Haydaa!. Ne diyordu Atakan bey, ne yersiz, ne biçimsiz bir bağlantıydı bu böyle!.
Bakın Atakan bey. Benimle konuşurken, sırtınızda bir minnet bohçası olmasın. Çünkü bana hiçbir borcunuz yok. Meseleye böyle yaklaşarak benimle rahat konuşmanızı isterim.
İyi ama beni siz kurtardınız!.
Hayır, daha önce de belirttiğim gibi Allah kurtardı. Bir akıntıda sürüklenirken, karşınıza çıkan bir kütüğe tutunarak kurtulduğunuzda, kurtuluşunuzu kütükten bilmeniz ve "Bu kahraman kütük beni kurtardı" demeniz ne kadar yanlış ise, bu meselede de kurtuluşunuzu Allah'tan değil de benden bilmeniz o kadar yanlıştır. Ben sadece küçük bir vesile idim. Böylesi durumlarda vesileye küçük bir teşekkür, vesileyi yaratan Allah'a ise büyük bir şükür gerekir.
Fakat siz benim için vuruldunuz!.
Hayır, ben sizin için vurulmadım. Ben inandığım değerler için, kendi kimliğim, kendi kişiliğim için ve bütün bunların fevkinde olan Rabbimin rızası için vuruldum. Rabbimin rızasını gözardı ederek değil sizin için, Resulullah (s.a.v.) için dahi canımı tehlikeye atmam.
Hiç cevap vermeden düşünceli gözlerle bana bir süre baktı. Bakışlarından beni biraz anladığı, biraz anlayabildiği görülüyordu.
Atatürk'ün koskoca bir toplumu kurtardığına dair ifadenize de katılmıyorum. Atatürk bir komutan olarak bu toplumun kurtulmasına önemli katkılarda bulundu deseydiniz, bu sözünüz daha makul olabilirdi. Çünkü bizler müslümanız. Bir kurtuluş mücadelesinde ordumuzun başında Resulullah (s.a.v.) dahi olsa, bizler kazandığımız zaferi Resulullah (s.a.v.)'den değil, önemle ve öncelikle Rahman olan Rabbimizden, Rabbimizin lutuf ve yardımından biliriz. Zaten alemlere rahmet olarak gönderilen Efendimiz (s.a.v.) de her zaferi Allah'tan bilir ve bizim de böyle bilmemizi isterdi.
Sustu, cevap vermedi Atakan bey!.
Duvarda asılı olan bir şiir gözüme ilişti yine. Daha önce bir lokalde okuduğum ve Atakan beyin bürosuna ilk geldiğim gün duvarda asılı olduğunu farkettiğim bu şiiri Atakan beye göstererek "Bu şiirde yazılanlara katılıyor musunuz?" dedim.
Önce duvarda asılı olan şiire sonra bana dönerek "Herhalde siz katılmıyorsunuz" dedi.
Tabi katılmıyorum. Atatürk olmasaydı, annemizin kim olduğunu bilsek de, babamızın kim olduğunu bilemeyeceğimiz ifadelerine nasıl katılabilirim ki!. Koskoca bir milletin namusunu bir insana bağlamak, o millete büyük bir hakarettir. Çünkü bu milletin anaları, tek başlarına kalsalar dahi namusları için canlarını verebilecek olan analardır. Tabi ki bunun istisnaları vardır. Mesela bu sözleri yazanlar ve bu yazılanlara katılanlar, bu istisnalardan olabilir!. Bunlar kendileri adına konuşarak, kendileri adına böylesi şiirler yazarak, "Atatürk olmasaydı bizler birer piç olurduk" diyebilirler. Ancak bu sözü bizlere, bu sözü koskoca bir millete nisbet etmesinler."
Mehmed Alagaş - CUMALİ (Romandan bir bölüm)