Güneşse buruk biraz,bulutların hükmünü savuran rüzgarın salına salına savruluşundan.
Kızgınlığını gölgeleyen bulutlar gizliyor güneşin son hükmünü yaza.Savrulup gitme vakti diyor her bir ışık huzmesi,aldırmadan kollarında sere serpe uzanmışlara.
Kesip yazın biletini,gök yollarından gitmenin hevesindeler şimdi.
Beklenen hava uzak değil,bir takvimlik mesafeden el sallıyor bak!
Savrulan sararmış yaprakların gölgesinde ses veriyor sessizliğiyle.Bense,sesine kattığım,sessizliğimle sesleniyorum ona.
“Buradayım.Solmaktayım...
Ve sarı –kızıl bir durakta son yolculuğuma hazırlanmaktayım…”
Köşeden bir fırtına görünecek birazdan.Hazır hüznüm, toparlanmış dört yandan.Sıkı sıkıya dolu bir bavul edasında bekleşiyor o da,sarı-kızıl bu durakta.
Rüzgar geçerken bu duraktan,salınıp en göz kamaştıran endamıyla bulutlara sarılacak bu son bahar da…
Ve Güz;yağmuruna kavuşur bu son kavşakta…
Geldi sonunda beklenen bahar...
Son virajında yazın ,son bir bakışla vedası yazıldı güneşin bulut yüklü havaya...
Bağrında yanık aşklar saklayan bir mevsimin son vasiyetidir,bulutlara özlem diye yüklenen her bir damla.
Ve hasretidir her bir mevsimin,mevsimsizlikte son bulan varlığının.
Solgun yaz güllerinin boynu bükülür,son bahara sevdalı çiçekler gibi…Sevdası yitik solgun yürekler gibi.
Kaybolan günlerin sırrını saklayan bir bahar daha salınır rüzgarla.
Bir nefesten bir nefese can bulan hayatlar gibi,son kavuşması sahnelenir son perdesinde baharın.
Murat SÂKİ