![[Resim: 3317.jpg]](http://www.dunyabizim.com/images/news/3317.jpg)
Sümeyye Kavuncu mizahi yazıları ile dunyabizim ailesine katıldı. Allah ümmet-i Muhammedin yardımcısı olsun! 15 Mart 2009 Pazar 17:59
Başörtülü kadının bir öğün yemeği: Velev ki apolitik olsun!
Reklam yapmamak için ismini söylemeyeceğim. Bir akşam bir arkadaşla fastfood restoranlarından birine gitmiştik. Tam sipariş verecekken beni bir stres sardı. Bir modernleşme süreci krizinin orda bile beni bulacağını nerden bilebilirdim ki?
Herşey birden o korkunç gerçeği fark etmemle başladı: İsteyeceğim menünün adı “Chicken Variety Menü”ydü. Hadi “Chicken” neyse, iki taraf da biliyor nasıl söyleyeceğini ve duyacağını. Ama “variety” kısmı biraz karmaşık. Bunu benim söylemem ve karşımdakinin de anlaması için ya ikimizin de Nişantaşı'ndan fırlama olması ve süper İngilizce telaffuz ediyor olması lazım(ki restoran da sadece basit bir fastfood restoranıydı henüz o tikilik mertebesinde değildi), ya da garsonun çok komplekssiz olup ben bir başörtülü kadın olarak “şurda varieti yazıyo ya işte ondan istiyorum” dediğimde beni ezici ve kibirli bakışlarıyla zavallı cahil bir başörtülüye dönüştürmeyeceğini bilmem gerekiyordu. Yemekle aramıza giren modernleşme süreci hepimizi yemeğe başlamadan bir modernite testinden geçirecekti.
Ben İngilizce üniversite okuyorum ama biliyorum ki fastfood İngilizcesiyle üniversite İngilizcesi birbirinden oldukça farklılaşan İngilizce şiveleridir. Yani ben güzel İngilizcem ve süper telaffuzumla “veraaidi” dediğimde bu aslında hiç de tiki fastfood jargonuna uymaz ve adam “veriti” mi demek istiyosunuz diye yine sizi aşağılar. Önemli olan İngilizceyi iyi bilmek de değil, sisteme tamamen adapte olmuş başörtüsüz biri olmaktır. Nitekim böyle de oldu o gün. Ben tüm üniversiteli üst sınıf duygularımla aşağılanmamak adına İngilizcemi konuşturma gayreti içindeyken Türk sosyetesindeki jargonu bilmediğimden cahil başörtülü kategorsinden yine kurtulamadım. İçten içe dalga geçmekten de geri duramadım bu durumla tabii.
“Veritiymiş, bi de beni aşağılıyo abuk subuk İngilizcesiyle hııh” yaparak tam da burjuva üstenciliğini yeniden üretiverdim kendi içimde, kendimi üstten konumlandırarak.
Bu ülkede başörtülü olunca daha bir tetikte oluyorsunuz modernizmden gelen aşağılamalara karşı. Her an biri çıkıp size “cahil başörtülü işte hıh” bakışıyla bakabilir ve sonradan sizin de nefret edeceğiniz kendini kanıtlamaya çalışma haline sizi sokabilir. Bu içten içe “ben de senin kadar batılılaştım aslında” kendini kanıtlaması olsa bile bunu düşünürken kendinize itiraf ettiğiniz kısmı yalnızca sizin de onayladığınız şu kısmıdır: “Ben öyle senin gibi batı özentisi değilim canım, kendi kimliğimle o kadar gurur halindeyim ki şu an nerdeyse ben seni aşağıladım aslında. Hıh…”
![[Resim: 3315.jpg]](http://www.dunyabizim.com/images/news/3315.jpg)
İşte ben de o gün tüüm bu durumdan kaçmak için sadece o kelimeyi garsonun anlayacağı ve görevli asker edasıyla aşağılama oklarına davranmayacağı bir şekilde söylemek istemiştim. İstediğim sadece o anı aşağılanmadan kurtarabilmekti. Bu isteğin kendisi nasıl saçma bir durumdur, başörtülü kadın ve garson neden bu gergin haldedir, ya da hiç İngilizce bilmesem ne olacak?
Acı gerçek, aydın Türk tikisine karşı oluşturduğumuz savunma mekanizması tüm kişilikliliğinin ardında aslında aynı aşağılama metotlarını öyle güzel içselleştirmiş durumda ki, onlardan bir farkımız kalmamış demek ki. O bahsedilen sınıf çatışması, elitlik yarışı gerçek demek ki. Durum bu. Sistem eleştirilerimizi sistem içinden pasif protestolarla geçiştirmeye çalışmayalım. Karşı çıkarken gerçekten ama gerçekten kendimiz olalım, elitist bir kibre kapılmayalım diye düşüncelere daldım yerken. O “Chicken Variety Menu” de boğazıma dizildi.
İşte Türkiye'de başörtülü olmak böyle bir şey. Yediğimiz yemek dahi siyasi simge bizim.
Sümmeyye Kavuncu