![[Resim: g8.jpg]](http://ilahi.cc/wp-content/uploads/2011/05/g8.jpg)
Tekrar belirteyim ki bazı konularda gıybet etmek caizdir -ki bu tip konular toplumu da ilgilendiren konulardır.- Halis bir niyetle yapılan gıybetler bunlardandır: Örneğin, adamın biri bir baş¬kasıyla bir şirket kurmak istiyor. O adam hakkında siz bir bilgiye sahip olduğunuz için size geliyor, onun durumu hakkında sizinle görüşüyor. Acaba bir süre beraber kaldığınız bu adam nasıl birisi¬dir? Ben onunla bir iş yapmayı düşünüyorum veya kızımı ona ver¬mek istiyorum veya kızını oğluma almak istiyorum gibi şeyler söylüyor. Burada ortada olan istişaredir, danışmadır. Burada isti¬şare söz konusu olduğu için sizin gerekli konularda bilgi vermeniz caizdir, hatta şarttır. Bu adam şöyledir veya böyledir diye gerçeği söylemelisiniz. Veya başka birisi tarafından size zulmedilmesi ko¬nusunda olsun, yani birisi hakkınızı elinizden almışsa. Burada siz, ya ağzınızı kapatıp hakkım elimden alındı demeyeceksiniz -ki bu durumda hakkınız yok olur- Veya eğer söylemek isterseniz gıybet etmiş olursunuz. Fakat bu gıybet caizdir.
“Allah, kötü sözün açıkça söylenmesini sevmez, ancak zulmedilen hariç. (Zulme uğrayan kimse feryat edip zalimin kötülüğünü söyleyebi¬lir, ona beddua edebilir.)” (Nisa: 148)
Ben bunları, özellikle kendimizi ifrat ve tefritlerden korumamız için söylüyorum. Biz Müslüman toplumun eksiği tarihin de hikâye ettiği hata şudur: Bizler, ya tamamıyla o tarafa düşüyoruz, ya da bu tarafa, orta yolda duramıyoruz. Ya daima gıybet eden bir halk oluyoruz veya Haccac’ın gıybetini dahi caiz görmeyen bir duruma düşüyoruz.