CEVAP
Böyle sorular, ateistlerin sayfalarında, sitelerinde sık sık bulunmaktadır. Bu nedenle de gündeme gelmektedir.
Her ilmi, ancak o ilmin uzmanları anlayabildiği gibi, kendisine Kitap verilen Peygamberden başka, kimse o Kur'anı net bir şekilde anlayamaz. İlim sahibi olmadığı için, Kitapta çelişki var zannedilebilir.
Birinci ayette, cinlerin ve insanların kulluk için yaratıldığı söyleniyor. Zaten kulluk etmezlerse Cehenneme gireceklerdir, bu nedenle bu amellerden sorumludur.
İkinci ayet eksik aktarılmış. Ayetin devamının mealinde şöyle yazıyor:
(Biz, cin ve insanların çoğunu Cehennem için yarattık. Onların kalbleri var, anlamazlar, gözleri var, görmezler, kulakları var, işitmezler. İşte bunlar hayvan gibidir, hatta daha da aşağıdır. Bunlar gafillerin ta kendileridir.) [A'raf 179]
Ayet-i kerimenin daha kolay anlaşılan meali de şöyledir:
(Cin ve insanların çoğunu teşkil eden, anlamayan kalbleri, görmeyen gözleri, işitmeyen kulakları olan gafiller, hayvan gibi, hatta daha aşağı oldukları için Cehenneme gidecektir.)
Demek ki Cehennem ehli olan cin ve insanların vasıfları ayetin devamında anlatılmıştır. O kimseler, hayvanlardan da aşağıdırlar.
Bu gafiller neden öğrenmez, bilmek istemezler? Çünkü onlar imansızlardır. İman olsaydı, kalbi nur ile dolar, o nur hem kulağa, hem göze tesir eder; göz görmeye, kulak da duymaya başlar. Bunları kısaca açıklayalım:
Kalbleri var, anlamazlar: Cehenneme gidecek olan bu kimseler, anlamazlar. İyiyi, kötüyü, küfrü, şirki, karı, zarı, Cenneti, Cehennemi anlayamazlar. Her cansıza can veren Yaratıcıyı anlayamazlar. Çünkü onların basiretleri kapaılıdır, Cehennem ehlidirler.
Gözleri var, görmezler: Gözleri var, ama göremezler. Bilimi, ilimi, fenni göremezler. Dünya'nın nasıl bir yörüngede olduğunu, evrenin muazzam güzelliğini göremezler. Ehl-i sünnet alimlerinin kitaplarını, doğruyu göremezler. İbret alınması gereken olayları göremezler.
Mesela Ay, Güneş niçin yaratıldı? Bunların da Kur'anda anlatılması büyük bir mucizedir. Benim bu konuda bir makalem de bulunmaktadır. Bunlar, boşuna mı yaratıldı?
Kulakları var, işitmezler: Okunan Kur'an-ı kerimi anlamazlar, işitmezler. Hak sözü bilmek istemezler. Dünya sevgisi onların kalplerini karartmıştır. (Hayvan gibidirler, hatta daha da aşağıdırlar) deniyor. Ha öküz trene bakmış, ha ateist Ay ve Güneş'e bakmış? Bunda hiçbir fark yoktur. Güneş, şimdiki yerden uzak olsaydı donardı. Yakın olsaydı, Dünya yanardı. Bunların hepsi milimetrik hesaplardır. Bütün fen adamları, böyle söylüyor ama bunlar işitmiyorlar.
İmansızlar aynı zamanda dilsizdirler. Birkaç ayet-i kerime meali:
(Onlar sağır, dilsiz, kördür, doğru yola dönmezler.) [Bekara 18]
(Onlar sağır, dilsiz, kördür, düşünemezler, akledemezler.) [Bekara 171]
(Onlar karanlıklar içinde kalmış sağır ve dilsizdir.) [En'am 39]
(Onlar, yaratıkların en kötüsü, gerçeği düşünemeyen, akledemeyen sağır ve dilsizlerdir.) [Enfal 22]
Neden dilsizler: Kelime-i şehadeti söyleyemezler. (Kainatın bir Yaratıcısı vardır) diyemezler. Zaten bunun için akılsız, kör, sağır ve dilsiz olmuşlardır.
