Baykuşların o nağmeleri Nuşirevan'ın hoşuna gitmiş olacak ki vezirine:
-İnsan şu kuşların dilinden anlasa da ne dediklerini bilse... Kimbilir bu kuşlar şimdi neler söylüyorlardır? dedi.
Vezirin derdini anlatması için büyük fırsat doğmuştu:
-Sultanım ben bu kuşların ne dediklerini biliyorum. Eğer müsaade eder ve beni bağışlarsanız bu kuşların ne söylediklerini size bildireyim dedi.
Nuşirevan hayretle:
-Gazabımdan emin olabilirsin anlat dedi.
Vezir:
-Sultanım affınıza sığınarak arzediyorum. Bu kuşların birisi diğerinin kızını oğluna istiyor. Öbürü de; tabiiyeti icabı kızımı sana veririm yalnız başlık parası olarak bir harabe isterim diyor. Oğlanın babası ise bu halinden memnun vaziyette; deliye bak Nuşirevan hükümdar olduğu müddetçe ben sana bir değil on harabe veririm. Yeter ki sen kızı oğluma ver diyor. İşte padişahım kuşların konuştukları bundan ibarettir dedi.
Nuşirevan vezirinden memnun olmuştu ne demek istediğini anladı ve doğruca avdan sarayına dönerek o andan itibaren hal ve vaziyetini tamamen değiştirdi. Öyle adil öyle halkını gözetir oldu ki öleceği zaman Nuşirevan'ın memleketinde bir tane harabe kalmamış her yer mâmur ve müreffeh olmuştu. Nerede o şuurlu idareciler nerede o hükümdarlar?
İrşad Ormaktır Muradimiz...Makam Şan Şöhret deil amacımız