You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Başörtülü kadınlar

Başörtülü kadınlar

Forumcu
Başörtülü kadınlar
Kadınlara yönelik şiddet artık göz ardı edilmesi mümkün olmayan bir konu.


Erkeklerin kadınlara reva gördükleri muamelenin hastalıklı olduğunu görmemek zor. Belki bu durum yıllardır yaşanmaktaydı ama günümüzde meseleye değişmiş demokratlıktan etkilenmiş normlarla bakıyoruz. Bu da geçmişte gazetelerin küçük haberlerinde sıkışan 'sıradan' olayların şimdi önemsenmesine yol açıyor. Ama demokratlaşan algıya paralel olarak bir başka değişim daha yaşanıyor: Aynı demokratlaşma kadınların taleplerini beklentilerini hayallerini özgürlük anlayışlarını değiştiriyor. Diğer bir deyişle ataerkil erkek bakışı açısından 'dayağı hak eden kadınların' sayısı artıyor! Çünkü kadınların kendilerine verilen erkek dünyası içinde tıkanıp kalmaya hayatlarını erkeklerin uzantısı olarak yaşamaya razı olmaları giderek zorlaşıyor. Bu erkek dünyasının kadını kişiliksizleştirdiğini idrak etmiş durumdalar ve yeni varoluş biçimleri geliştirerek duruma itiraz ediyorlar.
Bu itirazın en yoğun seslerinden biri ise başörtüsü hareketinin içinden yükseliyor. Başörtülü kadınlar kültürel kimliğin ötesinde bir 'kadın' tahayyülüne böylesine rahatlıkla ve komplekssizce sahip çıkarken muhakkak laik kesimde şaşkınlık yaratıyorlar. Laik kesimin anlamayı olanaksızlaştıran ancak cemaatçi kimliği pekiştiren bir 'öteki' algılaması var. Buna göre başörtülü kadınlar aslında İslami kesimin en tutucu kanadını oluşturmakla kalmıyor modern kamusal alanı istila eden zararlı yabancı yaratıklar olarak bir tür 'böcek' metaforu içinde tanımlanıyor. Ancak başörtülü kadın hareketi insani değerlerle demokrat zihniyeti bütünleştirme bağlamında en başarılı toplumsal olgulardan biri; bunda ısrarlı ve samimi olduğunu da her vesileyle kanıtlıyor. Böylece laik kesimin 'çağdaş' kadın metaforunun yüzeyselliği ve sekterliği ortaya çıkıyor. Ama daha da önemlisi bu 'çağdaş' kimliğin devlete otoriter zihniyete Kemalist külte ve dolayısıyla erkek egemen bir anlam dünyasına olan bağımlılığını daha açıkça görme fırsatı elde ediyoruz. Anlaşılıyor ki Cumhuriyet'in makbul kadın tipolojisi aslında normatif bir kadın figürünün haklarını savunmaktan öte gidemiyor. Nasıl laik kesim toplumun geri kalanıyla ilişki kurmakta zorlanıyorsa ondan daha da keskin bir biçimde 'laik kadın' bu toplumun gerçek kadınından uzakta duruyor. Laik kesimin 'kadın özgürlüğü' kendi hayatına sahip çıkmayı değil kendi hayatını bir 'ideal hayata' uydurmayı ima ediyor.
Bunun karşısında başörtülü kadınların sergilediği farklılaşmalar Türkiye'de beklenmeyen bir dinamiğin yaşanmakta olduğunun habercisi. Çünkü her şeyden önce bu kesimde 'farklılaşma' beklenen bir şey değil. Klasik algıya göre bunlar ataerkil ailelerin içinden gelen kafaları dinle yoğrulmuş erkek egemenliğine yüzyıllarca rıza göstermiş bir kültürün çocukları. Ne var ki son yirmi yıl içinde yaşanan değişim kadını da bir 'yeni nesil' olarak yeniden üretti. Bu kadınların normatif dünyasını kalıplaşmış ideolojiler üzerinden kurgulamak artık mümkün olmadığı gibi bu yönde ısrar kadın hareketinin daha da derinleşmesine içerik kazanmasına radikalleşmesine özgürleşmesine yol açıyor. Başörtülü kadın derneklerinin sadece son beş yılda aldıkları mesafe bu açıdan uyarıcı. Nitekim İslamî kesimdeki kadınların değişimi toplumun geneli üzerindeki normalleştirme etkisi yanında ister istemez muhafazakâr dünyayı da dönüştürmeye aday ve belki de son yıllarda Türkiye'nin başına gelmiş olan en hayırlı şey.
Bu değişimin muhtemel etkisini öngörmek için İslami kesimde refahın hızla arttığını yeni bir kentleşme anlayışının ortaya çıktığını estetik kaygıların ve boş zaman kullanma alışkanlıklarının hızla değiştiğini muhafazakâr ailelerde en önemli harcama kaleminin 'çocuk' olduğunu ve pedagojinin özen gösterilen bir konu haline geldiğini görmekte yarar var. Çünkü bütün bunlar aile içinde kadının rolünün radikal bir biçimde değişmekte olduğunun da göstergesi. Belki de en büyük depremlerden biri muhafazakâr aile yapısı içinde yaşanmakta. İslami kesimde dindarlık azalmıyor aksine genişliyor. Ancak aynı zamanda bu dindarlığın içeriği yeniden oluşuyor ve bu süreçte kadının damgası var. Ataerkil erkek dünyasının 'dindar' bulunmadığı bir noktaya doğru evriliyoruz. Ne var ki erkekler hâlâ olan bitenin farkında değil gibiler. Onlar hâlâ 'aile' güzellemesi üzerinden eski dünyalarına yapışmanın peşindeler.



ETYEN MAHÇUPYAN
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.