Aşksız iman kör bir bağnazlıktır.İmansız aşk, bağnaz bir körlüktür.
İmansız aşk, bir hiç uğruna yapılan fedakarlık, seraba doğru giden bir susuzluk, aldatmaya giden bir deli telaşı ve ulaşmadıkça asla tanıyamayacağı bir yalandır. Ulaşınca da hayali bir gölge gibi kaybolur ve geriye ümitsizlik utangaçlık ve nefretten başka hiçbirşey bırakmaz.
İmansız aşk maşuk olmadıkça vardır; o da yok olur. Bu aşk kavuşmakla sona ermez; o aşk kavuşunca başlar.
Aşksız iman, hafıza deposuna hapsedilen bilgiler gibidir.Donuk ve ölü bir ilimdir. Ruha karışmaz.İşte bu yüzden ruhsuz alimler yetiştirir. Görüyoruz, ne kadar çok ne kadar çirkindir.
Aşksız iman da zincir ve prangalarla dolu bir zindandır; ruhu öldürür, kalbi delirtir ve hayatı manasız bir kelime haline dönüştürür. İnsan manasız bir lafız haline gelir.Bütün varlığı sakal,tespih,seccade,akik yüzüğü ve tam bir taharetten ibaret olur.
İmansız aşk, kaş aldırmak,makyaj yapmak ve süslenmektir. Bunun ötesine geçemez. Ama aşktan sonraki iman!Ne diyeyim?
Aşksız iman, çirkin,ruhsuz ve donuk hayali şeylerden ibarettir, aşksız iman; hayatın bir döneminde görülen hareketler, kaynaşmalardır. Yaşlılıkta, evlilikte, az yemekte, borçlanmada, makamda, veya babası hacı olan zengin biriyle nişanlandığında ölmeye başlar!
Ne diyeyim? En yüce doruğunda bile yol seni rahatsız ederse bir anda bırakır, terk edersin.
(ALİ ŞERİATİ-YALNIZLIK SÖZLERİ-2)