Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, başta CHP olmak üzere muhalefeti, dün çok sert sözlerle eleştirdi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’da “sıkılma olmadığını” öne süren Başbakan Erdoğan, “Onun derdi temiz suya zehir dökmek. Burada oyun oynamıyoruz Sayın Baykal! Müsamere de yapmıyoruz. Ne istediğini bilmeyen çocuklar gibi sızlanmayı bırak” dedi.
Grup konuşmasına 23 Nisan 1920’nin Türk siyasi hayatındaki anlamının yeniden düşünülmesi gerektiğini söyleyerek başlayan Erdoğan’ın açıklamaları şöyle:
MİLLİ EGEMENLİK SULANDIRILIYOR: Cumhuriyet, laiklik, demokrasi gibi ortak değerlerimizin tartışmaya açılarak milli egemenliğin gölgelenmeye çalışıldığı süreçlere şahit olabiliyoruz.
88 yıl önce, Atatürk ve dava arkadaşlarının tereddütsüz benimsediği milli egemenlik ilkesinin içi, çeşitli özel gerekçelerle ve çıkar mücadeleleri adına boşaltılıyor, sulandırılıyor.
Heyecana kapılıp ‘Biz laikliği millet oyuyla mı getirdik?’ diyenler bile çıkıyor. Onlara dönüp, Atatürk’ü, Milli Mücadele ve inkılâp tarihimizi yeniden okumalarını tavsiye ediyorum. Milli mücadelenin en zor zamanlarında bile Atatürk TBMM’yi devre dışı bırakmadı.
SÜRREALİST MUHALEFET: Muhalefet ne yazık ki her konuda bir ret cephesi haline gelmiştir. İktidarın su içme ihtimali olan her kuyuya zehir atma gayretidir bu. O su kaynakları yarın, onlara da lazım olmayacak mı? Çaresizlik ve umutsuzluğun ittiği bu fantastik dünya, sadece muhalefet partilerinin kendilerine değil, Türkiye’ye zarar vermektedir.
Ben hoşgörülerine sığınarak bu durumu, resim sanatındaki ‘sürrealist’ akımlara benzetiyorum.
CHENEY YANITI: ABD Başkan Yardımcısı Cheney ile Ankara ziyareti sırasında yaptığım görüşmeyi Baykal diline doladı. Bizim, kapatma davasını Sayın Cheney’ye şikâyet ettiğimizi iddia ediyor.
Baykal, kendisine bile yakışmayan bu iftirayı ilk ortaya attığında ABD sefareti kendi bakımlarından, Başbakanlık da yazılı bir açıklamayla bizim açımızdan bu iddiayı resmen yalanladı.
Peki, Sayın Baykal, bu gerçeği kabul etti mi, bununla barıştı mı, tezviratı bıraktı mı? Hayır. Çünkü aradığı zaten gerçekler değildi ki. Onun derdi, kafa karıştırmak, temiz suya zehir dökmek, atmak.
Şimdi ne diyor, ‘bizzat Başbakan yalanlasın’. Peki ben yalanlıyorum, inanacak mısın? Başka işimiz yok, dönüp dönüp seni mi yalanlayacağız Sayın Baykal? İddia sahibi sensin, çık iddianı ispatla.
BAYKAL SIZLANMA: Bu doymak bilmez yalanlanma arzusundan vazgeç artık. Bizim, seni utandırmak gibi özel bir gayretimiz yok. Ama bakıyorum da sende de hiç sıkılma yok. Burada oyun oynamıyoruz, Sayın Baykal. Müsamere de yapmıyoruz. Ne istediğini bilmeyen çocuklar gibi, sızlanmayı bırak artık.
giderayak işlerim var bitirilecek,