Öncelikle Dikkat'le Okumanızı Tavsiye Ederim ..
Birinci Rivayet, kendisi ileri dereceden bir Mason olan Atatürk’ün doktoru Mim Kemal Öke’ye ait. Öke bir seferinde Atatürk’e Masonların başına geçmesini teklif etmiş. Ancak Atatürk mealen, Masonluğa girmeyeceğini çünkü prensiplerini başkalarının koyduğu hiçbir işe girmediğini söylemiştir.
Gayet Güzel
Devam edelim ..Lakin bu konuşmada ilginç bir nokta var. Öke’nin, Masonluğun ideallerini soran Atatürk’e verdiği cevap, onların Cumhuriyetinkilerle birebir örtüştüğü şeklindedir. Bunun üzerine yanlarında bulunan bir zat, ‘Madem aynı ideallere sahibiz, öyleyse neden Masonluk diye ayrı bir cemiyet var?’ sorusunu sorar haklı olarak. İşte locaların gerçek kapanma sebebini bu kritik sorunun içeriğinde aramak gerekiyor.
Devam Edelim ...
Çünkü Mason Üstad-ı Azamı Celil Layiktez’in bir ifadesi var ki, Mason cephesinin ‘uyuma’ eylemini nasıl yorumladığını pek güzel sergiler. Masonlara göre, CHP ve Halkevleri zaten Masonik idealleri benimsemişlerdi. Dolayısıyla kendilerine ihtiyaç kalmamıştı. Artık gönül rahatlığıyla uykuya dalabilirlerdi. Uykuya ' Derken .. Mason Yocalarının kapatılması Anlamında ..
Toparlarsak, kapanma olayının şu sırayla gerçekleştiği anlaşılıyor:
Mason localarından duyulan rahatsızlığın Atatürk’ün yönlendirmesiyle Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt’a duyurulması; Bozkurt’un CHP Grubu’nda Masonluğu eleştirmesi; mesajı alan yüksek dereceli Masonlardan İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’nın harekete geçerek 33. dereceden Masonları toplantıya çağırması ve kendileri kapatmazsa locaları devletin kapatacağını bildirmesi; nihayet 8 Mason üstadın tüm locaları kapatması ve bütün mallarını Halkevleri’ne bağışlaması.
Ancak yakalanması gereken ince bir nokta yatıyor burada. TC 1935’te, Cumhuriyet öncesine ait sivil kalıntıları ortadan kaldırmak için kolları sıvamış, bütün yolların partiye çıkacağı ve faaliyetlerin onun şemsiyesi altına alınacağı bir sürecin düğmesine basmıştır. CHP bayrağındaki 6 okun sembolize ettiği prensipler zaten olmuş ve olması muhtemel her türlü fikri temsil etmiyor muydu? O halde başka kurumlara ve derneklere ne gerek vardı?
Ancak devlet, bu hükümet dışı kuruluş ve dernekleri kapatmıyor, kendilerini feshetmelerini istiyordu. İşte Türk Ocakları ve Kadınlar Birliği bu yöntemle kendilerini feshetmişti. Şimdi sıra Mason localarına gelmiş, önden haber uçurularak kapılarına kilit vurmaları istenmişti. Onlar da uyumayı tercih etmişlerdi. Velhasıl devlet-parti bütünleşmesi dediğimiz olayın başladığı yıldır 1935.
Atatürkün mason olduğu Masonların ünlü dergisi olan Mimar Sinan dergisinin yanılmıyorsam 24. sayısında bariz bir şekilde açıklandı..