Dolayısıyla "barış" da insan merkezlidir. Kim istemez ki barış olmasın? İnancı ve imanı ne olursa olsun, "barış" istemeyen insan yok gibidir. Hz Adem'den bu yana en çok üzerinde durulan hadiselerden biri de bu olmuştur. Netice alınmış mıdır, elbet alınmıştır ama "güller" ekseninden ziyade "kılıçlar" ekseninde barışa gidilmiştir.
Çünkü insan, aklı olan, iradesi olan ve buna matuf da düşünen ve belli bir prensibe, düşünceye, inanca sahip olan demektir. Her insan bu merkezde, ideallerini şekillendirecek ve yeryüzünü bu idealleriyle tezyin edecektir. Ya da edilmesi bağlamında mücadele edecektir.
Kur'an'da insanlar iman ve inanç yönünden de isimlendirilmişlerdir Allahü Teala tarafından.
İman edenler (müslüman, mü'min),
İman etmeyenler, kafirler, müşrikler, puta tapanlar, münafıklar, Yahudi ve Hıristiyan'lar vs.
Bütün bu isimlendirilen insanlar fikir sahibi insanlardır ve her birinin de idealleri ve dünya görüşleri vardır.
Dolayısıyla ister istemez bu insanlar arasında "barış"tan çok bir mücadelenin varlığı gündemdedir. Zaten öyle de olmuştur.
Peygamberimiz'den daha nazik, daha kibar, daha müşfik ve daha narin biri var mıdır..? Yoktur değil mi..?
O bile "barış" telkinlerinin akabinde şiddet görmüş, işkence görmüş ve doğduğu yerleri de terketmiş,
Ve Medine'de, kah nöbet tutarak, kah savaşarak, kah ticaret kervanlarını vurarak vs. Medine'de ve koca Arabistan Yarımadası'nda "barış"tan ziyade İslam birliğini sağlamıştır.
Yani bir yönüyle "barış" tılsımları tuzaktan başka bir şey değildir.
Çünkü Arabistan Yarımadası'nın tamamında, ne tek bir kafir kalmıştır, ne tek bir müşrik kalmıştır ne de münafık ve Yahudi ve Hırsitiyan grupları kalmıştır. Putperstler de kalmamıştır.
Dolayısıyla "barış" asla yoktur, İslam egemenliği vardır, ümmet birliği vardır.
İslam Birliği olunca içte kardeşiz birbirimizle ama bu da yeterli değildir. İslam Devlet Başkanı devletini güçlü görürse kafir ülkelere şunu ültimatom verir:
"Ya iman ya savaş...!!!!"
Ehl-i Kitap devletlerine de şunu ültimatom veriyor:
"Ya cizye ya savaş..!!!"
Bütün İslam Fıkhi kitaplarımızda bu hükümler açık açık belirtilmiştir.
Netice:
"Biz barıştan yanayız" sözü kimden çıkarsa çıksın,
O sözden daha boş, daha manasız ve daha anlamsız bir söz yoktur...
Bırakınız günahkar müslümanları, Peygamberler'in hayatlarını inceleseniz bu zaten yeterli olacaktır.
İslam Birliği için mücadeleye devam...
Mücadele edenlere selam olsun...
Rabb'im rızasına matuf kılsın bana ölümü.