Aslında şöyle bir yazlık sinemamız olsa çimlere oturup Cüneyt Arkın filmleri izlesek. Ama yok! Burası Türkiye ve ben romantik olamam öyle mi? Peki! O zaman hadi gelin çılgınlar gibi birbirimizi bombalayalım. Çok değişik bir motivasyon anlayışımız var galiba. Canımızın bu kadar sıkılışının sebebi neşesizlik, aşksızlık, imanlık. Kimseyi tekfir ettiğim yok. “Zalimin zulmu sevenin Allah’ı var ul*n!” dediğinizi duyar gibiyim. İmansızlık derken kendimize vakit ayırmayışımızdan, ayıramayışımızdan bahsediyorum. ” Kendini bilen rabbini bilir.” Biz kendimizi tanımıyoruz. Biz kimiz? Burada ne yapıyoruz? Biri bize Gesi Bağlarını söylesin Allah aşkına! Hikayemizi unutuyoruz. (Yazının ortasında çok acil not: “En çok ben kendimi tanımıyorum, beylik laflar ettiğime bakmayın”)
Neşelenmek demişken neşe, güzel muhabbetten doğar. Zaten muhabbet güzeldir, kaynağı hubdur, sevgidir. Sevmeyen de üzülmeyen de alçaktır. Ben demiyorum, onlar diyor. İnanmayanlar, umutsuzlar, korkaklar alçaktır. Muhabbete, inanmaya, ümit etmeye çok ihtiyacımız var. İki rekat namaz kılıp kendimize gelmeye çok ihtiyacımız var. Sana, bana çok ihtiyaç var. Birileri muhabbet halkaları kursun Allah aşkına! Neşeyi unutuyoruz.
ayşe beyza çiçek