Kendisinden nasihat isteyenlere buyurdu ki:
"Taat ehli, üzerlerinden bir gün bir gece geçtiği zaman, tâat üzere geçip geçmediği hususunda kendilerini kontrol ederler. Eğer, Allahü teâlânın rızasına uygun geçmiş ise, sevinirler. Azalarını, salih ameller yapmaları için zorlarlar. Dünya düşüncesini kalblerinden boşaltırlar. Uzun emel sahibi olmazlar. Ecellerini yakın görürler. Dünya hırsını kalplerinden uzaklaştırırlar. Ahiret düşüncesi onların gönüllerini kaplamıştır. Ahirete, basiretli, gerçekten gören bir gözle bakarlar. Sanki, ahireti görmüş gibi hazırlanırlar. Temiz, halis ve salih amellerle, Allahü teâlâya yaklaşmaya çalışırlar. Yaşayışlarında Allahü teâlâ ve Resûlünün emrettiği istikâmet (doğruluk) üzere olurlar. Takvaları arttıkça dünyada yaptıkları ibadet ve tâatlerin tadını daha fazla duyarlar. Allah korkusundan göz yaşları dökerler. İbadetlerini kırık ve mahzun bir kalp ile yaparlar. Onlar, ahiret gamıyla gamlanmışlardır. Fazla ve boş söz konuşmazlar. Allahü teâlâyı anmaktan lezzet duyarlar.
Bedenleri dünyada fakat, kalpleri Allahü teâlâ iledir."
"Afiyet (sıhhat ve iyi durum) büyük bir nimettir. Emeli, arzu ve istekleri kısa yapmak lazımdır. Makam, mevkı kapmak için yarış etmek gibi hırs yoktur. İnsanın, heva ve arzularına uyması, kendisine büyük bir zulümdür. Farzları yapmak gibi tâat yoktur.
Günahı küçük görmek gibi musibet yoktur."
Kalbin manevi hastalıklardan muhâfazası için şunlara dikkat etmek lazımdır:
1. Ahlakı güzel olanlarla oturmak,
2. Kur'ân-ı kerim okumaya devam etmek,
3. Fazla yemek yememek,
4.Gece namazlarına devam etmek,
5. Seher vaktinde Allahü teâlâya yalvarmak, istiğfar etmek (Allahü teâlâdan af ve mağfiretini istemek)."