İmansız, bütün kainatın yoktan var edildiğini, her şeyi yaratanın doğa olduğunu söylediği halde, yok olanların, çürüyenlerin ve ölülerin tekrar dirileceklerine akıl erdiremiyorlar. Nasıl oluyor ki Dünya, Ay, Güneş ve Doğa, yokken var olabiliyor, yani canlılık kazanabiliyor, ve ölüyor? Bunun Yaratıcısı bunları tekrar Yaratamıyor mu? Bu, nasıl bir ahmaklıktır?
Doğa demeyip başka güç dense de, yine aynı şekilde kendini yapabiliyorsa yine yapamaz mı? Bu sefer kendileri ile çelişmiş oluyorlar.
İmansız o kadar kafasızdır ki, Güneş'i, Dünya'yı ve Kainattaki her şeyi görüyor. Yani bunun bir Yaratanı olduğunu biliyor. Ama bunları tekrar yaratmanın [Diriltmenin] imkansız olduğunu sanıyor. Bu çok büyük bir akılsızlıktır. Çünkü Dünya zevklerine öylesine kapılmışlar ki, bunu engellemeye çalışıyorlar. Dini, yanlış ve cahillik olarak görüyorlar. Oysa ki İslamiyet, bizi bilim yapmaya teşvik eder.
Yoktan var olana inanıp da, yok olduktan sonra tekrar olacağına inanmamak çok saçmadır. Bir ateist, ateşe, ineğe, puta tapanlardan daha akılsızdır.
İnsanların çoğunun Cehennemlik olduğunu bildiren ayetler çoktur. Birkaçının meali:
İnsanların çoğu kafirdir. (Nahl 83)
Çoğu fasıktır. (Maide 49, 81, Tevbe 8, Hadid 16, 27)
Çoğu müşriktir. (Rum 42)
Çoğu inanmaz, iman etmez. (Bekara 100, Hud 17, Rad 1)
Çoğu inkarcıdır. (İsra 89)
Çoğu gafildir. (Yunus 92)
Kafirlerin çoğu akletmez, kafası çalışmaz. (Maide 103)
Ölüleri Allah'ın dirilteceğini çoğu bilmez. (Nahl 38)
Kıyametin geleceğine çoğu inanmaz. (Mümin 59)
Doğru dinin Müslümanlık olduğunu çoğu bilmez. (Rum 30, Yusuf 40)
(Çoğunu Cehennem için yarattık) mealindeki ayetin, (Çoğu Cehenneme gidecektir) anlamında olduğunu yukarıdaki ayetler göstermektedir.
İmtihan gereksiz mi?
Son sorunun cevabı şöyledir:
Allahü teala, imtihan etmeden de, kimin ne yapacağını elbette bilir. İmtihanı kendisi için değil, insanlar için yapmaktadır. Mesela Allahü teala ateiste, (Ben biliyorum ki, sen zaten inanmayacaktın, onun için seni Cehenneme attım) deseydi, ateist, (Suçum yokken, imtihan edilmeden, beni cezalandırmak adaletsizliktir. Beni dünyaya gönder, iyi ameller işleyeceğim) demez mi? Ateistlerin ve diğer kafirlerin böyle dememeleri için, böyle büyük bir merhamet gösteriyor Yüce Rabbimiz. Ama o iğrenç insanlar, Allahü tealaya merhametsiz diye iftira atıyorlar. Kafirler, tüm bunlara rağmen, kurtuluş ümidiyle şöyle diyecekler:
(Rableri huzurunda başları öne eğik, "Rabbimiz, gördük, duyduk, şimdi bizi dünyaya geri gönder de, iyi işler yapalım, artık kesin olarak inandık" diyecekler.) [Secde 12]
(Ey Rabbimiz, bize az bir süre ver, senin davetine uyup elçilerine tabi olalım.) [İbrahim 44]
Bunlara, (Siz dünyadan gelmiyor musunuz?) denilecektir. Kurtuluş ümidi kalmayan kafirler de cevaben, (Keşke toprak olsaydık) diyecekler. (Nebe 40)
Toprak olmayıp, sonsuz azaba mahkum bırakılacaklardır.
Ateistlere şunu diyor ve İslam'ı tebliğ ediyoruz: Bu feci hale düşmeden iman nimetine kavuşmalısınız.