adama Bektaşi fütursuzca:
“Oğlum, o sıra benim Allah ile aram yoktu. Dediklerimin hep aksini yapıyordu. Ben öyle istedim ki çocuğa sıhhat versin” demiş.
(Türk Edebiyatında Bektaşi Fıkraları, Dursun, Yıldırım, Akçağ Yayınları 286)